MEFENEF

Bu Yiğit Kadın – Adıgelerin Kızıdır

Bu Yiğit Kadın – Adıgelerin Kızıdır

 

 

Anlatacağım bu olay yüz yıl kadar önce yaşandı,  çarpıcı bir olay olduğu için günümüze değin unutulmadı.

Karadeniz kıyısından 40 km uzakta, doğuda Hatramtuk (Хьатрамтыку) köyü vardı (*). Yasa değişikliği sonucu köye Suvorovo-Çerkesskiy adı verildi. O köyde Natuhay (Нэтыхъое) halkından kişiler yaşıyordu. Natuhaylılar 1924 yılında Adıgey’e göç ettiler, ama ulusal adlarını korudular ve Natuhay (Нэтыхъуай) köyünü kurdular. Natuhayların Kafkasya’daki en büyük halk olduğu, yiğit ve güzel toplum ilişkilerinin bulunduğunu gezginlerin kitaplarından öğreniyoruz. Köydeki ailelerin çoğu birbiriyle  akrabaydı, bu nedenle – akraba evliliği Adıge geleneğine aykırı olduğu için –   evlenmek için başka köylerden kız alırlardı. Güzellikleri, iyi huy ve karakterleri,  çalışkanlıkları ile Natuhay kızlarına ayak uyduracak eşler ararlardı.

Beğ ailesinden bir genç Hatığujıkuaye köyünden Hatkoların kızı Hachan ile evlendi. Hachan bir yıllık evli iken komşu küçük Alman köyü dükkanına gitmişti. Mışıd adlı sevimli küçük finosu ile köye dönerken doğanın güzelliğini seyrederek ilerliyordu, sağ yanında mısır tarlaları uzanıyor, sol yanında da yeşil çayırda atlar otluyordu. Bir ara mısır tarlasının bir köşesinden bir inildeme sesi duydu. Hachan durdu ve sese kulak verdi. Mışıd mısır tarlasına daldı ve sesin geldiği yere koştu. Köpek havlıyordu. Hachan da peşinden mısır tarlasına girdi. Birkaç adım attıktan sonra inleyen kişiyi gördü. Köpek durmadan yerde yatan bir kadının çevresinde dönüp duruyordu, ardından yatanın alnını yaladı. Kadın gibi finosu da sabırsızlanıyordu. Yerde yatan kadın hamileydi, doğumu yaklaşmıştı, kadın içine düştüğü kötü otları eliyle sökmek istemiş, ama gücü yetmemişti. Yerde yatan kadın   yardım için Hachan’a yalvardı, Hachan ne yapacağını bilemeden durduğu yerde çakılı kaldı. Bu arada yüklü kadın bayıldı. Hachan torbasındaki su matarasını çıkardı ve kadının yüzünü yıkadı, matradan biraz  su içti. Kadın birkaç kez bayıldı. Hachan kadının dediğini yerine getirirken doğum gerçekleşti. Hachan uzun entarisinin altındaki geceliğini çıkardı ve bebeği sardı. Kadına su verdi, elindeki yiyecekten kadının ağzına verdi, ama yiyecek gücü kalmamıştı. Ancak rahatlamış oldu. Mışıd, kadının baş örtüsünü dişleriyle çekti. Hachan bebeği kucağına aldı ve kadının alnını okşamaya başladı ve düşüncelere daldı.

Adıgeler “Hamile kadının bir ayağı yerde, bir ayağı da mezar çukurunda” derler. Bebeği dokuz ay karnında taşıyor, üç yıl süt emziriyor, dünyayı tanıtıyor, anadilini öğretiyor, sağlığını koruyor ve onu yaşama hazırlıyor. Bugün bu kadın ölümden döndü, büyük bir çile çekti. Ana hakkı tartışılamaz.

Hachan bir bakınca yerde yatan kadının uyumak istediğini anladı. “Bu kadını nasıl evine götürsem? Onu tarlada bırakıp araba aramaya çıkmam doğru olmaz, kadının yürüyecek gücü yok” diye içinden geçirdi. Hachan çayırda atların otladığını anımsadı. Bebeği kucağına aldı ve hemen döneceğini kadına söyledi ve mısır tarlasından ayrıldı. Atlar uzaktaydı, ama kah koşarak, kah giderek atların olduğu yere vardı. İçlerinden biri eğerli idi, ayağına bukağı da vurulmuştu, kenarda duruyordu. At, at çobanına ait olmalıydı. Hachan sevindi, bakındı ama kimseyi göremedi.

Yavaş yavaş ata sokuldu, eliyle okşadı, elindeki tatlı yiyeceği atın ağzına verdi. Güzel sözler etti,  bukağıyı çözdü ve sırtına bindi. Birkaç dakika içinde Mışıd’ın yetişemeyeceği bir hızla mısır tarlasına vardı. Kadına seslendi:

Yavaş yavaş mısır tarlasından ayrıldılar. Yol boyunca yavaş yavaş ilerlemeye başladılar. “Nereye gideceğiz?” diye sordu Hachan. “Abzahhable köyündenim”, dedi kadın.

Eve vardıklarında, evin bahçesindeki genç  at üzerindeki kadını gördü. Kadının tüm ailesi yanlarına koştu. Eve buyur ettiler, Hachan elinde bebek içeri girdi. Ardından evden ayrılmak istediğinde: “Bugünden itibaren akraba olduk. Bebeğe Hachan adını veriyoruz” dediler. Hachan bahçedeki gence, atı çayıra götürmesini, bukağı vurup bırakmasını söyledi. Çocuk da bu işi yerine getirdi.

Hachan’ın yaşam öyküsü burada sona ermiyor

Hachan’ın  eşinin büyük bir dükkanı vardı. Köyde benzeri başka dükkanlar da vardı. Limandan mallar dükkana getiriliyordu. Hasan kış ürünlerini hazırlayıp Krasnodar’a götürmek üzere yola çıktı. Komşu köyden (-kutır-  küçük Rus  köyü) hırsızlar gece dükkana geldiler. Akıllı Mışıd’ın havlama sesinin farklı olduğunu anlayan Haçhan yataktan kalktı. Pencereden bakınca hırsızların dükkana girmeye çalıştıklarını gördü. Hemen tabancasını aldı ve pencereyi açıp hırsızlara doğru üç el ateş etti. Hırsızlar kendilerini dükkanın arka tarafına attılar, o yana bakan pencereyi de açıp yeniden ateş etti. Pencereyi açıp ateş ederken hırsızlardan birini yaraladı. Hırsızlar çareyi  kaçmakta buldular. Sesleri duyan komşular da yardıma koştular. “Hachan, yamansın! Korkmadın mı?”, – dediler. “Elimde tabanca, hiç korkar mıyım?” diye karşılık verdi. Hasan geri dönene değin komşu erkekler dükkanı koruma altına aldılar.

Hachan’ın başına gelenlerden biri de, Rusya’da gerçekleşen Büyük Ekim devrimi sonrasında yaşandı. Rusya’da olup bitenleri yeterince öğrenemiyorlardı. İç savaşta çok sayıda insanın öldüğünü, beyazlarla kızılların savaşmakta olduklarını biliyorlardı. Köyün üzerine bir ordunun, bir birliğin yürüyeceği duyuldu. Köylüler toplandılar. Herkesin silahını alıp köyü savunması önerildi. Ancak köyde bu öneriye katılmayan  kişilerde vardı. Bunun üzerine danışmak üzere köyden 101 yaşındaki Hağupe Torpale’ye  gittiler. İhtiyar gelenlerin bir bir gözlerinin içine baktı, başını eğip bir süre düşündü. Birçok savaşa katılmış ve deneyimli biri olan Torpale gelenlere şöyle dedi: “Köye gelenleri silahla karşılama gibi bir geleneğimiz yok. Kadının elinde tuz ve kaçamak (Щыгъу— пIастэ), yanında silahsız  iki erkek gelenleri karşılamanız gerekiyor, aksi takdirde, köy halkı yok edilebilir”. Giden heyet geri geldi ve durumu köylülere bildirdi. Zor gelen şey tuz ve pastayı sunacak kadını seçme konusu oldu. Düşündüler ve Beğlerin gelini Hachan’a o görevi vermeyi uygun buldular. Durumu söylediklerinde Hachan: “Köy halkını kurtaracaksa, üzerinde durmaya bile gerek yok, gerekirse köylü için canımı vermeye hazırım”, dedi.

Ordunun köye geldiğini gördüklerinde, Adıge giysisi içinde Hachan elinde tuz-kaçamak, iki erkeğin arasında durdu. Askerler bunu gördüklerinde yollarını değiştirdiler ve başka bir istikamete yöneldiler. Böylece Hağupe Torpale ile Hachan köylüyü selamete kavuşturmuş oldular.

Hatramtuk’da 4 yıllık bir okul vardı. Hachan’ın eşi orayı bitirdikten sonra, kendi işinin başına geçti. Zorlu bir dönem yaşanıyordu. Hiçbir suçu olmayan kişiler Sibirya’ya sürülüyor, hapse konuyordu. Hasan da tutuklananların arasına düştü. Hachan, Hasan’ın suçsuz olduğunu biliyordu, köylüleri de Hasan’a arka çıktılar.

Yeniden bir yargılama yapıldı, Hasan’ın suçsuz olduğunu belirten bir yargı kararı Hachan’a verildi. Kararı Sibirya’ya ulaştıracaklarına güven duymadığı için kendi gitmeye karar verdi. Parasının yetmeyeceğini bilen köylüler aralarında para toplayıp Hachan’a verdiler. Bu para Hachan’ın Sibirya’ya gitmesi için yetecekti, ama Hasan’ı geri  getirmeye yeterli değildi. Hachan dikiş makinesini  ve kumaş parçalarını yanına aldı, Ṡemez (Novorossiysk) tren garına girip oturdu, diktiği birkaç entari ve çocuk giysisini kısa sürede sattı. Ardından birkaç tren istasyonunda daha çalıştı ve  böylece gerekli parayı denkleştirdi. Hachan, Kafkasya’dan götürülen Hasan’ı Sibirya soğuğuna dayanamamış, bitkin ve hasta halde buldu. Hasan eşini görünce kendine geldi, Sibirya’dan dönme umudunu yitirmişti. Hachan eşi  Hasan’ı sonunda geri getirdi. Krasnodar’a döndüklerinde, kentteki akrabalarının yardımlarıyla Hasan’ı hekime gösterdiler ve iyileşmesini sağladılar.

Yiğit kadın Hachan gibi örnekler günümüz gençleri içinden yetişemez mi?

Anlattığım bu olayı “Üç Kez Doğdu” (Трижды рожденный) adlı kitabımda 2019 yılında yayımlanmıştır.

Haĥurate Svetlan

Netıhuay köyü

Adıge mak, 23 Mart 2021

(*) – Hatramtuk’un güncel durumu için – http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3195 https://adygvoice.ru/2021/03/23/%d0%b1%d0%b7%d1%8b%d0%bb%d1%8a%d1%84%d1%8b%d0%b3%d1%8a%d1%8d-%d0%bbi%d1%8b%d1%85%d1%8a%d1%83%d0%b6%d1%8a%d1%8b%d1%80-%d0%b0%d0%b4%d1%8b%d0%b3%d1%8d%d0%bc-%d1%8b%d0%bf%d1%85%d1%8a%d1%83/

Exit mobile version