Site icon MEFENEF

Rusya’da yöreler ve diller sorunu – 1-2

şunu diyen bir yazı 'ស្ក ВкОШ МАТЕМАТИКА ВСЕРОССИЙСКАЯ ОЛИМПИАДА гльников БАНК AUL C СБЕР упвальты ЦЕНТРАЛЬНЫй УНИВЕРСИТЕТ X5 Tech x 2026大.月 /04 /04/2026 2026 ОЧИТЕЛЬНЫ' görseli olabilir
Rusya bilgi yarışmasına katılan Adıgeyli öğrenciler
 .
Bu son 3-4 yıl içinde Rus ve Adıge gençleri arasında bir yakınlaşma doğmuş bulunuyor. Spor ve sanat gençleri yakınlaştırıyor. Daha önce Rus kendini üstün ve diğer Rusya yurttaşlarını ise ikinci sınıf insan olarak görüyordu.

Yönetim de el altından bu ırkçı görüşü destekliyordu. Rus varlıklı ve modern kişi, Kafkasyalı, vb ise yoksul, geri ve çaresiz (düşkün) kimselerdi. Ama her nasılsa Lenin o insanlara özerklikler verme hatasını işlemişti.

Bu sakat politik görüş etkisindeki Rus öğrenci için Rusça değerli, diğer diller değersiz, öğrenilmeye, üzerinde durmaya değmeyecek basit ve ilkel dillerdi. Kuşkusuz bu bir sömürgeci zihniyeti ve politikası idi.

Sovyetler, bir yönüyle bu politikanın tipik bir örneğine dönüşmüştü ve yıkılıp gitti.
Şimdi olumlu işaretler alıyoruz. Rusya Federasyonu cumhuriyetlerinde resmi statüleri bulunan Rusça dışı diller okullarda cumhuriyet dili adı altında haftada 1 – 1,5 ders saati tutarında okutulabiliyor.
Dikkat edin, bu diller okutuluyor değil okutulabiliyor. Ayrıca, ek olarak, anadili ve edebiyat dersleri de var, haftada 1 – 1,5 saat. Böylece anadilinde derslerin toplam süresi, haftada 3 saate kadar yükselebiliyor. Yetersizdir elbette.
Rusya Federasyonu’nun genel resmi dili Rusça. Ek olarak cumhuriyetler kendi dillerini de, kendi yöreleri ile sınırlı olarak Rusça yanında resmi dil yapabiliyorlar. Yapmayabilirler de, Karelya Cumhuriyeti gibi. Bu diller Rusça ile birlikte kendi yörelerinde resmi dil iseler de, Rusça gibi her yerde değil, sınırlı alanlarda kullanılırlar.


2018 yılında yayımlanan bir federal yasa ile Rus olmayan öğrencilere kendi anadillerini öğrenmeme hakkı tanındı. Gerekçe, yüksek okul sınavlarının Rusça yapılıyor olması ve öğrencilerin fırsat eşitliğinden yoksun bırakılmaması – Образование_на_языках_народов_России.


Oysa küreselleşme ortamında küçük diller kösteklenmeye değil, desteklenmeye muhtaç. Aksi takdirde biterler.


Yüksek okullarda azınlıktan öğrencilere kota tanınır, sorun biter.


Rusya’da, her biri 50 binden az nüfuslu ve tanınmış 47 küçük yerli ulus (azınlık) var. Şapsığlar da bunlardan biri. Ancak Şapsığların tanınmış “küçük yerli ulus” statüsüne son verilmesini  ve Şapsığları içten bölerek sayılarını düşük göstermeyi ve etkisizleştirmeyi isteyen politik çevreler de var.

Küçük ulusların bazılarının dilleri, konuşuldukları yörelerde resmi dil olarak da kullanılabiliyor (Abazince ve bazı Dağıstan dilleri, okrug, ulusal rayon dilleri, vs gibi).


Az nüfuslu dillerde yayın ve eğitim de var. Abazince gazete Çerkessk kentinde haftada iki gün, resmi olmayan “Şapsugiya” (Şapsığ diyarı) gazetesi de Soçi’de ayda iki kez yayımlanıyor. Sibirya’daki Altay Kray’ının Alman ulusal rayonu ile Omsk Oblastı’na bağlı Alman ulusal rayonu’nda (Der Deutsche Nationalrajon Asowo) Almanca resmi dildir ve 2000 tirajlı haftalık “Ihre Zeitung” (Gazeteniz) gazetesi Almanca yayımlanıyor.


Bu anlamda Rusya, biçimsel anlamda fena sayılmayan örneklerden. Ancak bunun altının doldurulması ve ona politik bir içerik kazandırılması da gerekiyor.

Şapsığ örneğinde de görüldüğü gibi, Rus nüfus sayımları tam güvenilir değildir. Şapsığ etnik nüfusunun tamamı, nüfus sayımlarında, kendi yöresi – Soçi ve Tuapse rayonları –  nüfus listelerine Şapsığ diye değil, üç etnik ada (Adıge, Şapsığ ve Çerkes biçiminde) taksim edilerek geçiriliyor ve bu yolla Şapsığ sayısı küçültülüp 1,914 sayısına düşürülüyor; diğer iki ad ve  çoğunluk (% 80 üzeri çoğunluk) ise başka yörelere, Adıgey ve Karaçay-Çerkesya’ya taşınıyor ve oraların nüfus listelerine aktarılıyor.

Şeytana taş çıkartacak bir toplum mühendisliği…Oynanan bu oyunu bilmeyen ya da kavrayamayanlar, Karadeniz kıyısında 10 bin üzeri  değil de, sadece 1,914 Şapsığ’ın bulunduğunu sanabilirler.

Şapsığlara, 10 bin üzeri yerine 1,914 kişisiniz diyen milliyetçi-şoven Rus çevreleri, kuzeydeki Sibirya halklarına dedikleri gibi,  “az sayıdasınız” diyor, onlara topraklarını ve eski özerkliklerini geri vermiyorlar.Tarihi Şapsığ toprağı Rus toprağı yapılmak isteniyor…

Sayıya gelirsek, Sibirya’da 837 Yahudi’nin (%0,6) yaşadığı  144.428 nüfuslu bir Yahudi Özerk Oblastı var. Ayrıca Sibirya’da Hantı-Mansi -Yugra Özerk Okrugu da var, okrugda 19 bin Hanti (% 1,2) ve 12,500 Mansi (% 0,7) (2021) bulunuyor, Mansi dilini bilenler de 1000 kişinin altına düşmüşler; yine de Mansi dili kağıt üzerinde resmi dil.

Demek ki, sayı argümanı (gerekçesi) inandırıcı değil, uluslararası düzeyde de geçerliliği yok.

Şapsığların 10 bin üzeri nüfuslu oldukları kanıtlanırsa, – ki zor şey değildir – tarihi ve uygar bir yerli halk olan Şapsığlara özerklik verilmesi daha güçlü bir argümanla gündeme gelebilecektir (Yöre’nin Adıge, Şapsığ ve Çerkes adı altında bölünerek kayda geçirilen toplam yerli nüfusu, 2010 yılı resmi  sayımına ve yerleşim yerlerindeki etnik sayıların toplamına göre  8,961 idi – bk шапсуги).

Politik ve hukuki iyileşmeler
Adıgey’de resmi ya da anadili statülerinde Adıgece ders veren 900 üzeri öğretmen var. 100 bini Adıge, toplamda 500 bin olan bir nüfus için bu sayı, çok değerlidir. Geleceğe yönelik bir umut vadediyor. Türkiye’deki durumun çok çok fevkinde, üzerinde; 12 Mart 1971’in General Memduh Tağmaç faşizmine göre paha biçilemez değerde.
Başkent Maykop’ta devlet korumasında olan ve Adıgeceyi savunan bir “Proje Ofis” de var. Bazı ortaokullarda, örneğin Cumhuriyet Gimnazyası’nda (ortaokuldur) Adıgece öğretim destekleniyor ve bazı pilot ortaokul öğrencilerinin de Adıgece konuşmaya başladığı söyleniyor.
İstenirse olabiliyormuş…
Ama köy okulları ile diğer sıradan okullarda durum  iç açıcı değil. Köy okullarında öğrenci azalması var, köyler boşalıyor. Köyü kalkındırma projeleri sonlandırıldı mı, ne?
Öğrencisi olduğu sürece köy okulları kapanmayacak deniyor…. Köy okulları yerine, taşımalı eğitim sistemi önem kazanmış durumda; sonuç olarak, Adıge öğrenci Rusça eğitim veren başka bir okula nakledilmiş oluyor. Adıgey’de okulların bir bölümünde henüz cumhuriyet dilinde (Adıgece) öğretime geçilmiş değil, Adıgece öğretmeni açığı ve parasızlık olmalı.
Cumhuriyet dili Adıgece, ilk ve ortaokullarda zorunlu ders dili statüsünde okutulabiliyor.
Kapanmamış köy okulları şimdilik eski statüsünü (eski müfredatı) koruyor ve o okullarda Adıgece daha ağırlıklı olarak öğretiliyor.
İstenirse, elbette başarılı ve kaliteli bir eğitim de verilebilir. O halde sorun bir devlet, kadro ve para sorunu.
Bunu anlamak gerekiyor.
“Adıge Mak” (Adıge Sesi) gazetesi için iyi Adıgece bilen bir kadro yetiştiriliyormuş. Güzel. Yarı resmi bu gazete için buna gereksinim duyuluyor. Ya diğerleri, ya diğer alanlar?..
“Bir çiçekle bahar olmaz”, ama bir çiçekle bahar başlar demişler.
Çocuk yuvalarında, kreşlerde Adıgeceye önem verilmeye başlanmış deniyor. Bu da güzel bir şey.
Eskiden Rusça az biliniyor ve bu gibi nedenlerle Rusça öğrenime ağırlık veriliyordu. Adıgelerin ve küçük toplulukların dış dünya ile köprü, iletişim kurmada bir aracı dile, Rusçaya gereksinimi vardı.
Televizyon ve internet yayını, birçok köyde elektrik bile yoktu. Bazı Adıge anneler, “Bu oğulcuğum [Mı sivnuk ṡıqur] bir harika, okumuş olarak [Rusça konuşuyor olarak] doğmuş” (Mı sivnuk ṡıqur ğešeğonı, yecağev [vırısıbze yıšev] kehuğ) diye övünüyorlardı. Rusça bilmek kültürlü, aydın insan olmak anlamında algılanıyordu.
Eskiden Arapça bilen molla takımının “alim” olarak algılanıyor olması gibi.
Şimdi durum değişti, şimdi anadili bilinmiyor ya da bilenlerin çoğu anadilini konuşmuyor, anadili egemen dillerle yarışamıyor, gerilere düşmüş, Türkiye’de olduğu gibi; Kafkasya’da herkes artık Rusça biliyor ve çoğu Adıge, çocuğu ile Adıgece değil Rusça konuşuyor, bu bir yozlaşma ya da erimedir;  anadili ölüme terk ediliyor.
Rusça  konuşmak ‘kibarlık’ sayılıyor… Kırgızistan’da da öyleymiş…
1960’larda köylü kızlar  güzel Türkçe konuşurlarsa daha fazla beğenileceklerini, kısmetlerinin açılacağını  ummaya başlamışlardı.
Adıgeceyi 2021’de Kafkasya’da ‘114 bin’ Adıge’nin içinden, yine resmi anlamda ’86 bin’  Adıge (% 75) biliyordu. 28 bin (% 25)  kayıp vardı.
Maalesef Kabartaycayı ve diğer dilleri bilenler de azaldı ve azalmaya devam ediyor. Kabartay-Çerkes dilini konuşanlar 450 bine; Abazinceyi konuşanlar 30 bine; Karaçay-Balkar dilini konuşanlar da 274 bine düşmüş – Языки_России.
Sibirya dillerinin çoğu zaten can çekişiyor. Teneşire yatırılmış çok sayıda küçük dil var.
Sistem değişmiş değil, devam ediyor, sadece kısmi bir iyileşme var, ama cüz’i ölçekte.
Şu sıralar, sadece Adıgey’de değil, her yerde ortalığı Rusça televizyon ve internet ağları sarmış durumda. Her şey ve her yer Rusça. Adıgece nadir duyulan seslerden. “Hadrıxeden” (Ölüler diyarından) ara ara ‘gelen ve duyulan’ bir ‘ses’ gibi.
Tabii durum Türkiye’de, Ankara ve Düzce’de, vb gibi yerlerde olduğu kadar da kötü değil.
Bakanlık rakamlarına göre, Türkiye’de “2024-2025 eğitim-öğretim yılında 219 okulda 30 bin 862 öğrenci Kurmanci, 38 okulda 4 bin 554 öğrenci Zazaki, 3 okulda 39 öğrenci Lazca, 10 okulda 401 öğrenci ise Adıgece dersini seçmiştir” (Özdemir İnce, “Anadilde öğretim maval”, Cumhuriyet Gazetesi, 28.04.2026). 4 yerel Müslüman dilinde talep olmuş. Tablo böyle.
Her şeye karşın Biga ve bazı Samsun ilçeleri gibi kıyıda köşede kalmış Adıgece konuşulan tek tük değerli yörelerimiz de bulunabilir. Diğerlerinin çoğu dökülmüş ve Ĺepokoj olup çıkmış (Türkleşmiş).
Eskiden Adıgey’de ve her yerde azınlık dili dersi öğretmeni korka korka haftada bir saate düşürülmüş olan anadilinde ders veriyordu. Ağzından Adıgeceyi ya da Adıgeleri övücü bir sözcük düşmesin diye titriyor, Rusçu amirlerin hışmından fena halde ürküyordu. O denli bir baskı vardı. Öğrenci öğretmenini ispiyonlamaya yönlendiriliyordu. Kuşkusuz bu bir ırkçı uygulamaydı.
Diasporada tek istisna İsrail Adıge örneği.
Bu Adıgeler İngiliz ve Yahudi yönetimleri boyunca, Türk, Rus ve Arap örneklerinde olduğu ve yaşandığı gibi, aşağılanma ve ulusal baskı altına alınma gibi politikalarla karşılaşmadılar. Bu nedenle dil, kültür ve kimliklerini korkusuzca bugünlere değin sürdürmüş olmalılar.
Kısacık Gorbaçov döneminde (1985 – 1991) ilkokulda, 1 – 4 sınıflarda anadili eğitimine dönüş yapıldı, ortaokul ve liselerde de anadilinde ders saatleri artırılmıştı. Ancak saman alevi gibi parlayıp söndü.
Hemen kısıtlama geldi ve bugünkü berbat durum ortaya çıktı.
Bir anı: Ekim 1962’de İstanbul’da burslu öğrenci olarak Üniversite eğitimine başladım. İstiklal Caddesinde, okul dönüşü, temiz, güzel giyimli ve Rumca konuşan guruplar halinde ilk ve ortaokul kız öğrencilerini görüyordum, İstanbul’a renk ve güzellik katıyorlardı.
Kıbrıs sorununu bahane eden yağmacılar ve en son olarak da Türkçü Başbakan İsmet İnönü bu son gelincik tarlasını hoyratça biçip geçti ve çiğnedi. Aile başına 30’ar dolar vererek hepsini Yunanistan’a postaladı. Mal ve konutları yağmacılara kaldı, yağmacılar hâlâ bunun rantını yiyorlar.
Todor Jivkov faşisti bile kısmen postaladığı Bulgar Macirlerine (Bulgar Türklerine, Pomaklara, vb) 100’er dolar veriyordu…
Jivkov döneminde 900 bin Macir’in 300 bini Türkiye’ye gelmiş, 600 bin üzeri yerinde kalmıştı. İnönü ise Rumların neredeyse tamamını Yunanistan’a kovmuştur.
Şu son dönemde Rus öğrenciler arasında Adıgeceyi öğrenmek isteyenler ve spor yarışmalarında Adıge bayrağı ile objektiflere poz verenler  görülmeye başlandı.
Adıge Bayrağı Adıgey Cumhuriyeti’nin resmi bayrağıdır, Moskova’da Federal Meclis önünde dalgalanan egemen devlet bayraklarından  biridir. Elbette ona herkes saygı göstermek zorundadır, herkes  onunla ve gururla resim çektirebilecektir.
Demek ki Adıgey’de yersiz bir tabu yıkılıyor.
Sevindirici  başka gelişmeler  de var. Devam etmeli.
Irkçı barajlar yıkılıyor diyebilir miyiz? Henüz erken. Ama geleceğe umutla bakabiliriz.
Katkıları nedeniyle Kumpıl Murat’ı ve diğer cumhuriyet yetkililerini kutlamak gerekiyor.
Spor ve sanat, geçmişin ırkçı ve dinci tortularını temizliyor, pislikleri temelinden alıp götürüyor olmalı.
Not:
1 – Rusya Matematik yarışmasına katılan Adıgeyli öğrenciler,
2 – Sibirya Omsk oblastı Azovo Alman Ulusal Rayonu‘ndaki bir anaokulunda Almanca dersleri,
3 – Adıge ilkokul birinci sınıf öğrencileri bir yürüyüşte.
II
Diller ve kullanım
Federal yasa ve mevzuata göre Rusça Rusya Federasyonu tamamında geçerli olan resmi dildir.
Rusça yanında cumhuriyetler kendi dillerini Rusça ile birlikte resmi dil olarak kullanabiliyorlar. Ayrıca illerde konuşulan diller de kısıtlı bazı resmi dil olanaklarından yararlanırlar.
Federal yasalar Rusça yayımlanır. Gerekli görülürse diğer dillere de çevrilebilir. Dil yasağı yok.
Cumhuriyetlerin yasa, tüzük ve kararnameleri Rusça yayımlanır, yasalar ise genellikle cumhuriyet dil ya da  dillerinde de yayımlanırlar.
Tüzük ve kararnameler ise istenirse  cumhuriyetlerin dillerinde de yayımlanabiliyor. Ancak Rusça yayın zorunlu, diğerleri isteğe bağlı.
Kabartay gazeteci Sayın Haşuṡe Muhammed tabela ve yol işaretlerinin Rusça olduğunu söylüyor, ancak bu zorunlu değildir, cumhuriyet yönetimi ve belediyeler isterlerse Kabartay-Çerkesçe ve Karaçay-Balkarcayı da Rusça yazının yanına ekleyebilirler, yasal engel olacağını sanmıyorum.
Karaçay-Çerkes’te 5 resmi dil var, sanırım fazladan bir yük (külfet) sayılıp bundan kaçınılıyor olabilir – bk. “Ünlü Gazeteci ve Yazar Haşuṡe Muhammed 80 Yaşında…”.
Sayın Haşuṡe, “Anadilini bilmeyenlere resmi görev (memuriyet) verilmesi doğru olmaz” diyor. Ancak bu bir kişisel dilek olmalı; buna yerel cumhuriyet yönetimi, sanırım karar veremez. Yetki federal merkezde; bunun için RF yasal mevzuatının değiştirilmesi gerekecektir.
RF yasal mevzuatı birçok yerde ve birçok kez RF’deki resmi dillerin eşit haklı olduklarını belirtiyorsa da, doğru değildir ve gerçek anlamda eşitlik yoktur.

 

Cumhuriyetler yönetimlerinin yapabileceği olumlu şey, işe alımlarda Rusça yanında yerel dili ya da dilleri bilenleri tercih etmek olabilir. Cumhuriyet esprisi de bunu gerektirir. Cumhuriyetler, özerk okrug, özel okrug ve ulusal rayonlar, belediyeler, köy birlikleri, vb bunu yapabilirler, İsviçre’de olduğu gibi.

Rus ulusu ve Rus dili tehlike altına girmiş de olmaz. Böyle bir tehlike olamaz.
İsviçre’de komşu eyalet dilini, ikinci bir resmi dili bilmeyen kişi devlet memuru olamaz.
Yeterli sayıda anadilini bilen eleman vardır. Anayasalar ve yasalar buna cevaz verirler, ikinci resmi dil yasaklanmıyor. Ama önce çobanın (yöneticilerin) gönlü olmalı.
Adıgey, daha önce Adıgeceyi bilip bilmeme ölçütünü aramadan kreşleri, rastgele Rusça konuşan elemanlarla (maaşlı çocuk bakıcıları ile) dolduruyordu. O dönem ana amaç da çocuğa Rusça öğretmekti. Çocuk anadilini evinde öğreniyordu. Şimdi öyle bir ‘lüks’ yok.
Şimdi durum değişti, Rusçayı herkes biliyor, anadilini ise çoğu kişi artık bilmiyor, küreselleşme ve asimilasyon sonucu Ruslaşma beklenenden önce gündeme geldi:  Şu durumda Adıgeceyi bilmeyen bakıcı ya da öğretmen  cumhuriyet dilini (Adıgeceyi)  nasıl öğretebilir?
Eski uygulama anadilinin değerini, kullanım alanını daraltıyor ve asimilasyona (kötülüğe) neden oluyordu. Şimdi uygulamayı esnetme durumu var:
Nitekim işe alımlarda Adıgece bilmek bir tercih nedeni oluyor; ancak bu şey bir tercih nedeni değil, bir zorunluluk olmalı. Yasa Adıgeceyi yasaklamıyor. Böylece Adıgece yeniden değer kazanmış, yaşama iade edilmiş ve yeni bir kullanım alanı bulmuş oluyor.
Dış dünyadaki gelişmeler ve olası etkileri
Ukrayna Savaşı’nı başlatan Rusya, Ukrayna’dan bu denli tepki beklemiyordu. Ukraynalılar yurtsever ve savaşçı insanlar, kolay lokma olacağa benzemiyorlar. Ukraynalıların 2014 – 2022 arası dönemde, dış destek alarak sıkı bir askeri hazırlık yapmış oldukları anlaşılıyor.
Ukrayna’nın deneyimsiz politikacıları 1991 yılı sonrasında imzaların ve verilen sözlerin tutulacağını sanıyor olmalıydılar. Bu nedenle ellerindeki nükleer silah stokunu Rusya’ya vermişlerdi. Amerika ve Batı da bunu istiyordu.
Rusya, şimdilerde “Beni Ukrayna’ya müdahaleye zorlayan neden, ABD ve NATO’nun Rusya aleyhine  genişlemesidir” diyor. anlaşılan Ukrayna günah keçisi olmuş…
Rusya çok sayıda gencini yitirdi. Ukrayna ise, cepheye asker yerine daha çok robot (drone ve füze) göndermeyi yeğledi. ABD-İsrail liderliği gibi, Rus liderliği de yanılmış olmalı. Süper ordular ve fetihler dönemi kapanıyor mu, ne?..
Vietnam ve Afganistan deneyimleri de var…
Ukrayna ve İran direnişleri her iki süper gücü yormuş ve sarsmış olmalı. Çin ise sessizce beklemede. ABD, İsrail ve Trump, nefret odağı oldu.
İran’ın gerisinde Çin, Rusya ve Hindistan; Ukrayna’nın arkasında da AB ve Batı var.
Dünya’daki dengeler değişiyor. Bunun bir sonucu olarak RF’de de akılcı bir değişim beklenebilir. O takdirde RF ulusları daha geniş bir nefes alır. RF lideri Putin 2026 yılını bilerek “Rusya Ulusları Yılı” olarak ilan etmiş olmalı.
ABD-İsrail ortaklığı gerileme süreci içinde. Büyük devletler ağırlık koyup bir İsrail-Filistin uzlaşısı sağlamadıkları takdirde, sadece Filistinlilerin değil, Dünya barışı ile İsrail’in güvenliği, geleceği de tehlike altına girmiş olacaktır. 
İsrail yağmacı ve yayılmacı bir devlet, ırkçı ve dinci. Ancak İran’ın ve Arapların aksine iktidarın seçimle değiştirilmesi yolu da açık. Türkiye’de de öyle.
İsrail ve Netenyahu ABD’ye pahalı gelmeye başlamış gibi.
Türkiye’ye gelince, müzmin ‘çözüm süreci’ ile karşı karşıya. Zor bir süreç. Atatürk ve Türkçü kadrosu milyonlarca sayısında Kadim Kürd’ün eritilebileceğini umuyordu: Şark Islahat Kanunu, tenkil ve sürgünler, Turgut Özal’ın tehcir politikaları, köy boşaltmaları ve Tansu Çiller’in operasyonları ve faili meçhul cinayetler, bütün bunlar sindirme yöntemlerinin görüntüleriydi. Başarısızlığa uğradılar.
Ayrıca demokratikleşmeyi ve Avrupa Birliği (refah toplumu) ile buluşmayı da engellediler.
Şimdilerde sorunun umut verici yanı, ana muhalefetin de iktidarla birlikte ‘çözümden yana görünüyor  olması’ ve generallerin susuyor olmaları.
Demek ki daha demokratik bir taban ve altyapı oluşmuş.
Gelişmeler daha demokrat bir geleceğe ışık tutucu nitelikte.
RF’de cumhuriyetler neler yapabilirler?
Yasal mevzuata değindik. RF Anayasası ve mevzuat, Rus dili için zorunluluk, diğer diller için isteğe bağlılık kriterlerini öngörüyor. Eşitlik yok.
Tek farklı kriter, cumhuriyet dilinin cumhuriyetteki tüm öğrenciler için ‘zorunlu’ bir ders dili olarak okutulabilecek olması. Ancak bu ‘zorunluluk’, cumhuriyet yönetimlerinin kendi takdirlerine bırakılmış…
Cumhuriyet dili haftada 1 – 1,5 ders saati olarak okutulabiliyor, ilk hafta 1, ikinci hafta 2 ders saati biçiminde.
Anadili ve edebiyat dersleri (eğitimi) isteğe bağlı derslerden. Ama cumhuriyet yönetimleri bunu, kısmen esnetebilirler.
Örneğin, Adıge Cumhuriyeti anadili eğitimini anadili lehine esnetebiliyor, anadilinde okumak istemeyen öğrenci okul idaresine yazılı dilekçe vermek zorunda, bu takdirde öğrenci anadili dersinden muaf oluyor. Dilekçe vermemişse öğrenci anadili ve edebiyat derslerini Adıgece okuyor.
Yanılmıyorsam diğer birçok cumhuriyette (Tataristan dışında) Adıgey’dekinin tersi bir uygulama var, okul idaresine (dolayısıyla cumhuriyete) takdir yetkisi bırakılmamış, yazılı dilekçe ile istekte bulunmayan öğrenci anadilinde ders alamıyor. Cumhuriyet dili dışında – varsa tabii – öğrenci sadece Rusça eğitim veren sınıfa yönlendiriliyor.
Cumhuriyet dili Adıgey’de Adıgece; Kabartay-Balkar’da Kabartay-Çerkesçe ve Karaçay-Balkarca.
Basının ve kültür kurumlarının durumu
Basın tiraj sorunu yaşıyor. Anadilinde yayınları daha çok eski kuşak izliyor. Edebiyat kitapları yayını ise azalmış durumda. Sovyetler döneminde devlet yazara para ödüyor, yazarlığı ve küçük edebiyatları destekliyordu.
Şimdi bunlar yok. Tiyatro, şarkı ve dans toplulukları teşvik görüyor. Ama nereye kadar?
Akademik anlamda dil bilen eleman sıkıntısı yaşanıyor. Dans toplulukları elemanlarının çoğunun anadilini bilmediği, söyleniyor. Bu da iyi bir imaj yaratmıyor. Maalesef cumhuriyetler dökülüyorlar. Eksiklik iyi bir düzenleme ve eğitimle giderilebilir. Bunun için yetenekli liderler, iyi öğretmenler ve kadrolar gerekir. Ki, kolay işlerden değildir.

 

Bundan sonra ne yapılabilir?

Cumhuriyetler kendi iç dinamikleri ile birçok sorunu çözebilirler. Çalışkan ve zeki bir halk söz konusu. Ancak merkezin katkısı da çok önemli ve şart.

Örneğin, kısmen Adıgey, Tataristan ve Başkurdistan dışında, cumhuriyetlerin kendi öz kaynakları ile kalkınmaları çok zor. Son iki cumhuriyette ise petrol ve doğal gaz var.

Halk yoksul. Bütçelerinde para yok. Adıgey, az da olsa turizmden para kazanmaya başladı. Zengin  Krasnodar ve Soçi kentlerine bitişik. Diğer Kuzey Kafkasya  cumhuriyetlerinde (Kuzey Osetya dışında) yoksulluk ve sermaye yetersizliği var, yatırım yapılmıyor ya da yetersiz. Bu da işsizliğe ve kuzeydeki çiftliklere yönelik mevsimlik göçlere yol açıyor.

Doğum oranı yüksek. İşsizlik ve yoksulluk ortamında dinciler ve tarikatlar kol geziyor. Buraları Türkiye’nin yoksul Doğu’sunu andırıyor.

Moskova’dan ya da yatırımcılardan sermaye, para gelirse, başta turizm ve gıda sanayisi olmak üzere durumda  bir iyileşme olur, yokluk ve gericilik batağı kurumaya yüz tutar. Buraları Rusya’nın en güzel, İsviçre benzeri, nadide yöreleri. Halk da konuksever.

Bütün bunların gerçekleşmesi için barış, Rusya’da olumlu bir değişim ve gelişme gerekir.

 

Not:

1- Krasnodar Kray’da Rusya Ateşli Silahlar Atıcılık Yarışmasında ilk etabı başarıyla tamamlayan Adıgey Kız Atış Takımı,
2 – Krasnodar Kray’ın Slaviyansk-on-Kuban kentinde Kalmık takımını 3:1 yenen ve dereceye giren 14 yaş altı Adıge erkek çocuk tenis takımı, ayrıca kız tenis takımı da var,
3 – Paris’te yapılacak Tay Boksu (Tayland “Muhay Thai”) yarışmasına katılma hakkı kazanan sporcumuz.

 

148 ortak arkadaş

 955 

Exit mobile version