

21 Mayıs tarihi yaklaşıyor: 21 Mayıs 1864 tarihi, Adıgelerin-Çerkeslerin, esas olarak Karadeniz kıyısı Adıgelerinin, Şapsığ, Vıbıh, Cıh (Ciget) ve Abzahların topraklarından çıkarılıp Osmanlı’nın Karadeniz kıyılarına deport edildikleri (kovuldukları) bir savaşı-soykırımı simgeliyor.
Türkler ve Ruslar bu insanlara
Çerkesler diyorlardı, ancak 1959 yılı nüfus sayımından beri Çerkeslerin bir bölümüne
Adıge, dillerine de
Adıgece diyorlar.
Adıgeler şimdilerde Adıge Cumhuriyeti’nde (500 bin nüfus) azınlıkta bir ulus – 98 bin kişiler (% 19,75). Bu yöre ve en batıdaki Karadeniz (Şapsığ) kıyıları Rus işgaline en son uğrayan ve uzun süreler bağımsız kalmış olan yörelerdir, 1864 yılı öncesinde Adıge nüfusu yaklaşık 2 milyon idi, şimdi Karadeniz bölgesinde,
Şapsığ’da “1,914 kişi” kalmış imiş…
Bir de Kabartay-Çerkes dilinde konuşanlar var, daha doğuda Karaçay-Çerkes (59 bin nüfus) ve Kabardey-Balkar (529 bin nüfus) bölgelerinde yaşıyorlar ve daha erken tarihlerde Rusya’ya bağlanmış ve daha az tırpan yemiş bölgeler.
Göçlerin başlaması
Rus genelkurmayı, Kırım Savaşı sonunda, 1857 yılında Karadeniz bölgesinin Adıge nüfusundan arındırılmasını, jeopolitik ve stratejik bir zorunluluk olarak gördü ve bunu bir raporla Çar’a bildirdi.
Rapora göre Şapsığların ve kıyılı komşularının (Natuhay, Vıbıh ve Cıhlar) kuzeydeki Don Nehri Havzasına sürülmeleri gerekiyordu. Çerkeslere boyun eğdirmenin başka bir yolu yoktur, deniyordu.
Doğudaki komşu Abzahlar 1848 yılından beri Adıge birliğinden ayrılmış, Çeçenya ve Dağıstan’daki Şeyh Şamil’in İslam Emirliği’ne (devletine) gönüllü olarak bağlanmışlar ve Naip Muhammed Emin’in şer’i yönetimi altında yaşıyorlardı.
Adıgeler parçalanmış halde Ruslarla çarpışıyorlardı.
Şamil 06 Eylül 1859’da General Baryatinski’ye teslim oldu. Ardından Kuban Orta Sol kıyısındaki Bjeduğlar ile Laba Orta Solundaki K’emguylar ve diğerleri (Besleney, Mehoş, Yecerukay, vb) de Ruslara boyun eğdiler. Bunlar pşı denen köy ağaları tarafından yönetilen küçük kabile topluluklarıydılar.
Şapsığlarla olan ara bölgede, batıda Naip Muhammed Emin tarafından yönetilen ve büyük bir kabile olan Abzahlar da Şeyh Şamil’in ardından 1859’da gönüllü olarak Çar’a boyun eğdiler.
Geride bağımsız olarak Karadeniz kıyısı Çerkesleri kalmıştı ve bunların sürülecekleri kesinlik kazanmıştı, ama sürgün kararı politik kaygılarla açıklanmıyor ve gizli tutuluyor, Rusya Müslümanları arasında tepki yaratmasından çekiniliyordu (Ali-Hasan Kasumov, “Çerkes Soykırımı”). Bu bakımdan uygun bir yol aranıyordu.
Bu arada Şapsığlara karşı askeri operasyonlar sürüyordu. Kıyıdaki komşu Natuhay yöresi 1860’da kanlı operasyonlar sonucu işgal edildi..
Osmanlı Devleti’nin devreye girmesi
Fırsatçı Osmanlı, sürgün kararını öğrendi ve hemen devreye girdi, Karadeniz kıyılarından Ukrayna’ya sürülecek olan Müslüman nüfusa talip oldu, böylece sürgünün istikameti güneye, Türkiye’ye kaydı.
Türkiye’ye göç Rus yönetiminin aradığı fırsattı.
Osmanlı hemen hazırlıklara başladı: 1855’te, Kırım Savaşı sırasında yasakladığı Çerkes esir ticaretini 1857’de yeniden serbest bıraktı, bununla köle sahiplerine “Türkiye’ye gelin ve düzeninizi burada sürdürün, kölelerinizi satabilir ya da kullanabilirsiniz” mesajı verilmek isteniyordu. Ertesi yıl, 1858’de tapu kanunu yayımlandı:
Tapu kanunu ile Türkiye’ye göç edecek olan Çerkeslere bedelsiz konut ve tapulu toprak verileceği ve müstakil köyler kurdurulacağı mesajı veriliyordu. Çerkesler köy boyutunu aşmış, ulusal devlet ve kentler kurmuş insanlar değildiler. Çerkesler için bu kadarı, serbest köy yaşamı önerileri istekleri karşılamaya yetecekti.
1858-1865 yılları arasında,
Şapsığlarla savaş sürerken Osmanlı’ya serbest göçler, Rusya yurttaşları olan
Kabartay, Bjeduğ, K’emguy, Besleney, Abazin ve Nogayların serbest göçleri başladı. Bu topluluklar baskıcı köy beyleri (pşı; köy ağaları) tarafından yönetiliyorlardı. Bunları Karaçay, Oset, Çeçen ve Dağıstanlılar gibi feodal ya da tarikat bağlantılı küçük topluluklar izliyorlardı.
Göçler deniz yoluyla Anadolu kıyılarına, özellikle şimdiki Samsun ve Akçakoca limanlarına yapılıyor, oralardan öncesinden belirlenip hazırlanmış olan yerlere götürülüyordu. Bu işler devlet tarafından yerine getiriliyor, Çerkes temsilcilere yerleştirilecekleri yerler, toprak ve inşa edilen ya da edilmekte olan konutlar gösteriliyor ve göçe özendiriliyorlardı.
Bu konutlar bahçe içinde, yola ve güneşe bakan, verandası (dıbzıke) olan, tek katlı ve genellikle yan yana 2 ya da 3 odalı, ahşap ve toprak sıvalı basit ve ucuz köy evleri (vune) idiler.
Türkler göçmenlere (Kafkas Muhacirlerine), Dağıstanlılar da dahil, genel bir ad olarak Çerkesler diyorlardı.
Ruslar bu halkları “uysallık derecelerine göre” de sınıflandırıyorlardı: Eskiden beri Rus uyruğu olan Kabartay, Abazin, Karaçay, Oset, İnguş, Çeçen ve Dağıstanlılara uysal Dağlılar, Laba Irmağı batı (sol) kıyısında yaşayan feodal Adıgelere (Bjeduğ, K’emguy, Besleney, Mehoş, vb) yarı uysal Dağlılar, Karadeniz kıyısındaki eşitlikçi-demokratik düzenli Adıgelere, özellikle Şapsığlara da vahşi-aksi Dağlılar diyorlardı (bk. Ali Kasumov-Hasan Kasumov, “Çerkes Soykırımı”).
Sosyal sistem
Demokratik Adıgelerde (Şapsığ, vb) vergi ve angarya yoktu, imece yoluyla gönüllü çalışma ve yardımlaşmalar vardı. Böylesine gelişmiş ve eşitlikçi bir toplum yapısı vardı. Örneğin feodal topluluklarda özgür kadınlar ve soylu erkekler tarlalarda çalıştırılmazlardı, çalışmaları ayıp sayılırdı. Köylü sınıfı (fekoł) erkekleri ile köle erkek ve kadınlar tarlalarda çalışırdı. Şapsığlarda ise kadın erkek herkes tarlada çalışırdı. Köle, adi ve aşağılık bir insan soyu, ‘yaratık’ sayılıyordu.
Bütün bunlar Adıge-Çerkeslerde tek model bir toplum yapısının bulunmadığını kanıtlıyordu.
Şapsığlarda konukluk süresi üç gündü, ardından konuk hane halkından sayılır ve işe götürülebilirdi. Bu nedenle feodal örneklerdeki avare insanlar Şapsığlar arasında fazla değildi.
Bir anlatı: Düzce’de bir Besleney köy ağası (bey), varlıklı bir Şapsığ ailesine sık sık gelir ve kendisini ağırlatırmış. O gün, gün hayli ilerlemişti, Şapsığ eve geç döndüğünden yatıyormuş.
Bu nedenle at sırtında bahçeye giren köy ağası (pşı) ev sahibi tarafından karşılanmamış, bey fena bozulmuş, “Bu evin sahibi nerede?” diye bağırmış.
Eve geç dönüp yattığı için henüz kalkamadığı söylenmiş.
Köy ağası daha da kızmış:
“Pşı ve vork (üst sınıftan) değilsin, bu saate kadar nasıl yatarsın?” (Упщэп, уыоркъэп, щэджагъо чъыер тыдэ къипхыгъ?) diye bağırmış. Köy ağası hane sahibini kendi marabalarından (pşıl) biri yerine koymuş olmalıydı?
Şapsığ bunu duyar duymaz yattığı yerden kalkıp duvarda asılı olan tüfeği kapıp dışarı fırlamış: “Ulan edepsiz” demiş, “bey (pşı) dediysek de sen benim beyim misin? Haddini bil ve defol, bir daha da kapıma gelme” (Бзэджэрылъф, пщы къыотIуагъэмэ, о хэты урипщ? Шъом уик1эу нэтым уимыхь, зы1оегъэх) diye sert bir karşılık vermiş.
Durumun kötüye gittiğini gören bey atını mahmuzlayıp hızla bahçeden sıvışmış ve bir daha da
Şapsığ’ın kapısına uğramamış…
1863 yılı sonbaharında, 1861’de, sürgün kararını reddeden ve Rus idaresine karşı ayaklanan ve bağımsız Şapsığlarla birleşen tarikat bağlantılı Abzahlar, bir süre sonra Şapsığların kendileri de silah bıraktılar ve Ruslarla ateşkes anlaşmaları imzaladılar.
Kış koşulları gereği Rus birlikleri de kışlalarına çekildiler.
Kış mevsiminde Karadeniz ulaşıma elverişli değildir, bu nedenle Abzahlara eski takvime göre 01 Şubat 1864, Şapsığlara da 06 Mart 1864 günü akşamına değin köylerinde kalma izni verildi.
Artık ulusal bağımsızlık ve vatan elden gitmişti (Semen Esadze, Çerkesya’nın Rusya Tarafından İşgali, s. 111, 115; Ali-Hasan Kasumov, Çerkes Soykırımı).
Bu tarihlerden sonra Abzah ve Şapsığlar itirazsız kıyıya inecekler ve gemilere binip Türkiye’ye göç edeceklerdi. Aksi takdirde Rus birlikleri hazırda beklemedeydi.
İzole bir yerde oturan Vıbıhların boyun eğmeleri ise Nisan 1864 başına sarktı.
1864 yılının Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları boyunca göç (deportasyon) kesintisiz olarak sürdü ve Aralık 1864’te sona erdi.
1867’de, 10 Mayıs 1862 tarihli sürgün (Dağlıların göç ettirilmeleri) kararı iptal edildi. Zorunlu göç uygulaması sona erdi.
Karadeniz kıyıları ve doğuda Belaya Irmağına (Şhaguaşe’ye) ya da şimdiki Maykop kentine değin uzanan geniş bir alan Adıge-Çerkes nüfusundan tamamen temizlendi. Toprak Rus yerleşimciler için güvenli bir yerleşim alanı yapılmak istendi.
Sonuç olarak 2 milyon gibi bir yerli nüfusun yaşadığı son bağımsız Adıge ülkesi toprakları süngü gücüyle boşaltıldı ve Rus nüfusla dolduruldu.
1864 yılı öncesinde 2 milyon Adıge’nin yaşamış olduğu bu geniş alanda, Şapsığya ve çevresinde, şimdilerde resmi olarak 1,914 Şapsığ “kalmış” bulunuyor (2021 yılı Rus resmi nüfus sayımı).
Rus idaresindeki bölgelerden göçlerin başlaması
Reform özellikle Kabartaylar başta baskıcı feodal beylerin çıkarlarına ters düşüyordu, kölelerini ve köleler üzerindeki otoritelerini yitireceklerini biliyorlardı. Köy beyi/ köy ağası konumunda olan beyler (pşı) bu gibi nedenlerle yüzlerini Türkiye’ye çevirdiler ve kafileler halinde göç yoluna koyuldular.
Rus’un istediği şey de buydu.
Kuban’da, Rusya idaresindeki Belaya ve Laba ırmakları doğusunda ve dağlarda yaşayan Abazin ve Adıgelerden (Kabartaylar ve Karaçaylar hariç), dağlardaki köylerini terk etmeleri ve düze inmeleri istendi. Rus makamları bu insanların ova ve düzlüklerde büyük köyler kurmalarını istiyorlardı.
Büyük köy birçok küçüklerden oluşan köy beyliği sisteminin (feodalizmin, köy ağalığının) sonu, pazar ekonomisine geçiş ve geleneksel hayvancılığın kalkması anlamına geliyordu.
Bu yüzden birçok köy beyi, mal varlığını paraya çevirip Türkiye yolunu tutacaktı. O sıralarda Türkiye’de kölelik ve insan satışı vardı. Rus serbest göçleri destekliyor ve kolaylıklar sağlıyordu; Rus Müslüman nüfusu azaltmak istiyordu.
Abazin ve Besleneylerin iskânı
Dağlardaki köylerinden düze inmeyi kabul eden Abazin ve Adıgeler (Besleneyler, vb) Büyük ve Küçük Zelençuk (İncıc) ırmakları vadilerine yerleştirildiler. Kendilerine küçük köy evleri ve tapulu topraklar verildi, bunu kabul etmeyenlere de Türkiye’ye göç etme izni tanındı.
Bu Adıge ve Abazin nüfus Kabardiya’dan getirilen Kabartay göçmenlerle takviye edildi. Vadilerin çıkış yerlerine kontrol amaçlı müstahkem Kazak stanitsaları (yerleşimleri) yerleştirildi.
O sıralar, şimdilerde Karaçay-Çerkes yöresinde baskın ulus olan barışçı Karaçaylar, henüz dağlardan inmemişlerdi, hayvancılıkla geçimlerini sağlıyor ve Rusya için bir sorun oluşturmuyorlardı.
Doğum oranları yüksek ve çalışkan kişiler olan Karaçaylar 20. yüzyıl başlarında düze inecek ve giderek, şimdiki Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin çoğunluk ulusu haline geleceklerdi.
Serbest ve zorunlu göç arasındaki fark
Serbest göçler, Şapsığların kovulmaları sürecinde olduğu gibi 3-4 ay gibi kısa bir süreye sıkıştırılmamıştı. İsteğe bağlı dış göçler, daha uzun süreler tanınarak ve uzun aralıklara yayılarak tamamlandı. Ama pişman olanların Kafkasya’ya dönüşlerine izin verilmedi. Kaçak dönenlerden yakalananlar Sibirya, Yakutya gibi uzak ve soğuk bölgelere sürülüyorlardı.
İlk serbest göçler, dediğimiz gibi 1858-1865 yılları boyunca Rus idaresindeki bölgelerden yapıldı. Bu insanlar Osmanlı ve Rus hükümetleri arasında yapılan anlaşmalar gereği 6-7 yıl gibi uzunca bir zaman süreci içinde, kafile kafile, kendi beyleri, din adamları ve varlıklı kişiler öncülüğünde ve desteğinde deniz yoluyla Anadolu’ya geldiler.
Yine de, Belaya Irmağı doğusundaki alanda etnik tablo bir ölçüde korundu. Rus kaynaklarına göre, göçlerden sonra Kuban oblastı (il) tamamında, toplam nüfusun üçte biri Dağlı (Müslüman) idi. Dağlı nüfusunun tamamı, Belaya Irmağı doğusunda [Doğu Kuban’da] yaşıyordu. Belaya Irmağı batısında [Batı Kuban’da] ise (Bjeduğ yöresi dışında) Çerkes nüfus kalmamıştı.
İkinci büyük göç
İkinci büyük serbest göç ise, çok daha sonraları, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, özellikle 1888-1892 yılları arasında, yine Doğu Kuban’dan yapılacak ve sonuçta Belaya Irmağı doğusunun etnik nüfus yapısı da iyice bozulacak, Adıge-Çerkes varlığı küçük bir azınlık konumuna gerileyecekti (bk. Harita).
Bu son göçe en çok mollalar güdümündeki Kuban Abzahları katılmışlardır.
Çerkes tarih yazıcıları bu canalıcı noktalar üzerinde yeterince durmuyorlar! İşi, toptancı bir bakışla ele alıyorlar. Oysa arşivler ve belgeler ellerinde. “500 bin kadar Dağlı (Çerkes) Türkiye’ye göç etti” diyorlar.
Bugün bu alanda [Doğu Kuban’da] RF üyeleri olarak Adıge ve Karaçay-Çerkes cumhuriyetleri bulunuyor.
Karadeniz kıyısına ve Belaya Irmağı batısına gelince, burası Kuban Ordusu yönetimine verildi ve sivil yerleşime kapatıldı [Askeri yasak bölge yapıldı]. Çünkü dağlarda Şapsığ kalıntılarının direnişleri sürüyordu.
Şapsığlarla anlaşma ve Şapsığlara ayrıcalıklar, küçük köy kurma hakkının tanınması ve idari düzenlemeler
1870-1880 yıllarında, aracılar konarak, Rus makamları ile direnişçiler arasında anlaşmalar sağlandı.
Direniş nedeniyle kölelikten yeni kurtulmuş olan Rus köylüler Batı Kuban’a yerleşmekten kaçınıyorlardı. Rus makamları Rus yerleşimini bir an önce tamamlamakta güçlük çekiyorlardı.
Ayrıca, bol yağışlı olan bölge de, 10-15 yıl içinde, insan eli değmediğinden yabanıllaşmış, Adıge köylülerin eski tarım toprakları belirlenemez olmuş, çalı ve dikenler ortalığı sarmıştı.
Sonunda Merkez’den (St.Petersburg’dan) Kafkasya Genel Valiliği’ne yetki verildi ve Şapsığlara ödünler tanındı: Düze inecek Şapsığlara diledikleri yerlerde küçük köyler kurma ve dilediklerini köylerine kabul etme yetkileri tanındı. Böylece günümüzün Şapsığ köyleri doğmuş oldu.
Ancak bazı Ruslar Şapsığlara tanınan bu özel haklardan ve bir ara, 1924’te Şapsığlara özerklik verilmiş olmasından hoşnut değiller. Bk. – “Şapsığlar ve Bir Kitap” – 1 – 2.
1896’da Şapsığların yaşadığı Karadeniz kıyı kesimi Kuban oblastından çıkarıldı ve kıyı şeridini içine alan yeni bir Karadeniz ili (guberniya) kuruldu. En güneydeki, 1864 yılı öncesinde egemen Adıge toprağı olan Gagra (Cıh) yöresi de ayrıldı ve Kutaisi ilinin (guberniya) Sohum okruguna (ilçe) eklendi.
1897 Rusya genel nüfus sayımına göre Karadeniz ilinde 57,478 nüfus içinde 1,939 Şapsığ (Çerkes) bulunuyordu.
Rusya’da demokratik reform
1861 yılında Rusya’da yeni bir reform yasası yayımlandı. Buna göre yurttaşlar arası hukuki eşitsizlik, kölelik ve soyluluk (prenslik ve köy beyliği) statüleri kaldırılıyordu. Köle sahiplerine azatlık karşılığı tazminat ödenecekti. Reform kademeli olarak ve yıllara yayılarak uygulanacaktı.
Nitekim, reform, 1917 Ekim devrimine değin Dağıstan’da tamamlanamamıştı, hukuki eşitlik sağlanmışsa da prens unvanları ve prens mülkü hanların elinde kalmıştı. Prens Nuh Bek Tarkovski (1878-1951) örneği gibi.
Ancak toprak, aynı dönemde ABD’de olduğu gibi, baronların (eski arazi sahiplerinin) elinde kaldı.
Oysa 1789 Fransız devriminde toprak baronlardan ve kiliseden alınıp köylüye dağıtılmıştı. Böylece Fransa’da laik ve demokratik bir toplum düzeni kurulabilmişti. Sonuç olarak Fransa, Şapsığe’deki gibi eşitlikçi bir toplum düzenine geçiş yapmış oldu.
Atatürk de toprağı köylüye dağıtmak istemiş, ancak baronların ve toprak ağalarının engeline takılmıştı.
Rusya’da toprak, yarım asırlık bir gecikmeyle, 1917’de köylüye dağıtılacaktı. ABD’de toprak halen toprak baronlarının (büyük arazi sahiplerinin) mülkiyetindedir. Fark bu.
Sorunlar ve Bir Değerlendirme – II
Rusya Federasyonu Gerçeği
RF birçok cumhuriyet ve yörelerden (federe birimlerden) oluşuyor. Yöre sayısı, yanılmıyorsam 89.
Merkezi yönetim ya da iktidar, anayasal anlamda yörelerin, özellikle cumhuriyetlerin içişlerine karışmaz. Yörelere ilişkin üç ayrı yetki paylaşımı vardır:
1. Federal merkeze ait yetkiler, 2. Federal merkez ile yöre yönetimlerinin birlikte, ortak olarak kullandığı yetkiler, 3. Yörelerin kendilerine ait (kendilerine bırakılmış) olan yetkiler.
Yörelere bırakılmış yetkiler belirtilmemiştir, ucu açıktır; genellikle ilk iki maddede belirtilmemiş olan yetkiler federe birimlere (yörelere) bırakılmıştır.
Federal yetkiler ise sınırlıdır.
Cumhuriyetlerin federal anayasaya uygun kendi özel anayasaları ve yasa çıkaran parlamentoları vardır.
Bu yönleriyle cumhuriyetler eyalet (state) sayılabilirler.
Kray, oblast ve özerk okrugların federal parlamento tarafından yayımlanmış tüzükleri vardır, il parlamentoları federal anayasaya, federal yasalara ve kendileri için federal meclis tarafından çıkarılmış tüzüklere dayalı olarak kendi kendilerini yönetirler, ama yasa çıkaramazlar.
Cumhuriyet olmayan yöreler eyalet (state) sayılmazlar, çünkü yasama (kanun yapma) yetkileri yoktur.
Federe birimler kendi içlerinde rayonlara, kimi yerlerde de okruglara ve ulusal rayonlara ayrılırlar. Rayonlar ile özerkliği olmayan okruglar (6 okrug) federal parlamentoda temsil edilmezler, yerel birimlerde (il meclislerinde) ise temsil edilirler. Okrug, rayon ve ulusal rayonlar etnik adlar da taşıyabilirler. Örneğin, Omsk oblastı “Azov Alman Ulusal İlçesi” (Azovsky Nemetsky National Distric) gibi.
RF’de 4 özerk okrug kalmıştır ve RF Federal Meclisi’nde eşit temsil edilirler. Özerk okruglar federe birimler (sübekt) olup il statüsündedirler.
Az nüfuslu küçük ulusal topluluklara da bazı özel haklar tanınmıştır. Bazılarına ekonomik ayrıcalıklar da tanınmıştır: Ren geyiği besleme ve etini satma, fok balığı avlama yetkisi gibi.
RF’de Krasnodar Kray’daki Şapsığlar dahil, tanınmış 47 küçük yerli topluluk bulunuyordu. Küçük yerli topluluk (ulus) sayılmanın ölçütü, yerli ve 50 binden az nüfuslu olmaktır.
Topluluk sayısı RF Bakanlar Kurulu kararıyla artırılabilir. Bk. – Единый перечень коренных малочисленных народов …
Bu topluluklara bazı etnik (ulusal) haklar tanınıyor ve devlet yardımları yapılıyor. Örneğin, Soçi ve Tuapse’deki Şapsığ yerleşimlerinde etnik müzeler açılmış bulunuyor, müzik ve dans toplulukları, yöresel el sanatları, anadilinde seçmeli ders olanağı ve müzik eğitimi (Hacıko köyünde) gibi bazı hak ve olanaklar sağlanabiliyor.
Küçük yerli toplulukların yaşam düzeylerinin yükseltilmesine ve o temelde turizmin geliştirilmesine de çalışılıyor.
Şapsığların 1945 yılı öncesinde özerk rayonları (ilçeleri) vardı, kaldırıldı, ama gerekçesi açıklanmadı. Şapsığ sayısı son nüfus sayımında, yukarıda da belirttiğimiz gibi 1,914 olarak kayda geçirildi. Ancak Şapsığlar kendi gerçek sayılarının 10 binin üzerinde olduğunu söylüyorlar. Nitekim, RF 2010 nüfus sayımı üzerinden yapılan bir çalışmaya göre, Soçi ve Tuapse rayonlarında 8,961 Adıge-Şapsığ nüfus bulunduğu açıklanmıştı. – Шапсуги, Википедия.
Kuzey Kafkasya ve stratejik konumu
Kuzey Kafkasya’da Kafkas Sıradağlarının kuzey eteklerinde sıralanmış 6 cumhuriyet ve Stavropol Kray’da 19, Adıgey (Adıgece) ile 20 resmi dil bulunuyor.
10 milyon üzeri toplam Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi nüfusunun yaklaşık 6 milyon üzeri Dağlıdır, Müslüman halklardır.
Daha batıda Krasnodar Kray (5,8 milyon) ve onun içinde konumlanmış (anklav) olan Adıge Cumhuriyeti (500 bin) bulunur.
Krasnodar kenti Kuzey Kafkasya’nın en büyük sanayi, ticaret, tarım ve sanat merkezidir, nüfusu 1 milyonun üzerindedir.
Krasnodar Kray Rusya’nın tahıl ambarı niteliğindedir. Ayrıca madenleri ve değerli toprak mineralleri vardır. Adıgey de onun küçük bir benzeridir.
Krasnodar Kray’ın Soçi ve Tuapse rayonlarında devlet tarafından tanınmış bir yerli topluluk (ulus) olarak Şapsığlar yaşıyorlar. Daha yukarıda da belirttiğimiz gibi, 1945 yılı öncesinde Şapsığların bölgesel özerkliği vardı ve Adıge Şapsığlar siyasi ve hukuki anlamda
Şapsığ rayonu toprağının sahipleri sayılıyorlardı. Daha çok bilgi için bk. – “Şapsığlar ve Bir Kitap – 1-2”,
Mefenef.Com.
Krasnodar Kray, Adıgey ve Stavropol Kray dışında, Kuzey Kafkasya tamamında refah düzeyi, gelişmiş Rusya yörelerine göre düşüktür ve dışarıya göç verir. Bölgeden inşaat işçisi ve mevsimlik tarım işçisi olarak Rusya’nın kuzeyindeki çiftliklere ve gelişmiş bölgelere gidilir.
Krasnodar Kray, Adıgey ve Stavropol Kray başlıca çekim merkezleridir, Orta Asya ve Güney Kafkasya çıkışlı geçici tarım işçilerine ve çobanlara iş verir.
Ayrıca Krasnodar kentine yakınlık nedeniyle Rus hükümeti özellikle Orta Asya cumhuriyetlerinden dönüş yapan Rusları iskânlı göçmen olarak konut ve Krasnodar kentinde iş vererek, 1990’lardan beri Adıgey’in Tahtamukay rayonuna da yerleştiriyor.
Karadeniz kıyıları ile Soçi-Maykop arası dağlık kesim bir turistik bölgedir. Buralarda hava ve su kirliliğine yol açacak sanayi tesisleri kurulması yasaklanmıştır. Ayrıca tarih turizmi de önem kazanıyor.
Çok sayıda kurgan (höyük) kazılıyor ve İspevleri (dolmenler) koruma altına alınıyor ve restore ediliyor. Dağlık kesimde yeni yeni oteller ve dinlenme tesisleri kuruluyor. Maden suları ve sıcak su kaynakları ile sağlık turizmi de gelişiyor.
Adıgey; Soçi ve Krasnodar Kray’ın kıyı tatil beldelerine göre daha ucuz bir yer olduğu için Moskova, Rostov, Stavropol ve Krasnodar’dan gelen turistlerden önemli bir pay alıyor.
Turizm geliştiğinde refah düzeyi de beraberinde yükselecektir.
Geleneksel hayvancılık özellikle Dağıstan’da önemli bir sektördür. Batıda, Krasnodar, Adıgey ve Stavropol Kray’da ilave olarak, pazara dönük besi hayvancılığı, balıkçılık ve arıcılık da yapılır.
Tarım alanında Krasnodar Kray, Adıgey, Stavropol Kray ve Çeçenya öne çıkıyor. Tahıl (buğday, arpa, mısır), kıyı kesiminde, Dağıstan ve Adıgey’de ayçiçeği, üzüm, çay ve tütün üretilir ve bunları işleyen tarım endüstrileri, fabrikalar bulunur.
Bu arada Adıge (Çerkes) peyniri, Rusya dışında, Türkiye’de ve birçok dış ülkede de ilgi görmeye başlamıştır. Ancak Türk – Çerkes kurutulmuş peynirler, yağı ve kaymağı alınmış olduğu için kendi etnik çevresi dışında pek ilgi görmüyordu.
Şimdi Türkiye’de de pazara yönelik yağlı ve lezzetli Adıge peynirleri üretilmeye ve aranmaya başlanmıştır.
Sorunlar ve Bir Değerlendirme – III
Kuzey Kafkasya’da halkların daha üst anlamda birleşmeleri mümkün mü?
Dağlılar birleşirler mi? Batıda Adıge ve Şapsığlar yaşıyor. Orası ayrı bir ünite. Orada Rusça ve Adıgece konuşuluyor. Soykırım bu yerde yaşandı.
Orta Kafkasya’da Karaçay-Balkar-Nogay Türkçeleri, Abazince, Kabartay-Çerkesçe, Osetçe, Çeçence, İnguşça ve en doğuda da belki 30 – 40 dilde konuşan Dağıstanlılar var. Dağıstan’da 14 resmi dil var.
Bu insanların ortak özelliği hepsinin artık Rusçayı biliyor ve konuşuyor, Osetler dışında hepsinin Müslüman olmaları. Feodal bir geçmişten ya da dini-siyasi (tarikat) yapılanmalardan geliyor olmaları.
Bir başka ortak özellikleri de tarım ve hayvancılıkla geçinmeleri ve Rusya’nın en yoksulları arasında yer almaları.
İnguş, Çeçen ve Dağıstanlılar Rusya’da nüfus artışı en yüksek olan topluluklar arasında. Karaçay ve Balkarlarda da nüfus artış hızı yüksek. Kabartay nüfus artışı ise yavaşlamış görünüyor.
Adıgeler ve Şapsığlar sayıca azlar, nüfus artış oranları düşük. Ama ekonomik durumları daha iyi, daha gelişmiş yörelerde yaşıyorlar, doğulu Müslümanlara göre daha zenginler ve daha konforlu bir yaşamları var, ama dil asimilasyonu sorunu yaşanıyor. Adıgeler diasporada çoğunlukta olmaları nedeniyle daha tanınır durumdalar. Ama asimilasyon politikaları önemli bir kesimde sinirleri geriyor ve birçok Adıge çok rahatsız…
1971-1972’de küçük diller terk edilirken kimse politik süreci fark etmemişti, şimdi yoğun bir bilinçlenme ve tepki süreci yaşanıyor.
Şapsığ’da anadilini konuşma durumu Adıgey’e göre daha iyi. Ruslaşma trendi henüz hız kazanmamış.
Adıgey birtakım pilot okul ve kreş gibi önlemlere başvurmuş, ama bunlar çok yetersiz. Sistemin kendi Ruslaşmayı dayatıyor.
Bu olumsuz gidişe bir çözüm getirilebilecek mi?
Adıge halkları tek bir cumhuriyette birleşebilirler mi?
Adıge halkları (Adıge, Şapsığ, Çerkes ve Kabartaylar) tek bir yönetim, tek bir cumhuriyet içinde birleşebilirler mi? Bunu savunanlar var. Geçmişte birleşememişlerdi. Haritaya bakarsak, birleşmek zor. Adıge adacıkları arasında uzak mesafeler, dil farklılıkları ve başka halklar (Karaçay, Balkar, Çerkes, Abazin, Nogay ve Ruslar) var. Hepsinin toprağı ve devlet ortaklığı var. Hepsi önce “ben” demek istiyor.
Adıge ile Kabartay karşılaştığında artık Rusça konuşup anlaşıyorlar. Bu bir gerçek.
Böyle bir birleşme teorik olarak istenirse, RF Anayasasında değişiklikler yapılması, parlamento kararları alınması ve referandumlar düzenlenmesi gerekir. Sayı ve oran yeterli değil. Moskova böyle bir meşakkati, projeyi niçin desteklesin, bunun için bir nedeni/çıkarı olabilir mi?..
Gorbaçov döneminde (1985-1991) Sovyetleri ayakta tutmak, dağılmayı önlemek için, bir çıkış yolu ve çare olarak, yörelerindeki-oblastlarındaki onda iki nüfus oranına bakılmadan 80 bin Adıge’ye ve nüfusun onda biri olan 60 bin Hakas Türkü’ne cumhuriyet yönetimleri ‘bağışlanmıştı’. Buna gerek duyulmuştu. Talimat Moskova’dan ve Komünist partiden geliyor ve aynen uygulanıyordu. O günler artık yok, ama bazıları var sanıyor olmalılar.
RF’den ayrılmak mümkün mü?
Putin, bir yöre meclisinin oy çokluğu ve referandumlar yoluyla yeni yerleri (yöreleri) federasyona aldı. Sivastopol kentini bile öyle aldı. Aynı şey ayrılma konusunda uygulanabilir mi? Çeçenya ve Tataristan denedi, başarısızlığa uğrandı.
Günümüz koşullarında bir yörenin Rusya’dan ayrılması söz konusu bile olamaz. RF Anayasasında federasyondan ayrılmaya açık kapı bırakan hiçbir madde yoktur. Konjonktür de elverişli değildir.
Sovyetler Birliği, konjonktür gereği, 1991 yılında Moskova’dan gelen bir kararla, Sovyetler Birliği “Birlik Meclisi”, yetkilerini 15 birlik cumhuriyetinin meclislerine ve devlet organlarına devrederek dağıldı. Yeni cumhuriyetlerden özellikle doğudakiler daha da yoksullaştılar ve demokrasiden uzaklaştılar. Üstelik bunların bazılarının zengin petrol ve doğalgaz yatakları da var (Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan).
Demokrasi, bir devlet geçmişleri olan Hıristiyan Gürcistan ve Ermenistan ve belki Kazakistan için söz konusu.
Karaçay-Çerkesya’dan Dağıstan’a, Hazar Denizi’ne değin sıralanan 6 cumhuriyet yoksulluk ve geri ilişkiler içinde. Böyle bir tablodan demokrasi çıkar mı?
Türkmenler, demokrasi midir bilemeyiz ama Türkmenbaşı Niyazov’un altın heykelini Aşkabat’ın merkezine dikmeyi başardılar…
Günümüzde dağılan bazı federasyonlar var: Etiyopya-Eritre, Sudan-Güney Sudan ve eski Yugoslavya, hepsi kanlı dağıldı, Katalonya ise bastırıldı, Kanada Quebec ve İskoçya referandumlarda bağımsızlığı reddettiler. Bir tek Çekler ve Slovaklar barışçı ayrıldılar.
Her şeyden önce Adıgelerin bu koşullarda diğer yörelerle birleşme ya da bağımsızlık ilan etme gibi bir lüksleri olamaz. Adıgey nüfusunun sadece yüzde 19,75’i Adıge. Küçük bir yüzde. Adıgeler var olmak için oylama dışı yollar bulmak durumundalar.
Nüfusun yüzde 12,7’si olan Karaçay-Çerkesya Çerkesleri/Kabartaylar Yeltsin döneminde, düşük nüfus yüzdelerine bakmadan, 1990’larda Karaçaylardan ayrılmak için referanduma gittiler ve kaybettiler.
Rusya, Ukrayna savaşını büyütmeden sona erdirir ve daha gelişmiş bir demokrasiye evrilirse (adım atarsa), durum ileriye doğru değişebilir. Azınlıktaki halkların durumu daha iyi olur, diaspora Adıgeleri ile ilişkiler de gelişir, Adıgelerin ve Şapsığların durumunda hatırı sayılır iyileşmeler gerçekleşebilir.
Ayrıca Kuzey Kafkasya yörelerine yapılan yatırımlar artar. Turizm yatırımları Doğuda şimdilerde
rölantide, yatırım gelirse tarım, hayvancılık, meyvecilik ve turizm de gelişir.
Adıgey ile Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinin konumları farklıdır ve Adıgey dışındaki cumhuriyetlerde yerli nüfus ağırlığı, sınır komşulukları ve temaslar var.
Moskova dengesi (desteği) aradan çıktığında izole ve onda 2 olan Adıgey Adıgelerinin öyle bir ağırlığı, eşit temsil olanağı kalır mı?.. Şu anda Adıgey Başkanı, RF Devlet Başkanı tarafından Adıgelerden atanıyor.
Rusya’daki iyileşmeler, tarihsel anlamda Rus çoğunluğun destek verdiği doğrultularda gerçekleşmiştir. 1864 Çerkes soykırımı ve deportasyonu (sınır dışı etme olayı) ise ırkçı generallerin bastırmaları, dış ülkelerin sessiz kalmaları, feodalizmden kapitalist topluma geçiş, sömürgeciliğin yayılması gibi sancılı ve “şanssız” bir geçiş dönemine rastlamıştır.
Kölelikten kurtulan, ama toprak alamayan Rus köylüler için tarım toprağına gereksinim vardı.
Parasız tarım toprağı ise, boşaltılmış Adıge toprağında ve Sibirya’da vardı.
Hep söyleriz: Her cumhuriyet ve her ulus, şimdiki RF koşullarına uyumlu olarak durumunu iyileştirmeye bakmalı. Bunun başka bir yolu yoktur. Bugün turistik Adıgey, petrol ve doğalgaz zengini Tataristan gelişmişlik sonucu kültür ve edebiyatlarını geliştirme çabaları içindeler. Başkurdistan da petrol ve doğalgaz zengini. Orası da gelişim trendi içinde.
1920’li yıllarda ve 1930 yılı başlarında yazılmış olan ve Çerkes Ethem olayına değinen Türk tarih kitaplarında, Adıgey Adıgelerine de yer veriliyor, şöylesine şeyler yazılıyordu: Çerkeslerin (Adıgeler) sayısı Kafkasya’da 50 bin, azlar, edebiyatları da en geri olanıdır. Aramızda yaşayanlar bize düşman, ama Kafkasya’dakiler Türkleri seviyorlar…
En geri düzeyde ve bir avuç iken gelişmişliği yakalamanın ve birçok halkı geride bırakmış olmanın sırrı ne olabilir? Başarının sırrı Adıgey yöneticisi Nuh Berzeg’in ve diğer yöneticilerin, üst idari birim olan Krasnodar Kray yönetiminde yer almaları, üst yönetimin yüksek okullarında Adıge öğrencilere kontenjanlar ayrılması ve çok sayıda Adıge aydınının yetişmiş olması olabilir.- bk. Berzeg Nuh.
Şu durumda en doğru tutum, durumu daha ileriye götürmek, bilim, sanat ve teknoloji alanında ileri adımlar atmak olabilir.
Son.