MEFENEF

Nartlar: Adıge Yiğitlik Destanı 5-6

Nartlar: Adıge Yiğitlik Destanı 5-6

Adıgeler bir güzel kız gördüklerinde: “Onu Nartlar’ın Setenay-guaşe’si yerine koysan olur!” derlerdi.

Bu nedenle, Setenay sözcüğü, Adıge Nart Destanı‘nda simgesel (mecazi) anlamda, sık sık “güzel kız” karşılığı olarak da kullanılmaktadır.

SETENAY

Bu kadın adı, Adıge kadın adları olan “Goşĥuray”, “Vınay”, köy adları olan “Hatikuay”, “Neşkhukuay” (Нэшхукъуай) ve “Cambeçıy” gibi, süjenin kime ait olduğunu gösteren “-ay” ve “-ıy” gibi bir sonek almıştır. Bu Nart kadın adını parçalarına (hecelerine) ayırarak inceleyelim:

Se-ten-ay

“Se” (kılıç) ya da “seşkho” (seşxo/сэшхо)- kılıç ya da “sejıy”(seĵıy/сэжъый)- bıçak, çakı, satır anlamlarını verir, bir başka anlamda -“aşe/ащэ” (silâh) anlamı içerir.

“Ten” (vermek), “yettın” – veririz gibi bir anlam içerir.

“Ay”, aidiyet belirten ve belirli bir adın sonuna eklenen bir sonektir.

Böylece “Setenay” adı “Se zıtıre/Сэ зытырэ” (kılıç sunan, kılıç veren) ya da “Setı/Сэты” (kılıç veren) anlamı içerir. Başka bir anlatımla “eşetı/1эщэты”, “aşetı/ащэты” (silah veren) anlamındadır ve özellikle savaşçı biri için aranır bir eş anlamlı addır.

Adıgeler bu kadın adını daha çok saygı ifade eden “guaşe/гуащэ” (prenses, hanımefendi) sözcüğünü ekleyerek kullanırlar. Buradaki “guaşe” sözcüğü “pşı”nın (köy beyinin, köy prensinin) eşi anlamı taşımaz, toplumsal bir statü (ünvan) değildir.

“Setenay” adının Adıgece olması, çok eski dönem insanları arasında “se/сэ” ya da “seşkho/сэшхо”nun (kılıç) egemenliği temsil ettiğini, yani “kılıç dönemini” (sem yıĺeĥan/сэм илъэхъан) yansıtmaktadır.

Dolayısıyla “silah sahibinin daha güçlü olması” ve silah sahibinin üstünlük sağlaması çok normaldir. Bu nedenle:

“Tınır-tını, av ser tınıme yatınıĵ!/Тыныр-тны, ау сэр тынымэ ятыныжъ!”(Hediye-hediyedir, ama kılıç hediyelerin en eskisidir!) deyimi eski bir Adıge Nart vecizesi olmuştur.

Kılıç vermek, insan katında büyük bir değer taşıyordu.

Düşünce-ide yönünden “Setenay” sözcüğü, destanın içinde farklı bir anlam da içeriyordu: Setenay, düşünce (mecaz) anlamında, savaşçılara karşılık ve silah veren biri olduğu gibi, Nart kahramanlarına yol gösteren, akıl veren ve çözümler getiren biriydi ayrıca.

Böylesine bir uyum ve birliktelik, Setenay sözcüğünün içerdiği anlam ile Setenay’ın kendi statüsü arasında da görülmektedir.

Setenay, ayrıca bir güzellik simgesidir de.

Adıgeler bir güzel kız gördüklerinde:

“Onu Nartlar’ın Setenay-guaşe’si yerine koysan olur!” derlerdi. Bu nedenle, Setenay sözcüğü, Adıge Nart destanında simgesel (mecazi) anlamda, sık sık “güzel kız” karşılığı olarak da kullanılmaktadır.

Bunu destekleyen bir deyiş de vardır:

Setenay’ın Nart destanında bulunuş biçiminde olduğu gibi, Çerkes adının Kafkasya’daki halkların dillerinde, yani her birinin dilinde “çerkeşenka-simbol krasotı” (57) (Çerkes güzellik simgesi) biçiminde yer almış olmasıdır.

Adıgelerin bu adı daha sonraları güzel bir kır çiçeğinin adı olarak da kullandıklarını görürüz. Bu çiçek, hâlâ günümüz yaşlıları tarafından bilinmektedir.

“Setenay” adlı çalı cinsinden bir ağaççık (гъуй-ğuy; çalı, püren) vardır, diyor ünlü Bjeduğ öykü anlatıcısı Łıbzıv Ahmed (Л1ыбзыу Ахьмэд). Ona “hırko dikeni” de (хъыркъо пан- ĥırko pan) diyorlar.

Çayırlık alanlarda öbekler halinde bulunur ve her biri çok sayıda çiçek açar (58).

Tanınmış öykü anlatıcısı Quay İsmahil (Klyaй Иcмахьил), Adıgelerin “Setenay” adını verdikleri çiçeği (къэгъагъ; kağağ) iyi bilmektedir:

“Haç görünümlü küçük bir çalıdır, dibinde çok sayıda sürgün bulunur, çiçekleri savrulmuş görünümlüdür, yani açılmış süpürge otuna benzer; “Setenay”, bu çalının ve çiçeğinin adıdır (59).

Adıge köylüleri “Setenay” adlı çiçeği tanır, onu çift sürme mevsiminde bir takvim yerine de kullanırlardı. Örneğin bu ad Adıge deyişlerine şöyle girmişti:

“Setenayer ŝheĺağev

Joğe ğunem yımıxıj”.

Ya da Kabardeyce olarak:

“Seteneyır ŝheĺave

Wağe ğunem yomıxıj!”

Bu sözlerin anlamı “Setenay” tohuma kaçtıktan sonra, artık geç kaldın, ilkbahar çift işlerinde fırsatı kaçırdın, demektir. Adıge arı yetiştiricilerinin eski bir deyişleri de vardır:

“Setenayer ŝhaĺeme, bjem têĺhe femıšıj”, yani “Setenay tohuma kaçtıktan sonra, kovana kat koyma”, yani arı artık bal yapmaz, demek isterlerdi.

“Setenay” adının içerdiği anlam Adıgelerce iyi bilinmekte ve ona ilişkin öyküler de bulunmaktadır.

Kültürel ilişkilerin bir gereği olarak, Adıge destanının şarkı ve öykülerinin süjeleri (kişileri), Adıgelere komşu olan halklar arasında da giderek yayılıyordu.

Buna bağlı olarak Adıge söylentilerindeki kişilerin adları da yayılıyor ve benimseniyordu. Böylesine öyküleri benimseyen bir halkın söylentileri gibi, o öykülerdeki Adıgece adlar da “benimseniyor” ve sanki girdiği yerin öz malına dönüşmüş gibi oluyordu.

Ancak, böylesine söylentilerin çıkış yeri ve izlediği yol, süjelerinin özelliklerinden ayrıştırılarak, bu öykülerdeki adlardan izlenme yolu başlatıldığında, bilimsel yoldan bütün bu adların (süjelerin) kökenine inilebilmekte ve asıl köken (kaynak/ad) belirlenebilmektedir.

İncelemeye aldığımız Nart adlarının bulunduğu küçük tablo, “Setenay” guaşenin izlediği yolu belirlememizi sağlamaktadır (Bkz. Kafkas uluslarının adlandırmalarına göre bazı Nart adları, 4’ncü bölüm eki).

Örneğin, Kabardeylere komşu olan Osetler, Setenay adını “Ŝetana” (шъэтана) biçiminde söylüyorlar. Osetçede keskin “S”-“ Ŝ” sesi yoktur, sözcükteki “S” sesini Osetler “Ŝ-шъ” biçiminde söylüyorlar. Bu kural gereğince, Adıgecedeki “Setenay” (Cэтэнай) adı, Osetçede “шъэтана” (Ŝetana) oluyor.

Bu arada şöyle bir soru da sorulabilir: “Adıgelerce kullanılan Setenay adı, Osetlerden Adıgelere geçmiş olamaz mı? ” Bu soruya “Hayır, olamaz” karşılığını verebiliriz.

Çünkü Adıgecede “Ŝ-шъ” sesi vardır. Sonuç olarak, “Ŝetana” sözcüğü Osetçeden gelme bir sözcük olsaydı, Adıgeceye de “Ŝetana” biçiminde geçerdi, ama değil.

Bu konuda belirlediğimiz şey de şudur:

Adıge Nart kadını “Setenay”ın koordinatları, bu sözcüğün Adıgelerden çıkıp Osetlere doğru gittiği biçimindedir.

ŞEBATINIKO (BADINOKO)

Şebatınıko adı değişik Adıge topluluklarınca farklı biçimlerde söylenir. Şapsığca “Щэбатыныкъо”, Bjeduğ-K’emguy lehçelerinde “Şebatınıko/Шэбатыныкъо”, Kabardey-Besleney lehçelerinde “Pşı-Badınoko/Пщы-Бадынокъо” ve “Badınoko/Бадынокъо” biçimlerinde söylenir.

Akademisyen İ. A. Cavahişvili’nin belirlemesine göre, “Pşı-Badınoko” adı Karadeniz’in kuzey doğusunda bulunan epigrafik anıtlarda (mezar yazıtlarında) yazılıdır (İ. A. Cavahişvili.

Problemı istorii Gruzii, Kavkaza i Blıjnego vostoka [Gürcistan, Kafkasya ve Ortadoğu Problemi tarihi], “Vestnik drevey istorii (Eski Tarih Bülteni]”, No. 4, 1939, s. 34). Prof. G. V. Rogava’nın görüşüne göre, bu çok heceli

Adıgece sözcük, yani “Pşı-Badınoko” adı, kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde “Milat öncesi bir dönemde yazılmıştır”. (G. V. Rogava. K voprosu o strukture immenix osnov i kategoriyax grammatiçeskix klassov v adıgeskix (çerkesskix) yazıkax [Adıge (Çerkes) dilinin dilbilgisi kurallarına göre kategorik ve nominal yapısının sorunları], Tbilisi, 1956, s. 128).

Şebatınıko adı bolluk-bereket içeren bitişken (zexeĺ ; çok parçalı) adlardan olup Şapsığca söylenişi esasına dayanmaktadır.

İlk olarak, bir Nart erkek adı olarak “Şebatınıko”, “şe bev zıtırer/щэ бэу зытырэр” (çok ok veren kişi) anlamını vermektedir.

Dolayısıyla bu ad, silah olarak ok ve yay kullanan bir kahraman için ideal bir addır.

“Ko” (къо), “yıko” (икъо) takıları, burada çok sayıda ok verenin oğlu anlamında değil, Adıgece dil kuralına göre, sadece bir sonektir.

Bu biçim bir kuruluşu bulunan Adıge adı Adıgecede çoktur:“ Qışoko” (КIыщокъуэ), “Alecıko” (Алэджыкъо), “Vıčıĵıko” (Уцужьыкъо), “Ğubcıko” (Гъубджыкъо) gibi.

Şebatınıko’daki Şapsığca (щ), günümüz Adıge yazı dilinde (ш) biçimine dönüşmektedir: щы-шы (şı-‘at’); aщэ-aшэ (aşe-‘silah’) gibi.

Şebatınıko (Şebatın) sözcüğünün etimolojisini incelerken karşılaştığımız ilginç şey, eski Adıgecede bulunan “be/бэ” (çok) elementinin, artık Kabardiya’daki Adıgeler arasında pek kullanılmamasına karşın, Kabardeycedeki söyleniş biçiminde halen yaşıyor olmasıdır.

Bu durum, uzak bir geçmişte Karadeniz, Kerç Boğazı (Хы Т1уалэ), Kuban (Pşıze/Пщызэ) ve Don (Têne/Тенэ) boylarında bir arada yaşamış olan o zamanki Adıgelerin “be/бэ” (çok) sözcüğünü hep birlikte kullandıkları bir dönemde, “Şebatınıko” adı da doğmuş olmalıdır.

Yukarıda sunduğumuz küçük tabloya baktığımızda,

“Şebatınıko” adının Hak’uçların (Хьак1уцу) komşusu olan Abhazlar arasında fazla bir değişikliğe uğramadığını görürüz: Hak’uç’- “Nat Şebatıneko”, Abhaz- “Na Şbatakva”.

Bu Adıge sözcüğünün elementlerinin Na-ş-ba-ta-kva biçiminde, Abhazca’da da aynen korunmuş olduğunu görürüz. Adıge söylenişine uygun bir biçimde Abhazlar da bu adı kullanmayı sürdürüyorlar.

Bugünkü Adıgey (AC) ve Kıyıboyu Şapsığe (Karadeniz kıyısı Şapsığ) yörelerinde “Şebatın”-“Şebatınıko” denirken, Çerkes (KÇC) ve Kabardey (KBC) yörelerinde “Şebadıneko”-“Badınoko” denmektedir.

Sözcükte bulunan “t” ünsüzü, Adıgece (Kabardeyce) ses değişim kuralına göre, Kabardeycede “d” oluyor. Bu düzenleniş kuralını daha iyi anlatmak için birkaç örnek gösterelim:

tiğuse-diğuse (yanımızda olan, arkadaşımız); vıbıt-vıbıd-убыд (tut); thamate-thamade (yaşlı, başkan).

Bu kuruluş ve düzenlenişe, bu analojiye (benzeşmeye) uygun olarak, bu adların ve terimlerin anlamı düşünülmeden, bu sözcükler kullanılmaya başlandığında, bu sözcüklerde bulunan bazı seslerde değişiklikler gerçekleşebilmektedir.

Böylece Kabardeyce söylenişiyle “Badınoko”, onların komşusu Osetlere Kabardeyce söylenişiyle geçiyor: Kabardey- “Badınoko”; Oset-“Badan”-“Badan”(-ag).

Yazıya geçirilmediği, kulaktan duyma, bellekte “taşıma” ve birbirine anlatılma gibi nedenlerle, bu adların büyük değişiklikler geçirmiş olmaları, fazlaca yadırganması gereken bir şey değildir.

Durum buysa da, belli olan şey, bu Nart yiğidinin adı Adıgey ve Kıyıboyu Şapsığe yöreleri ile Abhazya’daki söyleniş (telaffuz) biçiminden değişik olarak, Adıge-Kabardeylerin söyleyişi biçiminde, Kabardeylerin komşuları olan Osetler tarafından da söylendiği, Osetçe soneki ile sözcüğün “Badanag”-“Badzanag” şeklini aldığıdır.

Böylece sözcüğün Adıgece’den Osetçe’ye doğru izlediği yol ortaya çıkmaktadır: Adıgece -“Şebatınıko”-“Pşı Badınoko”; Osetçede -“Badan (ag)”, “Badzanag” olmaktadır.

Sonuç olarak “Şebat”-“Şebatınıko”-“Badınoko” sözcüğünün anlamı Adıge dili yoluyla kolayca anlaşılmaktadır.

Milat öncesine ait eski Grek yazılarında bu Adıge adına rastlanmaktadır.

Bu arada Adıgecenin sözünü ettiğimiz değişik linguistik karakteristik özellikleri de bu yazılarda görülmektedir.

Bu nedenle bu Nart adı, kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde, sıradan bir eski Adıge adıdır (*).

DİPNOTLAR:

54) G. V. Rogava. “K voprosu o strukture imennıx osnov i kategoriyax grammatiçeskix klassov v adıgeyskix (çerkesskix) yazıkax”, İzd. AN Gruzin SSR, Tbilisi, 1956, s. 127.

55) İ. A. Cavaxişvili. Problemı istorii Gruzii, Kavkaza i blijnego Vostoka, Vestnik istorii, 1939, No. 4, s. 34.

56) S. N. Canaşiya. Svansko-adıgeyskie (çerkesskie) vstreçi. Gruzino-adıgeyskie parallelı. İzvestiya İnsti- tuta yazıka, istorii i mat. kulturı, XII, s. 256.

57) Prof. K. A. Sixarulidze. Gruzinı o çerksax, ANİİ fondu, No. 1, ed. xr. 51

58) ANİİ fondunda, NO. 1, T. 51.

59) anii, No. 1, ed. xr. 51, ”Setenay” adlısı.

(*) – Şebatınıko’nun olası mezar yeri için tıklayın. – http://www.cherkessia.net/makale_detay.php?id=3633

Güncellenmiştir.

 

Nartlar: Adıge Yiğitlik Destanı – 6

 

NART TERİMİ

Nart adları olan “Setenay” ve “Şebatınıko”nun Adıgece anlamlarını açıkladıktan sonra, “Nart” teriminin etimolojisini çözümlemek kolaylaşıyor.

Nart terimine ilişkin olarak bilim adamlarınca öne sürülmüş çok sayıda değişik görüş ve tez vardır.

Bunların hepsinden söz edecek değiliz ama 19 uncu yüzyılda yaşamış Adıge tarihçisi ve filologu Negume Şore’den söz edeceğiz. Negume Şore, “Nart” teriminin etimolojisini, yani sözcüğün kökenini ortaya çıkarma yönünde ilk adımı attı.

Ancak konuya doğru bir bilimsel yaklaşımı olmadığı ve Nart sözcüğünün oluştuğu çağın koşullarını kavrayamadığı, ek olarak genel kurallara uygun bir biçimde Nart adlarını açıklayamadığı için, bu adların özellik, anlam ve yapılarını çözememiş, “Nart” teriminin tam (eksiksiz) bir etimolojisini verememiştir.

“Adıge narodım yıtxıde/Адыгэ народым итхыдэ” (Adıge Halkının Tarihi) adlı yapıtında, “Nart” sözcüğünün “Narant”tan geldiğini ileri sürmüştür. Buna göre: “nar”-ne (göz), “ant”-bir halk adı, ikisi birlikte söylendiğinde; “Antkhem an”/“Aнтхэм ан” / “Antların Gözü” (60) anlamına varmıştır.

“Nart” terimini, etimolojik yönden, Negume Şore gibi, M. Turganov, L. Lopatinskiy, M. V. Rklitskiy, V. Pfaf, V. Abayev ve diğer bilim insanları da çözemediler.

“Nart” terimi, Adıge destanına konu olan “soyun” (лIакъо) adını ifade etmektedir, simgesel bir addır; anlamı yönünden de bolluk-bereket içeren öbekte yer alır.

Açıkladığımız adlarla (“Setenay”, “Şebatınıko”) aynı yapıya ve özelliklere sahiptir. Adıge adları “Bot” (бэу тэрэр -“çok veren”), “Beretar” (bere terer-“çok veren kişi”) ve “Bat” (beme yaterer-“çok veren”, “çok çocuk babası”) gibi adlarla anlam benzerliği vardır.

Şapsığlar “Nart” karşılığı olarak “Nat” ya da “Nate” derler. Şapsığca Adıge dilinin en eski biçimi olmalıdır. Adıgece sözcükler, Şapsığcada kısaltılmaksızın, en geniş biçimiyle söylenir.

Sözcüğün anlamını bulmak için, onu Şapsığ söylenişine uygun bir biçimde ele almak gerekir.

“Nat”-“Nart” terimini parçalarına ayıralım ve bunlardan çıkacak anlamlara bakalım. Sözcük iki bölümden oluşmuştur: “na (r)” + “tı”.

İlki- “ne” (göz) anlamındadır.

İkincisi- “te/tı” (vermek) anlamındadır.

Sözcük, bütün halinde “ner zıtırer” (gözünü veren, gözünü budaktan sakınmayan) anlamlarını vermektedir.

Natıkuac (Нaтыкъуадж ) ve Şapsığlar Nart terimini, tanımlama harfi “-r” eki almaksızın da söylüyorlar: “Nat”, “Nate” biçiminde.

Bir Adıge topluluğu olan Natıkuacların (Nat köylüleri) simgesel kök adı da “Nat” ya da “Nart”dır.

Kafkasya’da Natıkuaylardan arta kalmış olan son bir küçük köy (*) Karadeniz kıyısındaki yerinden alınıp Adıgey’in şimdiki Tahtamukay ilçesine yerleştirildi.

Bu köye ilişkin Kırımıze Jane’nin bir yazısı 23 Mart 1955 günlü “Sotsialistiçeske Adıgey/Социалистическэ Адыгей” gazetesinde yayınlandı. Yazının başlığı “Netıĥuayeme yagukav/Нэтыхъуаемэ ягукъау” (Natuhayların Üzüntüsü) olup burada “Netı” sözcüğü açıkça görülmektedir.

“Nat”, “Nart” teriminin çıkış yeri de, kanımıza göre bu yerdir.

Bu ad, bir simgesel ad olarak Natıkuac (Natuhay) adını taşıyan bu Adıge topluluğuna/ kabilesine verilmiş bir ad olup günümüze değin varlığını sürdürmeyi başarmıştır.

Bu terimde görülen elementlerden değinmediğimiz bir nokta da “e” (э)’nin “a” biçimine dönüşebildiği noktasıdır. Bu durum Adıgecede bir dil içi kural olarak gerçekleşmektedir.

Bunu herkesin anlayabileceği bir biçimde göstermek için, “nart”ın benzeri bir sözcüğü ele alıp, birlikte gözden geçirelim. Bir erkek adı olan “Bat” adını ele alalım.

Bat, sözcük olarak ‘be – te’ (çok veren) oluyor; ad biçiminde söylemek gerektiğinde de “Bat” (çok veren) oluyor.

Şimdi de “Nart” sözcüğünü ele alalım: Nat, ne-te (gözünü veren) oluyor; ad biçiminde kısaltılarak söylendiğinde de “Nat” (gözünü veren, gözünü sakınmayan) oluyor.

Belirlediğimiz gibi iki elementten oluşan Nart terimi, adın ucu koptuğunda, vurgu gücü bir öndekine geçiyor, buna bağlı olarak, yarım “A” (yani “Э”), dilcilerin belirttiği gibi, tam “A” haline geliyor: “be – tı” (бэ – ты ) sözcüğü “Bat” (Бат); “ne – tı” ( нэ – ты ) sözcüğü de “Nat” (Нат) ya da “Nart” ( Нарт) oluyor.

Sonuç olarak “Nart” terimindeki bölümleri yeniden ele aldığımızda şunu görürüz:

“ne”: göz.

“ r”: tanımlama harfi.

“te”- ten: vermek, hediye etmek.

Böylece bir destan topluluğu olan “Nart” adının Adıge dilindeki anlamı, sözcüğün kendisinin de açıkça gösterdiği gibi “Netı” (gözünü veren, gözünü sakınmayan, yani ‘kahraman’) demektir.

Terim, gözünü budaktan esirgemeyen eski Adıge kahramanlarının dünya anlayışını ve psikolojisini yansıtmaktadır.

Terim, “sınem vıfed, sıpsem vıfed/сынэм уфэд, сыпсэм уфэд” (gözüm gibisin, canım gibisin), “ner tıri, naper şefi/нэр тыри, напэр щэфы” (gözünü ver, ama onurunu yitirme, verme) anlamındaki eski Adıge vecizeleri ile daha da bir anlam kazanmaktadır.

Bir Adıge insanının başka birini gözüne benzetmesi, “sınem vıfed/сынэм уфэд” (gözüm gibisin), “sıpsem yıpeğuah/сыпсэм ипэгъуахь” (canım kurban), “sıne zıfestın!/сынэ зыфэстын!” (gözümü kendisine feda ettiğim, edeceğim kişi!) demesinden daha onur verici, daha güven verici bir söz düşünülemezdi.

Böylesine eski özelliklere sahip korkusuz destan kahramanlarına Adıgeler “Nate” ya da “Nart” adını vermiş oldular. Daha sonra Nart adı Kafkasya’da simgesel bir ada dönüştü:

“Ar, nart ŝave fed!”/Ар, нарт шъао фэд! (O, bir nart delikanlısı gibidir!) denilmeye başlandı.

Bu ad, Adıge (Çerkes) adı karşılığı olarak da kullanılan ve kahramanlığı simgeleyen bir addır.

Bugün bile Kafkasya’da “Xrabr kak çerkes” (Çerkes gibi korkusuz, Çerkes gibi kahraman) deyimi yaygındır.

Yani, “Adıge” (Çerkes) ve “Nart” terimleri birbirine çok yakın anlamlar içermektedirler.

“Nat” ya da “Nart” adı, bir Adıge adı, bir simgesel ad olarak, Adıge ulusal destanında yer almıştır.

SAVSIRIKO” (САУСЫРЫКЪО)

Ateşi çalıp getiren Nart Savsırıko, Nart destanında geniş bir yer tutar. Adıgeler Savsırıko’ya ilişkin çok sayıda türkü (пщыналъ) ve şarkı (орэд) söyler, çok sayıda da öykü (хъишъэ) anlatırlar. Bu kahramanı Kafkasya’daki halkların tümü aynı ortak adla, “Savsırıko” ya da “Sosrıko” adıyla tanır.

Bilim adamları 19 uncu ve 20 nci yüzyıllarda “Savsırıko”nun etimolojisine ilişkin çok sayıda değişik görüş öne sürdüler ama inandırıcı olamadılar.

Bu kahramanın adı, Adıge geleneğinde de görüldüğü gibi, annesinin istemesi üzerine demirci ustası Nart Ĺepŝ (Нарт Лъэпшъ) tarafından verilmiştir.

Bu ad, Adıgece “kılıçla vuran, kılıç sallayan” (“save”, “cao”) ve “kıvılcımlar saçan ateş oğlan” (“save-sır-yı-ko” ya da “шъао-стыр-ы-къо”) anlamlarını içermektedir (*).

Savsırıko’nun doğuş biçimini anlatan yirmiyi aşkın öykü metni vardır. Bunlardan birine göre, Setenay-guaşe Kuban Irmağı kıyısında Łıpṡemıko Zerţıĵ (Лlыпцlэмыкъо зэртlыжъ) ile karşılaşır ve ondan Savsırıko’yu edinir.

Çocuk henüz doğmadan, annesi, çocuğun doğuş biçimi üzerine bir öykü hazırlar:

Irmak kıyısında çamaşır yıkarken, karşı kıyıdaki Nart çobanı Łıpṡemıko Zerţıĵ kendisini görür ve aşk okunu Setenay’a doğru fırlatır.

Ok, Setenay-guaşe’nin yanındaki bir taşın üzerine düşer. Setenay da taşı alıp evine götürür. Dokuz ay sonra, taşın içinden sesler gelmeye başlar.

Taşı götürüp Nartlar’ın demircisi Ĺepŝ’e (Tlepş) yardırır.

Taş yarılınca içinden kıvılcımlar saçan ateşten bir oğlan çocuğu çıkar.

Setenay bebeği entarisinin eteği ile tutmak ister ama bebek annesinin eteğini yakıp yere düşer.

Bilim insanları arasında “Savsırıko” etimolojisini aydınlatmaya en yaklaşmış ve bize göre en az bir elementini bulup açıklamış olan kişi Abhaz biliminsanı A. K. Haşba’dır (A. K. Xaшба).

Haşba’nın “Akademik N. Y. Marr o yazıke i istorii abxazov” (Akademisyen N.Y.Marr ve Abhazların Yazı Dili Tarihi) adıyla 1936’da Suhum’da yayımladığı bilimsel çalışmasında “Savsırıko”nun etimolojisini inceleyen bir bölüm vardır.

Yazar, akademisyen N. Y. Marr’ın “Kavkazovedenie i abxazskiy yazık” (Kafkas bilimi ve Abhaz dili) adlı çalışmasına değinerek, Abhaz mit (söylence/ efsane) kahramanı Abırskil (Güneşin Oğlu) örneğinden, yıldız ve güneş kültlerinden söz ederek, şöyle yazmaktadır:

“(…) gökten ateşi çalmaya ilişkin söylenti dışında, Abhaz mitolojisindeki süjeler arasında, Adıge topluluklarından alınma olanlarına da rastlıyoruz.

Örneğin, Kafkasya’nın her bir yöresinde bilinen Nart destanındaki Savsırıko bunlardan biridir. Bir terim olarak “sa-sır-kua” sözcüğü Adıgece olarak “güneşin oğlu” gibisine bir anlam içermektedir.

Adıgece bir sözcük olarak “sır” ya da “stır” (“kızgın”, “ateş-ışık”, “güneş”) ya da “sov-zır-eş” (61) terimi de Adıgecenin Şapsığ lehçesinde “tha” (tanrı) ve “peygamber” gibi anlamlar vermektedir.

Bu biçimiyle “sa-sır”, “mov-zer”, birçok öyküsü bulunan kahramanın övgü sözleri içeren asıl adıdır, sonek olan -kua , Adıgecede yıko/икъо (oğlu) demektir.

Bütün olarak terimin içerdiği anlam ise “Tığem yıko” (Güneşin Oğlu) olup, Abhazca’daki A-bır-skil’in ta kendisidir (62).

Abhaz yazarı Haşba’nın üzerinde durduğumuz sözcüğe ilişkin olarak söyledikleri içinde tek tutarlı olan şey, bize göre,

“Savsırıko” terimi içindeki elementlerden –sır- kısmını, bu Adıgece addan doğru olarak saptamış/ bulmuş olmasıdır.

“Savsırıko”nun “Güneşin Oğlu” olarak sunulması durumu ise, kuşkusuz bir yanılgıdır.

Bizim açımızdan doğru olanı ise, Savsırıko’nun doğuşu üzerine sunulan öyküde kendiliğinden ortaya çıkan analiz ve çözümlemedir. (63)

Birçok bölümden oluşan Savsırıko sözcüğünü parçalarına ayırıp her bir parçasının anlamını bulmaya çalışalım.

“Savsırıko” sözcüğü, eski biçimi ile “Ŝavŝırıko” (Шъаушъырыкъо) da olabilmektedir. (Aşağıda adı geçen mektup)

Sözcüğü parçalarına ayırdığımızda şunları elde ederiz:

Seve-sıre-ı-ko; Sa-ve-sır-ı-ko.

Parçaların anlamları da şöyledir:

Se (kılıç) – seşkho (seşxo/ сэшхо) (kılıç).

Ve- ven (vur-vurmak).

Sıre-stıre (Natukuay, Hak’uç, Şapsığ, Abadzeh, Kabardey ve diğerleri: Sıre) (Kızgın-çok sıcak, ateş gibi sıcak).

-ı (ek).

-ko (къо)(Oğlu) – Adıge kişi ad ve soyadları son eki; bazen birinin oğlu olduğunu gösterir (Ĥuşteko – Хъущтэкъо, Hajuneko – Хьажъунэкъо, Nemıţeko/Нэмыт1экъо gibi); bazen de adı taşıyanın bir erkek kişi olduğunu belirtmek için erkek adları sonuna eklenir (Ğubcıko/Гъубджыкъо, Ančoko/Анцокъо, Beĥuko/Бэхъукъо gibi).

Böylece, “Savsırıko” adının Adıgecedeki anlamının Seve-sır// Ŝevestır (шъэостыр) (Kızgın oğlan, ateş saçan oğlan); seve-sıre-yıko// ŝevestıre-yıko (yanan-ateşten-oğlan) olduğu görülmektedir.

Söyleniş biçimleri de: “Sevesırıko (Сэосырыкъо), “Saveserıko” ya da “Savsırıko”dur. Sonraki iki ünlüden (Э) ve (Ы) art arda geldiğinde, iki ünlüden biri düşer, biri kalır ya da ikisi birden düşerse, iki ünsüz (sessiz) harf art arda gelebilir.

Bu durum Adıgecede karşılaşılan bir kuraldır.

Burada yeniden belirtmemiz gereken bazı şeyler de vardır: “Savsırıko” adında bulunan “Sav”ın, “Ŝav” (Шъау) olması da Adıgece’de bir dil içi kuralıdır.

Adıgecede “S” ünsüzünün “Ŝ”(шъ) biçiminde söylendiği sözcükler -cisim, ad ya da sıradan sözcükler- vardır. Örneğin:

Seĵıy- ŝeĵıy (Сэжъый-шъэжъый) (çakı, bıçak)

Sıd- ŝıd (Сыд-шъыд) (ne, nedir)

Selih- ŝelih (Сэлихь-шъэлихь) (Salih)

Thaqume ĺaps- thaqume ĺapŝ (тхьакlумэ лъапс-тхьaкlумэ лъапшъ) (Kulak dibi, kulak memesi).

Bu arada Hak’uçların Thağeps (Tхьэгъэпс) dediklerine, Bjeduğ ve K’emguyların Thağepŝ (Тхьэгъэпшъ) dediklerini de anımsatalım.

Bunun gibi Adıgece içindeki dil özelliklerine uygun olarak, günümüzdeki “ŝav” (шъау) (oğlan) sözcüğünün, eskiden “sav” (oğlan) olduğunu ve “sav” sözcüğünün “dilin içinde donup” kaldığını, değişmeden günümüze değin geldiğini görüyoruz.

Bu görüşümüzü destekleyen en önemli olgu da, “sav”- “save” (сау= сао) sözcüğünün açık ve anlaşılır bir etimolojisinin hazırda olmasıdır:

“Seće verer”, “save” (“сэкlэ орэр”, “сао”) (kılıçla vuran) anlamını içermesidir.

Bu, aynı zamanda kılıcın egemen olduğu dönemde, kılıcı kullananın, yani “save”nin (kılıçla vuranın), savaşçının (зэолl), o zamanlardaki delikanlının (шъао) görünümünü de yansıtmaktadır (65).

“Savsırıko” sözcüğündeki “SS”lerden ikinci “S”nin ses tonu (gücü), kendinden önceki “S”ye erişerek vurgu yapıyor, değişmemeyi ve aynen kalmayı sağlayabiliyor.

Belirlediğimiz gibi, “se”- “sav” sözcüklerinden türeyen, o söylediğimiz kurala uygun olarak Adıge adındaki “S”ler birbirini çağrıştırıyor ve değişime uğramıyor, ancak sözcükte ikinci “S” sesi bulunmadığında, ilk “S” sessiz harfi “Ŝ” (шъ) olmaktadır:

Save- Ŝave (Сао= Шъао) (Oğlan).

Sevefıj- Ŝevefıj (Сэофыжь =Шъэофыжь), (Nart Ceuefıj Epcabğu/Нарт Шъэофыжь 1эпшъабгъу).

Sevay- Ŝevay (Сэуай= Шъэуай) (Nart Nebgırıyeko Ŝevay).

Sonuç olarak ortaya çıkan gerçek, “Savsırıko” sözcüğünün bir Adıge adı olduğu, anlamının Adıgece olarak verilebildiği gerçeğidir.

“Savsırıko” sözcüğünün çok eskilerden beri Adıgelerce kullanıldığı, bunun yüzyıllarca türküler (пщыналъ) sayesinde korunduğu ve ilk biçiminin günümüze taşındığı anlaşılmaktadır.

Bol miktarda olan ve nakaratlar eşliğinde Adıgelerce söylenen Nart Savsırıko’nun türkü ve şarkılarının süjeleri ve bu şarkılara ilişkin ana anlatılar, fazla bir değişikliğe uğramamış öyküler biçiminde Kafkasya halkları arasında günümüzde de söylenmektedir.

Yüzyılları aşmış olmasına ve değişik halklar arasında yayılmış bulunmasına karşın, “Savsırıko” sözcüğü fazla bir değişime uğramadı, Adıgece özgün yapısını sağlam bir biçimde korudu.

Belirtilmesi gereken şey de şudur:

Adıge-Kabardeylere komşu olan ya da onlarla birlikte yaşayan halklar arasında Savsırıko sözcüğünün, Kabardey söylenişine uygun olarak Sosrıko- Sozrıko- Sosruko biçimlerinde yayıldığıdır.

Karadeniz kıyısında yaşayan Adıge-Şapsığların söyleyişine uygun olarak da komşu ve akraba Abhazlar “Sasrıkua”, Rusça yazılışı ile “Sasrıkva”;

Abhazlar ile Hak’uçlar arasında yaşamış olan Vıbıhlar ise (Убых) “Savsırıkua” (Саусырыкъуа) demektedirler (66).

Dipnotlar:

60) Negume Ş. B. “Adıge narodım yıtxıde”, Nalşık, 1958. Bu deyim üzerine söylenenler için bakınız. A. M. Gadagtl. Geroiçeskiy epos “Nartı” i ego genezis, Krasnodar, 1967, s. 206-207.

61) Etimolojisine göre, “ŝevezêş” (шъэозeщ)’in, “ŝevezêқome yazeşaқu” (шъэозекlомэ язэщакlу), yani “akıncıların şefi” anlamını içermesi gerekir. A. H.

62) A. K. Xaşba. Akademik N. Y. Marr o yazıke i istorii abxazov, Suxumi, 1936, s. 27.

63) Taş anlamındaki “sos”a “ko” (qo) ekleniyor ve böylece “Sosırıko”-“Taşoğlan” (Taşın Oğlu) anlamlarının elde edildiğini öne süren yazarlar da yanılıyorlar. ”Sos”, Adıgecede taş demek değildir.

64) Adıge adlarına ekli sonek “-ko” eki gibi, Rusçada –ov, -ev, -in, -ın (İvanov); Gürcücede -dze (İvanidze); Abhazca’da -ba (Bğajuba, Lakoba, Evanba) vardır.

65) Akademisyen Arn. Çikobova’nın “Drevneyşaya struktura imennix osnov v kartvel’skix yazıkax” adıyla 1942’de yayınladığı yapıtta eski Gürcüce’deki “S” sesinin bugünkü Gürcücede “Ş”ye dönüşmesi durumunu şöyle sunmaktadır:

”Saşa”- “Şaşa” (s. 170). Bu da “S”nin “Ş”ye dönüşebildiğini göstermektedir.

66) Bak. G. Dumézil. Vıbıx raskazxer, Parij, 1931, s. 169-170.

“Savsırıko” adının Osetlerden Adıgelere geçmiş olmadığını Dr. Muhadin Komaho (Къомахуэ Мухьадин) da göstermiştir. (Bak. M. A. Kumaxov. O sootnoşenii Sosırıko i Solsan, UZ ANİİ, V. Maykop, 1966, s. 61-65.)

(*) – Hatramtuk-Хьатрамтыку köyü için tıklayın – http://www.cherkessia.net/makale_detay.php?id=3195

(**) – Asker Gadagatl, “Adıge epos pamyat natsii”, Maykop, 2002, s. 306-310. Ayrıca Asker Hadeğale’nin bize yazdığı 25 mayıs 2006 tarihli özel mektubu. – hcy

Güncellenmiştir.

Exit mobile version