MEFENEF

Adıge Profesör Bırsır Batırbıy ile Söyleşi

Adıge Profesör Bırsır Batırbıy ile Söyleşi

 

2 Ağustos 2009 Pazar günü akşamı Bandırma Yeni Sığırcı/ Kabardey köyüne konuk olarak gelen Adıgey’in “NEF” Çocuk Şarkı ve Dans Topluluğu, Kabardey köyünü ve çevre yerlerden gelen Adıgeleri onurlandırmıştı. Köy ve çevre halkı konuklarla bir araya geldi, söyleşiler yapıldı ve özlemler giderildi. Gençler gecenin ilerleyen saatlerine değin dans ettiler ve eğlendiler. Çoğu kadın, köy ve çevre halkı da dansları izledi.

Bu arada dilbilimleri uzmanı Bırsır Batırbıy, Adıge mak” gazetesi yönetmeni ve yazarı Derbe Timur, Şapsığ aydını ve “Şapsığ” [Шапсугия]  gazetesi yönetmeni Nıbe Anzor, pşınave Kalekute İnver, Adıge Televizyonu sunucularından Ҭeşu Svetlana ve daha birçok sanatçı ve çocuklarla tanıştım. Nıbe Anzor’u daha önceleri görmüşlüğüm de vardı. Bütün bunlar üzerine yayınlanmış hayli çeviri ve yazımız bulunuyor.

Hacıosman/ Lequaşe (ЛэкIуашэ) köyü ve bir Vıbıh aile

 

Vıbıhça- Adıgece- Rusça Sözlük

Dr. Bırsır Batırbıy ile uzun bir söyleşide bulundum. Ayrıca onu, 3 Ağustos Pazartesi günü Manyas’ın Hacıosman/ Lequaşe  köyünde Vıbıh dilini yaşamış ve anlamakta olan bir aile, Ćıv (КIыу) Özcan Komaç ve eşi Ŝhapĺı Sevinç Komaç ile görüştürdüm. Görüşmenin değerlendirmesini saygıdeğer bilim insanımız, kuşkusuz benden çok daha iyi yapacak biridir. Bu bakımdan konuyu değerlendirmeyi B. Bırsır’a bırakıyorum, en başta ben Vıbıh dilini bilen biri değilim. Başka konularda da Sayın Bırsır Batırbıy’a  şu soruları sordum ve özetle aşağıdaki yanıtları aldım:

Dönüş konusu

Bizde  güncel bir konu, bu nedenle soruyorum. Rus ve Adıgey yönetimleri dönüş için ne düşünüyor ve ne gibi olanaklar sağlıyorlar?

–  2009 yılı için diasporadan/dış ülkelerden talepte bulunacak olan 1,500 Adıge/Çerkes’e oturma izni verilecek . Oturma izni alan kişi ev ve toprak alabilir, iş kurabilir. Rusya yurttaşı olmak için ise 5 yıl beklemesi gerekiyor (1).

–  Yurttaş olmayan birinin devletten değil, sadece özel kişilerden ev ve toprak satın alabildiği söyleniyor, doğu mu?

– Sorun değil, o kadar çok toprak var ki, kimsenin bir kuşkusu olmasın, işlemek isteyen herkese işleyebileceği kadar toprak verilir. Parasız verilme durumları da var, ucuz ve bedeli uzun vadeli, taksitle ödenmek üzere verilecek topraklar da var. Köylerimiz boşalmış, kentlere akmış durumda, köylerde çok sayıda boş ve terk edilmiş ev var, bu tür evleri çok düşük fiyatlarla satın alma olanağı var, o kadar çok toprak var ki… Yeter ki işleyecek birileri çıksın tek, gerisi kolay (2).

– Asayiş sorunu iyi değildi, şimdi bir düzelme var mı?

– Rusya Federasyonu bütününde olduğu gibi, onun bir parçası olan Adıgey’de de sorunlar var. Geneli düzelmeden özelin düzelmesi zor. Dönüş işindeki ana engelin bundan – asayişin bozuk olmasından – kaynaklandığını anlıyorum. Sabırlı olmak gerekir. Zamanla birçok şey düzelecek, dönenler de çoğalacaktır, aceleci olmamalıyız. Zaten Rusya’nın ve bizim çok büyük bir nüfus sorunumuz, açığımız var.

Nüfus sorunu

Televizyon yayını ve Adıgece’nin durumu

Adıgelerin kökeni sorunu ve soydaş topluluklar

Hattilere gelince, onlara ait arkeolojik buluntularla Kafkasya’daki buluntular arasında benzerlikler var, ortak motiflere rastlanıyor. Bu da bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Hatti dili ile Adıge, Abhaz ve Vıbıh dilleri arasında ilişki kurmaya çalışmış yabancı bilim insanları var. Biz, şimdilik o insanların yaptıkları çalışmalar üzerinden değerlendirmelerde bulunmakla yetiniyoruz.

Hitit Güneşi

Bırsır Batırbıy burada Adıgece ve Vıbıhca birer cümle kurarak benzerliğe/ paralelliğe dikkat çekiyor: Örneğin, Adıgece “thaqume” (kulak) sözcüğünün Vıbıhca’da “laqume” olduğu gibi kulağa ilginç gelen birkaç örnek sözcük de sıraladıktan sonra şöyle dedi: “Vıbıhlar daha Kafkasya’da iken Adıgeleşmiş/ Şapsığlaşmış olan bir topluluktur” (7).

Cigetler kimdir, Karadeniz kıyı topluluklarının sonu ne oldu?

Soykırım ve sürgün sonrası Adıge ve Abhazların günümüz yerleşim alanları

Abhaz ve Adıgelerin şimdiki durumları

– İyi değil. Bir oğlum Abhaz safında savaşa katıldı. Sayıları çok az, 50 bine düşmüşler deniyor. Adıgelerden daha fazla asimile olmuş [Ruslaşmış] durumdalar. Diasporadan onlara Abhaz nüfus takviyesi/ aktarımı gerekiyor. Şimdiden Abhazya’da her taraf Rusla doldu (10). “Çocuklar Abhazya’da Rusça konuşmaya başlamışlar” deniyor.

– Peki sizdeki çocukların Adıgece konuşma durumları nedir?

– Köydeki çocuklar Adıgece konuşuyorlar, kentlerde ise sıkıntı yaşanıyor, Rusça bastırıyor. Okullarda Adıgece dersine Adıge kökenli öğrencilerin hemen hepsi alınıyor, Rus kökenli öğrencilerden ise, isteyenler Adıgece okuyorlar. Adıge ya da Rus kent ve köy okullarının tümünde mutlaka Adıgece dersi bulunuyor (11). Ancak öğretmen yetersizliği de yaşanıyor.

Şapsığların durumu

Yol yapımı ve 2014 Soçi Olimpiyadı

Notlar:

12009 yılında Rusya Federasyonu yönetimi tarafından, dış ülkelerden Adıgey’e  gelecek  olanlar için    1,500 kişilik bir kontenjan ayrılmıştı. Ancak diaspora Adıgeleri gerekli  ilgiyi göstermemişlerdi.

2 Toprak konusuna gelince, RF’de kararlar sık sık değişiyor, hukuki öngörülebilirlik ve oturmuşluk  zayıf. İnsan hakları savunucusu Sayın Khuade Adnan’ın birkaç yıl önce verdiği bir bilgiye göre, Adıgey’de bir hektar (10 dönüm) tarım toprağı 3.000 dolar, Maykop’ta 1+1 daire fiyatı da 30.000 dolar idi. Hükümet üst üste üç yıl toprağı ekmeyenden toprağı geri alıyordu.  Terk edilmiş ve boş köy evleri vardır, ancak diaspora Adıgeleri kentleşmiş bir nüfus, yerleşim köylere değil kentlere yönelik.  Köy yerleşimi, devlet desteği yoksa, bireysel değil, kitlesel ölçekli dönüşlerde söz konusu olabilir.

3 – Batırbıy, 2002 yılı sayımına dayalı eskimiş bilgiler vermişti. 2010 yılı yeni nüfus sayımına göre durum şöyle: Kırsal kesimi ile birlikte başkent Maykop’un nüfusu 164  575 ve bunun 29 400’ü Adıge’dir (% 17,65). 2010 yılı nüfus sayımına göre Adıgey’in Adıge nüfusu da yaklaşık 109 700’dür (% 25,8). Adıge sayısına, Adıgey’de oturan ve nüfus sayımında kimliğini Çerkes, Kabartay ve Şapsığ diye yazdırmış olanlar da dahildir.

4 – Adıgelerin kendilerine ait ulusal bir televizyon istasyonu yok (Çeçenlerin var, Avarların da olduğu söyleniyor). Bu durumda, Moskova’dan yayın yapan devlet kanallarından biri Adıgeceye saat ayırıyor ve o saatte  Maykop’tan Moskova’daki istasyona bağlanılarak Adıgece yayın veriliyor. 10 dakikalık süre, şarkı ve müzik programları da eklenerek bazı özel günlerde artırılabiliyor. Son bir habere göre, Maykop’ta Adıgey’e ait olacak (Çeçenlerinki gibi), Rusça ve Adıgece yayın yapacak bir televizyon istasyonu kurulmaya çalışılıyormuş.

 5 –  Sayın Batırbıy’ın verdiği bilgiler eskimiş bilgiler. Söyleşinin yapıldığı 2009 yılından bu yana eğitim politikasında  değişiklikler oldu: 2018 yılında yapılan son düzenlemeye göre, Adıgece dersler, öğrencinin ya da velisinin  yazılı isteği koşuluna bağlandı, yazılı istek varsa Adıgece sınıf açılabilecek. İstek yoksa Rusça eğitim yapılacak. Sınıflara göre Adıgece ders  dağılımı da şöyle:  1-4 sınıflarda haftada 3 ders saati, 5-9 sınıflarda  2 ders saati. Liselerden ise Adıgece dersler kaldırıldı.

Nahıjlar –Yaşlılar- Meclisi’nin girişimiyle Maykop’taki 4 pilot okul ile birkaç ana okulunda (9 anaokulu ya da kreş) daha yoğun  Adıgece öğretileceği kararlaştırılmıştı. Durum nedir, bilemiyoruz, pandemi nedeniyle eğitimde aksaklıklar yaşanıyor olmalı. Bak.“Çerkesçenin Korunması İçin 2019’da Adıgey’de Yapılan Çalışmalar”.

6 Adıge Xabz (Adıge Geleneği) kitabı,  Adıgece ders saatleri azaltıldığı için artık okutulmuyor olabilir. Kıyıboyu Şapsığe’de isteyen öğrencinin okuyabildiği söyleniyor.

7Hattiler (Xэтхэр) Anadolu’da büyük bir imparatorluk kurmuşlardı. Sanatta, teknik alanda ve kültürde ileri gitmişlerdi. Tarih, Hattileri İlk Çağ’ın en temiz, temizliğe önem veren toplumu olarak tanıyor. Hattilerin devleti vardı ama yazıları yoktu. II. bin yılda (4 bin yıl kadar önce) bir Hint-Avrupa dilinde konuşan ve yazısı olan Hititler Anadolu’yu istila ettiler,  Hatti din ve kültürünü benimsediler. Hititler yazısı olmayan Hattileri zamanla asimile ettiler. Hattilerden kopan bir grup insan Doğu Karadeniz kıyılarına göç edip yerleşti ve bugünkü Adıge, Vıbıh ve Abhaz dillerinde konuşan toplulukları oluşturdular, deniyor. Bu bir görüştür. Karşı görüşler de var tabii.

Vıbıhlara gelince: Şapsığca, Adıgecenin en eski ve en çok sessizi olan lehçesidir, deniyor. Vıbıhçaya gelince, Şapsığcadan da çok, 80 adet  sessizi olan bir dil. Sessizi daha az olan dil, sessizi daha  çok olan dildeki fazladan sesleri tam algılayamaz ve söyleyemez (telaffuz edemez). Örneğin, Türkler “жъо”, “жъ”, “лъ”,  “лI”, “kI” gibi  40 kadar fazladan ek işaretle ifade edilen Adıge dilindeki sessizleri algılayamaz,  çıkaramaz ve söyleyemezler. Bu açıdan Adıgece konuşan birine   Vıbıhça, Türkçe konuşan birine Adıgece, Hititçe konuşan birine de Hattice zor gelir, o dillerde ne söylendiğini hızla algılayamaz.

Sessiz sayısının çokluğu, konuşan kişiye  tanım yapma, anlatım kolaylığı ve çabukluğu sağlar ama hem güçlü ve hem de zayıf yanları var. Güçlü yanı, kavramları hızlı kavraması ve bir sessizle ve sesli yardımıyla tabii, birçok değişik durumu açıklaması, ilerleyen teknolojiye uyum kolaylığı, yeni sözcükler üretmeye uygun olması, zayıf yanı da “ö”, “ü” gibi seslilerinin olmaması, uzun “a”, “e” seslilerin az olması, asimilasyona açık, kolay eriyebilir, öğrenilmesi, özellikle telaffuzu ve yaygınlaştırılması zor bir dil olmasıdır. Bildiğim Adıgece lehine ikinci (ilki Vıbıh’ı özümleme) asimilasyon örneği Düzce’deki Şapsığcalaşma, ki henüz incelenmemiştir. Sanırım Şapsığlar eski ve çoğunluk yerleşikler olmaları, bir yazılı yöresel dil yaratmaları gibi nedenlerle diğerlerini (Abzah, Kemguy, Besleney, Kabardey) eritmişlerdir. Adıge dilindeki sessiz çokluğu ve algılama için, dil bilgini  Dr. John Colarusso, şu basit örneği veriyor: “Küçük kızıma Bjeduğ lehçesinde ‘çıgı’ (ağaç) diyerek ağacı gösterdiğimde, kızım da Kabardeyce ‘jıg’ diye karşılık veriyordu, çünkü Kabardeyce Adıgecenin en basit ve en az sessizi olan biçimi.

Hatti dili ve diğer Önasya Dilleri  (Sumer, Elam, vd) bu gibi nedenler – sessiz çokluğu ve basit dil tarafından özümlenme – sonucu yok oldular. Adıgece ve Abhazcaya gelince, teması az, yalıtılmış yüksek dağ vadilerinde dışa kapalı, izole  yaşadıkları için, Hattilerden sonra 3-4 bin yıl gibi bir süre daha kendilerini korudular, şimdi, yeterli devlet korumasından yoksun oldukları için yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar.  John Colarusso, Adıgecenin olumlu, güçlü anlatım özelliğini “hızlı dil” diyerek açıklıyor, Adıgecenin hızlı dil olma özelliğini keşfeden de Colarusso’dur. Hızlı dil kategorisine Adıge, Vıbıh ve Abhaz dilleri giriyor. Dediğimiz gibi, daha az sayıda sessizi olan dillerde konuşanlar Vıbıhça gibi 80 sessizi olan bir dildeki sessiz seslerin hepsini algılayamıyor ve söyleyemiyorlardı. Günümüz örneğinde, zor dil üzerindeki doğal  koruma kalkanı kalktığında, kitleler ve bireyler kolay olana ya da desteklenen dile yöneliyorlar. Kuzeybatı Kafkas Dillerinin (Adıge, Kabartay, Abaza ve Abhaz) hiçbiri  üzerinde güncel anlamda  koruma kalkanı (devlet koruması) bulunmuyor. Adıgecenin eğitim alanındaki perişan hali  gözler önünde.

Sessiz çokluğu konusunda başka bir örnek verelim: Türkçe’de sessiz sayısı 21’den çok ise de, yazı dilinde 21’e düşürülmüştür. Örneğin, “k” harfi iki sessizi içerir: “ka”- kadın (kalın k) ve “ke”- kedi (ince k), al– kalın, el – ince. Türkçe, sessiz azlığı nedeniyle Adıge ve Abhaz dillerini kolayca  eritebiliyor. Başka basit bir örnek daha: Abzah’ta tek bir “j” (ж) sessizi var, K’emguy’da ise üç “j” (ж,жь,жъ) sessizi var, Abzah bu üç sessizi ayıramaz, üç sessizi  tek sessiz imiş gibi algılar – sadece kendi dilinde olan biçimi algılar ve telaffuz eder -, çünkü Abzah kendi lehçesinde olmayan  fazladan iki “j” sessizi (жь,жъ) ile karşılaşmış olur, şaşırır. Abzah cümlenin gelişinden ne denmek istendiğini anlamaya çalışır, o da Abzah’ı yorar. Bu özelliğiyle Abzah, daha çok sessizi olan Abaza, Bjeduğ, K’emguy, vd lehçeleri kısmen özümlemiştir. Sessiz çokluğu nedeniyle Vıbıhlar, sessiz sayısı daha az olan  Adıgeceyi daha çabuk öğreniyor, ama Adıgece konuşanlar  Vıbıhçayı zor öğreniyor ve zor  konuşuyorlardı.

Sayıca az olma, karışma ve özellikle de evlenme gibi nedenlerle Vıbıhça konuşanlar giderek  azaldılar, sonunda ve süreç içinde Vıbıhça kendisini yeniden üretemez oldu ve söndü.

Durumu biraz daha  somutlaştıralım: Vıbıhça konuşan, ama Adıgece de bilen, iki dilli bir erkek, sadece Adıgece konuşan bir kadın ile evleniyor, sokakta her iki dil  de konuşuluyor diyelim, bu durumda çocuk için yeğlenecek olan dil, öncelikli olarak Adıgece (Şapsığca) oluyor, yani çocuk Adıgeceyi öğreniyor, ama Vıbıhçayı öğrenemeyebiliyor. İstisnası, evde nine, dede, amca, hala, teyze gibi Vıbıhça konuşan yakınları varsa, onlar da Vıbıhça konuşuyorlarsa, çocuk ikinci dil olarak Vıbıhçayı da öğreniyordu. Böyleleri yoksa, doğal asimilasyon (kendiliğinden erime) gerçekleşiyordu. Güneş görmüş karın erimesi gibi, dil de eriyordu.

Eskiden Adıgeler  içinden çok sayıda aydın ve bilginin çıkmış olması, bu kişilerin Adıgecedeki  sessiz çokluğundan, hızlı dil olma avantajından yararlanmış olmalarına dayanıyordu. Sessiz çokluğu çok şeyi bir sözcüğün değişik sesleriyle açıklamayı, ne söylenmek istendiğini anlamayı sağlıyor, uzun uzadıya konuşmaya, tarife gerek bırakmıyordu. Çocukluğumda bilge yaşlılarımız Kafkasya’da iken tüm teknik terim ve sözcüklerin, ilaç, hastalık ve bitki adlarının Çerkesçe karşılığının yaratıldığını ve bilindiğini söylüyorlardı. Çocuklar Rusça, Türkçe ve Arapça terim ve kavramları, bilimsel konuları ve benzerlerini Adıgece bilmeyenlere oranla daha hızlı ve daha kolay öğreniyor, dersi anlatıyorlardı. Maalesef Adıge veliler bu özelliği kavrayamamış ve Türkçü/ gerici politikaların izinden giderek bu avantajı yitirmiş, bindikleri dalı kesmiş oldular.

Bırsır Batırbıy, Tiflis’te Gürcü hocası Bayan Prof. Dr. Ketevan Lomtatidze‘nin  (1911-2007) kendisine şöyle dediğini bana söylemişti: “Batırbıy öylesine müthiş bir diliniz var ki, dünyada Rus sayısı kadar bir Adıge sayısı da olsaydı, uluslararası iletişim dili İngilizce yerine Adıgece (Çerkesçe) olurdu”.

8Vıbıhlar bey (pşı) sınıfı olmayan ve “Xase”si – Meclisi (hase) bulunan  4 özgür (bağımsız) Adıge topluluğundan biriydi. Diğer üçü – Şapsığ, Natuhay ve Abzahlar idi. Vıbıh ülkesinin Rusya ile kara sınırı yoktu ve  cephe gerisinde kalıyordu. Bu gibi nedenlerle sonuna değin Ruslarla uzlaşma ve barış karşıtı bir politika izledi, durumunu korumak istedi. Daha açık bir ifadeyle Vıbıhlar  sürekli  savaş kışkırtıcısı oldular. Bu da  yıkıma katkı sağladı. 

Vıbıhlar içinde köle (pşıł) emeğini sömüren geniş ve gerici bir egemen  kesim vardı, bu kesimin göz yumması sonucu yağma ve insan (esir) ticareti  gibi insanlık suçları da işleniyordu. Egemen zümre  tutucu olduğu için barış girişimlerini sürekli sabote etmiş, diğer üç topluluğu, özellikle de Abzahları felakete, savaşa kışkırtmıştı. Sonunda, 1860’larda azı, direnişe katılmayanlar Rus yönetimindeki Kuban yöresine ‘göç etti’, çoğu da 1864’te  gemilerle Türkiye’ye yollandı. Ülke elden gitti. 1860’larda Kuban’a göç eden Vıbıhların çoğu, Abzahlarla, vd ile birlikte 1880’lerde Türkiye’ye ikinci göçü yaptılar.

9 – Dr. Bırsır Batırbıy, Rus istilası sonucu Adıgelerden  “500 binden çok insanın öldüğünü” söylüyor. Dr. Abreg Almir de aynı görüşte. Daha sonra yeni bulgular elde edildi: Amerikalı araştırmacı Dr. Walter Richmond, Tiflis’teki Rus arşiv belgelerine dayanarak, özetle “General Evdokimov’un operasyonları sırasında en az 625.000 Çerkes’in ölmüş olduğunu”  yazıyor ve ilginç bir varsayımda da bulunuyor:  Çerkeslerin “1860’ta 1,5 milyon nüfuslu olduklarını ve yıllık % 2 artışla, bugün için 30 milyon olmaları gerektiğini” belirtiyor.

General Evdokimov

Şimdilerde ise, Sayın bilim insanına göre, yeryüzündeki  Çerkes sayısı,  700 bini RF’de olmak üzere, 4 milyon ile 6 milyon arası (Walter Richmond, Çerkes Soykırımı, s.123).

Ne etmeli, bu “başarısı” nedeniyle General Evdokimov’a, mezarından kaldırıp  ‘Karanlıklar Prensi’ ya da ‘Mahşerin Ölüm Atlısı’ nişanını mı takmalı?..

10 – Abhazya’da Ermeni nüfusunun arttığı söyleniyor. Nedeni Azeri-Ermeni çatışması ve Ermenistan’daki ekonomik çöküntü. Ermeniler geçmişe ve diasporalarına takılı kaldılar ve güçlü  komşuları (Türk ve Azeriler)  ile uzlaşma, barışma yollarını tıkayıp milliyetçi bir rotaya girdiler. Bu da ekonomik, sosyal ve askeri çöküntüyü getirdi. Son savaşta Ermenistan, Rus yardımıyla Dağlık Karabağ’ın özerk parçasını elde tutabildi. Nahcivan ve Laçin koridorlarının açılmasını kabul ederek ambargoyu kaldırtma fırsatını elde etti. Ermenistan’dan gelen sığınmacı  nüfus Abhazya kırsalına da yönelmiş,  emek ağırlıklı olarak  toprağı da ekmeye başladı, deniyor. Yerleşimci Rus nüfusun ise tarıma, köylere  yönelmeyeceği belli. Onun üst bir yaşam standardı var. Rus, gelişmiş Rus sanayi kentleri, muhteşem St.Petersburg, Moskova ve diğer sanayi kentleri dururken, yoksunluk içindeki köylere, dağlık Abhazya’ya  ne diye yönelsin ki? Ama bu durum Rus asimilasyonu tehlikesini ortadan kaldırmıyor, gelen Ermeni de Rusça konuşuyor. Abhazya egemen bir devlet olmadığı sürece, bu tehlike devam edecektir. Abhaz dili devlet koruması altında değil, tıpkı diğer RF dilleri gibi Rus dili baskısı altında. Asimilasyon süreci devam ediyor. Asimilasyondan sonra bağımsızlığın anlamı kalır mı? İrlanda bağımsız ama kendi dilini değil İngilizceyi konuşuyor, İrlandalı dini ile kendini İngiliz’den ayırıyor. Büyük dile yenik düşmüşler. Örneğin, bir bilim insanı olan Dr. Bırsır Batırbıy bile, birkaç yıl önce,   “Bize Rusça lazım” diye anlamsız bir görüş belirtiyordu. Bir kere koşullar eşit değil. RF’de Rusça, İngilizce gibi bir yabancı dil değil, resmi dil ve genel iletişim dili, Adıgece’den daha üst statüde bir dil. Adıgelerin ve diğer Rusya halklarının, şimdilerde, isteseler bile Rusça’dan kaçınma, öğrenmeme ve Rusçanın baskısından  kurtulma şansları yok!..

Abhaz yönetimi etkili önlemler almadığı takdirde (ki çok zor, çünkü eli Rus’a mahkum), yağmurdan (Gürcü’den) kaçarken doluya (Rus’a) yakalanmış olacak ve ülke Rusça konuşan, Ruslaşmış bir Abhazya’ya dönüşecektir, düşüncesindeyim.

11 – Şu an Adıgey’deki eğitim durumunu, daha doğrusu uygulamayı tam bilemiyoruz. Ama 2018’de yürürlüğe giren ve Rusya tamamında geçerli olan bir  FEDERAL YASA var. Cumhuriyetler yasaları Federal yasaya uymak zorunda. Buna göre RF’deki küçük dillerin yaşama şansı iyice azaldı. Adıgey’de şu sıralar, geçici olarak, 2018 yılı öncesinin programı uygulanıyor olabilir. Örneğin, yenisi yetişmediği için, 2019’da eski yasa uygulanıyordu. Bu tür konular bir tür tabu, çekinilen  konular. Rus iktidarı bu tür konuların sık  konuşulmasından, ve açıklıktan hoşlanmıyor. Dönüşçü milliyetçilerimiz bile, doğal olarak, böylesine sakıncalı,  ‘kaçınılan’ konulara girmek istemiyor olmalılar. Çünkü netameli konulara değinenler hemen  sınır dışı edilebiliyor.

Şurası kesin: Öğrenciden talep yoksa Adıgece ya da Rusça dışı bir dilde eğitim de yok. Yeni yasayla, okulda eğitim dilini seçme yetkisi yerel (federe) hükümetlerin ve okul yönetimlerinin elinden alındı, öğrenciye ya da velisine verildi. Hükümet ya da okul yönetiminin doğrudan “Adıge öğrenciler Adıgece okutulacak sınıflara yazılsınlar” deme şansı kalmadı.  Müthiş bir politika, attan indirip eşeğe bindirme ya da yaya bırakma gibi bir şey. Yukarıda belirtttiğimiz gibi, yerel hükümetlerin  2018 yılı düzenlemesine uyma zorunluluğu var.  

12 – Karadeniz kıyısındaki Şapsığe’de (Soçi ve Tuapse) bir Adıge-Şapsığ nüfusu var (resmi sayı yaklaşık 9 bin,  bunun 3,882’si de Şapsığ imiş, Bak. Шапсуги). Aslında Şapsığ sayısı  10 bin üzeri. Bunu rakamlara dayalı olarak birçok kez analiz ettik ve açıkladık. Adıgey Hükümeti Şapsığeli öğrencilerin Adıgece eğitim almalarına destek vermeye çalışıyor.  Ama yeterli olamıyor.

Krasnodar Kray’ın doğusundaki  Uspensk rayonunda da 3,4 bin Adıge nüfus var.

Milliyetçi Ruslar ile işbirlikçilerinin oyunları

Rus milliyetçiler ve faşistler, özerklik talebine bir temel, bir emsal/ bir gerekçe oluşturmasın diyerek, sayımlarda  Şapsığ nüfusunu  en az üçte iki oranında  düşürüyorlar. Bu bir toplum mühendisliği. Nüfus sayımlarında Şapsığların çoğunu, politik nedenlerle  Adıge ya da Çerkes  adlarıyla kayda geçiriyorlar. Milliyetçi/apolitik kişilerimiz de bilerek ya da bilmeyerek bu toplum mühendisliğine alet oluyorlar. Bundan elde edilmek istenen amaç ne olabilir?  Milliyetçi takımının dileği, tüm Adıgeleri, “Çerkes” diye yazdırıp tek ulus olmak… Gerçekçi mi, olacak şey mi bu?   Ama bu milliyetçi  “toplum mühendisleri”, her ne hikmetse, empozelerini  çoğunluktaki Kabardeylere yapamıyorlar, Kabardey bu marjinalleri elinin tersiyle itiyor ve yüz vermiyor, bu nedenle dayatmalarını zincirin en zayıf halkası olan Şapsığlara yapıyor, onları oyuna getirip zor durumlara düşürüyorlar.

Örneğin, 2010 yılında Kıyıboyu Şapsığe’de  10 bin üzeri Şapsığ’dan 6 bin küsuru (yüzde 60) kendini Adıge diye kayda geçirirken, Kabardey’deki (KBC) 490 bin kişinin neredeyse tamamı kendini Kabartay diye yazdırdı, sadece 2 475 kişi (yüzde yarım) “Çerkes”  adını benimsedi. Şapsığ’daki gibi bir orana vuracak olursak Kabardeylerden 2 475 yerine, en az 300 bininin kendini “Adıge” ya da “Çerkes”  diye yazdırması gerekirdi.  Kabartay, kimlik olarak kendi tarihi, yöre ve statü adı olan  Kabartay’ı seçiyor, Çerkes ya da Adıge adlarını  Kabartay adı yerine koymayı kabul etmiyor. Kabartaylar  Çerkes ya da Adıgelerin bir kolu. 1860 ve 1880’lerdeki göç ve sürgünler nedeniyle Adıge nüfusunun çökmesi sonucu, önceleri küçük bir azınlık olan Kabartaylar şimdi çoğunluk konumuna geçmiş oldular. Daha fazla bilgi için bak. https://mefenef.com/cerkesler-21-mayis-1864ten-gunumuze2-1554.html

Sonuç olarak, bir siyasi-resmi ulus statüsü bulunan Şapsığlar için küçücük, kıytırık bir azınlık, özerklik vermeye  değmeyecek önemsiz bir kalıntı nüfus imajı oluşturuluyor. Kuşkusuz bu bir Rus politikası, stratejisi.  Kabardey konusunda susan kişiler, yine de “Çerkes”  yazılalım diyerek, Şapsığlara ve Adıgelere (AC) yüklenmeye, onları oyuna getirmeye çalışıyorlar.  

Bize göre, Adıge topluluklarına verilmiş olan ve resmi/hukuki  geçerliliği bulunan 4 etnik statü, resmi ad var, bunların her biri, ayrıca birer resmi yöreyi de işaret ediyor, hepsi çok önemli ve değerli, hepsinin titizlikle, elden geldiğince ve sonuna değin  korunmaları, geliştirilmeleri ve savunulmaları gerekiyor. Hak talepleri bu temeller üzerinden yapılabilir.  İsim değişikliği güncel bir sorun değil, daha sonraları ele alınabilecek bir sorun. Bu haklar, 4 etnik statü, elbette  kendiliğinden gelmedi, Şapsığların ve diğerlerinin ne gibi tarihsel badirelerden geçtiği ortada. Bugün için bu statüler eldeki son kozlar. Bunlarla oynamak, birini  batırmaya kalkışmak doğru değil. Adıgelere karşı işlenecek en büyük kötülüklerden biri olur. 

Öte yandan, 1939 yılı nüfus sayımına göre, Şapsığların 4 bini özerk Şapsığ rayonunda [şimdi Lazarevsk rayonu], 4 bini de özerk rayon dışına çıkarılmış olan Tuapse rayonunda yaşıyordu.  Nasıl oluyor da, 70 yıl öncesinin 4 bin  (Psışuape’de) ya da 8 bin Şapsığ’ı (Psışuape ve Tuapse toplamında) , 2010 yılında    3,882’ye  düşüyor?  Normalde sayının birkaç kat daha fazla, en az 20 bin ve üzeri  olması beklenirdi. Bunu nasıl açıklamalı? Bu insanlar buhar mı olmuşlar yoksa Sibirya’larda telef mi edilmişler? Sorgulamak gerekmez mi? Şapsığe Adıge-Xase, diğer haseler ve sivil toplum kuruluşları  ne güne duruyor ve ne düşünüyor?.. 1992 yılında Tuapse’de Rus milliyetçiler ev ev dolaşıp Şapsığlara özerklik verilmemesi için imza topluyorlardı. ‘Bizimkiler’ ise, Şapsığları  adlarını terk etmeye, değiştirmeye çağırıyorlardı?..

Şapsığ sayısı,  Prof. Dr. Fethi Güngör‘ün aktardığına göre, 1864 yılı öncesinde 700 bin olarak tahmin ediliyordu (“Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi”).

Statüler üzerinde oynamak, bu konjonktürel  ortamda  hiçbir yarar, olumlu hiçbir  sonuç getirmeyecek, aksine zamansız ısrar  tehlikeyi davet edebilecektir. Ayrıca Federasyonun üst yönetimi ile alt birimleri olan cumhuriyetler yönetimleri statü değişikliğine izin verecekler midir? Şapsığlara söz konusu Şapsığ etnik statüsü, Boris Yeltsin döneminin görece özgürlük ortamında verildi, bugüne kalsa, sanırım gündeme bile getirilemezdi. Özetle, Şapsığ Şapsığ’dır, Kabardey de Kabardey’dir, toplamda hepsi Adıge’dir/Çerkes‘tir. İşi zorlaştırıcı  davranışlardan kaçınılmalıdır.  Ayrıca, güzel bir gelecek için aslında sadece Adıgeler de yetmez, bütün Rusya Federasyonu halklarının, haklarını ve kazanımlarını koruma ve geliştirme konusunda sıkı bir demokratik işbirliği ve  dayanışma içine girmeleri, emekçilerin de birleşmeleri şarttır. Sorun demokrasiyi geliştirme sorunudur. Gelecek buna bağlıdır.

 ***

Dr. Bırsır Batırbıy,  Bırsıreykohabl adlı bir Vıbıh köyünden Hakurnehabl adlı bir Abzah köyüne ‘göç emiş’ bir Vıbıh ailesinin çocuğu olarak 1939 yılında doğdu. Tiflis’te Adıgece ve Vıbıhça üzerine eğitim aldı. Çok sayıda akademik çalışması vardır. Son çalışması ise  “Vıbıhça-Adıgece-Rusça” sözlüktür. Adıgey’de eğitim bakanlığı ve enstitü müdürlüğü gibi  üst düzey devlet  görevlerinde de bulunmuştur.

Exit mobile version