Dünya Adıge Nüfusu

 

Адыгэхэм я пчъагъэ
bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve yazı görseli olabilir

Yeryüzü toplam Adıge nüfusu belirlenmiş değil, o konuda ciddi anlamda çalışmış birileri de yok. Tuapse Press, elinden geldiğince bu konuda çalışan haber sitelerinden biridir. Sayıları ülkelerin nüfus istatistiklerine dayandırdık, ayrıca derneklerin verilerini ve Tuapse Press’in ulaştığı diğer istatistiklerden de yararlandık.

Adıgey, Kabartay-Balkar ve Karaçay Çerkes cumhuriyetleri Adıge nüfusları üzerine verilen rakamlar gerçeğe yakındır. Rusya Federasyonu yörelerinde bulunan Adıge nüfusunu da gerçeğe yakın olarak kabul edebiliriz.

Diaspora Adıgelerinin toplam nüfusu belirlenmiş değil. Diasporadaki Adıge dernekleri (khaseler) değişik rakamlar veriyorlar, bunları tam doğru sayamayız. Derneklerin daha ciddi araştırma yapacak güçleri yok.

Değişik ülkelerin nüfus sayımlarına, Adıge khaselerinin (derneklerin) yazdıklarına ve Adıge Web sitesi rakamlarına göre, Adıgelerin sayısını veriyoruz. Tahminlere dayalı çalışmalarımız sürecektir. Daha gerçekçi rakamlara ulaştıkça yeni bilgileri sunacak, rakamları güncelleyeceğiz.
Rakamlar:

Adıge Ülkesi = 816.000

Adıge Cumhuriyeti = 114.000

– Kabartay-Balkar Cumhuriyeti = 516.000

– Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti = 61.000

– Krasnodar Kray = 45.000

– Adıge Ülkesinin diğer yöreleri = 80.000

Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri = 8.000
(Kuzey Osetya, Çeçenya, İnguşetya ve Dağıstan)

Güney Kafkasya cumhuriyetleri = 5.000
(Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Abhazya ve Güney Osetya)

Rusya Federasyonu yöreleri = 127.000
(Moskova, St.Petersburg ve diğer yöreler)

Orta Doğu = 5.736.500

– Türkiye = 5.500.000

– Suriye =120.000

– Ürdün = 100.000

– İsrail = 4.500

– Lübnan = 3.000

– Irak = 5.000

– Diğer Orta Doğu ülkeleri = 4.000

Avrupa = 150.000

– Almanya = 140.000

– Hollanda = 2000

– Diğer Avrupa ülkeleri = 8.000

Afrika = 70.000

– Mısır = 10.000

– Libya = 50.000

– Diğer Afrika ülkeleri = 10.000

Asya = 30.000

Kuzey Amerika = 15.000

– Amerika Birleşik Devletleri = 12.000

– Kanada = 1.000

– Diğer Kuzey Amerika ülkeleri = 2.000

Güney Amerika = 8.000

Avustralya = 1.000

“Adıge ğogu” (Adıge Yolu) tahminine göre yeryüzü Adıge nüfusu toplam 6.971.500’dür.

Tuapse Press, 17 Mart 2020
https://adygeway.blogspot.com/2016/08/blog-post_4.html

***

Kemal Karpat ve benzeri yabancı bilim insanları bilgi ve görüş sunarlar, sorunlarımıza çoğunlukla dıştan ve değinme niteliğinde yaklaşırlar. Bizim sorunlarımız başkalarının ne ölçüde ilgisini çekebilir ki? Bir örnek: 1980’lerde Bağlarbaşı Kafkas Derneğimizde “Kafkasya’ya toplu dönüşü savunanların” (dönüşçülerin) desteğiyle bazı Abzah, Abhaz ve Abazin (Abaza) gençler yönetime gelmişlerdi. Bu gençler İlber Ortaylı, Murat Belge gibi Türk aydınlarını ve Ediz Hun gibi film yıldızlarını derneğe çağırıp görüş almak ve söyleşiler yapmak, o yolla Çerkes toplumunu “bilgilendirmek” istiyorlardı. Bizim gibileri beğenmiyor ve yetersiz görüyor olmalıydılar. Başlarında Abzah Sayın Hapae Erhan vardı. Rahmetli Abhaz Mümtaz Demiröz de yanındaydı.
• Ben Adıge/Kafkas sorununu öncelikle kendimizin bilmemiz gerektiğini, sorunu bilmeyenlerden, yabancılardan öğrenemeyeceğimizi, yanlış bir yol tutturulduğunu söyledim. Bu gençlerin asıl amacı kendi fraksiyon şeflerini derneğe getirmek ve onlara konferanslar verdirmekti. Bana fena halde bozulmuşlar ve bir “dövmedikleri” kalmıştı. Bu gençlerin alayı değişik Maocu fraksiyonların etkisindeydi; Kafkas sorunları konusunda neredeyse sıfır bilgi sahibi idiler; öyle bir dertleri de, sanırım yoktu; bunlar yarı Türkleşmiş/asimile olmuş kimselerdi, kurtuluşu “halk devriminde” görüyorlardı. Olacak şey miydi? Gözleri milyonluk NATO ordusunu görmüyordu. Grupçu, ayrımcı ve dışlayıcı idiler. Benim gibi eleştiride bulunanları Moskovacı, revizyonist ve Rus yanlısı olmakla suçluyorlardı. Yanlarına, oturdukları masalara gidecek olursak, sessizce kalkıyor ve başka masalara dağılıyorlardı. Bu kabalık, bu gençlerin asimile olmuş olduklarını gösteriyordu. Bilgi ve bilimsel eleştiri yoktu. Kendi fraksiyon şeflerinin dediklerini ve yazdıklarını tekrarlayıp duruyorlardı. Yazarlara davetlerini yaptılar, yazar ve sanatçılar geldiler ve konuştular. Ediz Hun İstanbul’da unutulmuş ve şöhrete aç Çerkes sosyete kadınlarını günübirliğine derneğe doldurmayı başarmış, Murat Belge de Osmanlı geleneğindeki yağma olayını anlatmıştı: Bir yer savaşla ele geçirildiğinde, Yeniçerinin (askerin) 3 gün yağma yapma, beğendiği malı alma, karşı çıkanı öldürme ve kadınların ırzına geçme hakkı vardı, demişti. İstenilen sonuç alınabildi mi? Çerkeslere ilişkin bir şey anlatıldı mı? Sende bir şey, bir temel yoksa, başkasından ne beklersin?..
• Bu fraksiyon gençleri bir süre sonra okullarını bitirip İstanbul’dan ayrıldılar. Demek istediğim, yabancılar bizimle ve tarihimizle ilgili bilimsel incelemeler yapabilirler. Güzel olur. Ama yeterli olabilir mi? Bu gibi asimile kişilerin referanslarıyla yazılan kitap ve romanlar ortada. İyi şeyler yazmaları için zaman, para, emek, uzmanlık, uzman yardımı ve devlet desteği gerekir. Onlardan parasız iş yapacak kişi nadiren çıkar. Onlara da saygı duyar ve teşekkür ederiz. Ancak bir yabancı bizim ölçümüzde dilimizi bilir mi? Bilmesi için ailesinin ve çevresinin o dili iyi bilmesi ve o dili konuşuyor olması gerekir. “Taşıma suyla değirmen dönmez” demişler.
• Dönelim Sayın Kemal Karpat’a: Kırım ve Kafkas göçlerini birlikte ele alıyor, oysa bunlar farklı kategoriler. Karpat Kırım Tatar kökenli, kökenine ilgi duyduğu ve Kafkas sorunlarına da değindiği için kendisine teşekkür borçluyuz. Ancak Kafkas ya da Adıge göçleri farklı nedenlere dayanıyor. Nedenler tek bir kategoride toplanamaz. Örneğin, 1860’lı yıllarda Kafkasya’dan Anadolu’ya toplu Kabartay, Şapsığ, Adıge, Abazin, Abhaz, vs göçleri yapıldı, hepsini aynı kategoriye sokarsak ayrıntıları kaçırır, sorunu açıklayamayız. Oysa “Şeytan, ayrıntıda gizlidir” derler. Gizliyi açığa çıkarmak için derin bilgi, yetenek ve uzmanlık gerekir.
• Sayın Karpat 1878 yılı sonrasında Balkanlar’dan Asya topraklarına yaptırılan Çerkes göçünü söylüyor, bu bir iç göç olayı; ama aynı sıralarda Abhazya’dan ve Doğu Kuban’dan (Rusya’dan) Osmanlı’ya yapılmış olan yoğun dış göçleri söylüyor mu? Oysa 1877 dış göçü sonucu Abhaz nüfusu, 1880 sonu dış göçleri nedeniyle de Doğu Kuban Adıge nüfusu çökmüştür. Her iki çökmüş toplumu Sovyet iktidarı hayata iade etti.
• Göç edenler konusunda tahminlerde bulunabiliriz, kesin sayı veremeyiz. Bu koşullarda yapacak fazla şeyimiz de yok. Arşivlere girmek gerekir.
• Sayın Erol Şahin Adıge-Kafkas köylerini, ki 850 köy diyor, 40 bin köye oranlarsak 1.400.000 sayısını elde ederiz, diyor. Birileri 200 bin de diyebilir. Bu kıyaslama sanırım Rahmetli Av. Yaşar Bağ abimizden esinlenme olabilir. Aslında Adıge köylerinin çoğu küçük köy. Ortalama 200 – 250 nüfuslu. Feodal bölünmelerden geliyor. 1860’larda her köyün bir beyi (ağası) vardı. Bey (pşı) öldüğünde, çocukları bey mülkünü ve köy nüfusunu bölüşüyor, yeni küçük köyler doğuyordu. Türk-Moğol tipi feodalizmde (miras geleneğinde) mülkün ve nüfusun (kölelerin; pşıl) bölünmesi esası vardır. Avrupa tipi feodalizmde mülkün idaresi en büyük kardeşe verilir ve mülk bütünlüğü korunurdu. Rus idaresi feodal kalıntıları temizlemek, bey sultasını kırmak için büyük köylerde toplanılmasını istiyordu. Çünkü feodal yapıyı ve hukuku tasfiye etmek istiyordu. Göçlerin bir nedeni de beylerin, statü ve çıkarları gereği büyük köyleri istememesiydi. Çünkü büyük köy, feodal köy beylerinin tasfiyesi anlamına geliyordu. Sözgelişi, 20 küçük köy, bir büyük köyde toplanabiliyordu. Bu da 20 köy beyinin sonu anlamına geliyordu. Nüfus artışı konusunda farklı bir örnek vererek konuyu kapatayım: 1962 yılı verilerine göre İsrail’de 2.100 Çerkes yaşıyordu, şimdi sayı 6.000: Üç kat gibi bir artış söz konusu. Bu sayıya anadilini unutmuş ve Arapça konuşan Kudüs yakınındaki Abu Gosh kasabası Çerkesleri dahil değildir. İsrail’deki artışla kıyaslarsak, aynı dönemde Adıgey Adıge nüfusunun (65.9 bin), bugün için 114 bin (Adıge+Çerkes) yerine 190 bin üzeri olması gerekirdi. 80 bin kayıp. Eş sayıdaki Karaçay nüfusu (67.8 bin), aynı dönemde Adıgelerin iki katı olmuş (220 bin); Adıgelerin yarısı olan Balkar nüfusu (34 bin) da Adıge sayısını aşmış, 120 bine ulaşmış bulunuyor. Demek ki asimilasyon ya da Adıgey dışı bir göç, beyin göçü olayı yaşanmış. Doğum azlığı sorunu da var tabii. Bütün bunları dikkate aldığımızda, anayurt ve diasporadaki asimilasyonun boyutu ve nüfus kaybı konusunda bir fikir yürütebiliriz diyorum. Saygılar.
***
Turkiye,Rusya,Suriye,Ürdun,Avrupa,Abd haricindeki ulkeler bolgelerle
G.amerika, Afrika,Asya gibi yerlerdekilerle iletisim varmı?
Misal olarak
Sudan baskent Hartrumda Kafkas dernegide var oldugunu biliyorum,fakat irtibat kuranlar varmi hiç duymadim.
Sela.
Bu rakamlar Türkiye için abartı değil .Çerkesler sadece köye yerlesmediler.1864 öncesi zaten bir nüfus vardı.Sehirlerde ve ilçelerde Çerkes mahalleleri vardı.. Anadolu nüfusu 10 milyon yokken 1.5 milyon Çerkes Anadolu’ya 1864 ve Balkanlardan yeniden Anadoluya sürgün edildi. Karışık evliliklerlede olsa köklerinin Çerkes olduğunu bilen anam ,Babam,ninem,dedem Çerkes diyebilecek bugünün Türkiyesinde %10 Çerkes nüfuz olmalıdır.Buda bugün 8 milyona tekâmül eder. Unutmayın Türkiye nüfusu 10.yilda 15 milyonu buldu.Bundan tam 40 yıl önce 1.5 milyon Cerkesin sürgün edildiği Kemal Kapatın bir araştırma ve bulgusudur.
Osmanlı nüfus tarihi ve istatistikleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Kemal Karpat, 1864 Büyük Çerkes Sürgünü ve sonrasındaki dalgaları kapsayan dönem için oldukça kapsamlı demografik veriler ortaya koymuştur.
​Karpat’ın araştırmalarına göre, Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına sürülen toplam nüfus ve Anadolu odaklı dağılım şu şekildedir:
​Genel Nüfus ve Göç Miktarı
​Toplam Göçmen Sayısı: Kemal Karpat, 1862-1870 yılları arasında Kafkasya’dan Osmanlı İmparatorluğu’na göç eden (veya edilmek zorunda kalan) toplam nüfusun 1.200.000 ile 2.000.000 arasında olduğunu belirtir. Bu nüfusun çok büyük bir kısmını Adıgeler (Çerkesler), Abhazlar ve Ubıhlar oluşturmaktadır.
​Yol Kayıpları: Karpat, sürgünün insani trajedisine dikkat çekerek, sadece Karadeniz sahillerinde ve deniz yolculuğu sırasında açlık, salgın hastalık ya da gemi kazaları nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 500.000’den az olmadığını ifade eder.
​Anadolu ve Balkanlar Dağılımı
​Kemal Karpat, Osmanlı arşiv belgeleri ve nüfus istatistiklerine dayanarak gelen nüfusun ilk etapta nereye yerleştirildiğini şu şekilde detaylandırır:
​Balkanlar İskânı: Karpat’ın verilerine göre, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) öncesinde Balkanlar’da (Rumeli bölgesinde) yaklaşık 400.000 ile 600.000 arasında Kuzey Kafkasyalı/Çerkes nüfus iskân edilmiştir.
​Anadolu’ya Sürgün/Geçiş: İlk aşamada doğrudan Anadolu limanlarına (Trabzon, Samsun, Sinop vb.) indirilerek Orta Anadolu, Uzunyayla, Çukurova ve Güney Marmara’ya yerleştirilen nüfus 600.000 civarındadır.
​Ancak Karpat’ın çalışmasında vurguladığı kritik bir dönüm noktası vardır: 1877-1878 savaşı kaybedilip Balkanlar’da büyük bir kıyım ve göç dalgası başlayınca, daha önce Balkanlar’a yerleştirilmiş olan o 400.000’i aşkın Çerkes nüfus, ikinci bir sürgünle tamamen Anadolu ve Suriye/Ürdün gibi Arap vilayetlerine nakledilmiştir.
​Özetle: Kemal Karpat’a göre Kafkasya’dan doğrudan Anadolu’ya gelen Çerkes sayısı ilk etapta 600.000 civarındayken, Balkanlar üzerinden yaşanan zorunlu ikinci göç dalgasıyla birlikte Anadolu’da yurt edinen toplam Çerkes nüfus (kayıplar çıktıktan sonra) 1 milyon barajını aşmıştır.
Ottoman Population 1830-1914: Demographic and Social Characteristics
​Türkçe Baskısı: Osmanlı Nüfusu (1830-1914): Demografik ve Sosyal Özellikleri (Tarih Vakfı Yurt Yayınları veya Timaş Yayınları baskıları).
​İlgili Bölüm: Kitabın özellikle “Population Movements” (Nüfus Hareketleri) başlıklı 4. Bölümü tamamen Kırım ve Kafkasya göçlerine, bunların Osmanlı demografisine ve eyalet bazındaki (Anadolu/Balkanlar) dağılımına ayrılmıştır.
***
Çerkes nüfusunun %90’ı sürülmüşse bugün yurt dışında 8 milyon civarında bir nüfus var olmalıdır.
1865 yılında Osmanlıda bir milyon Çerkes’in var olduğu kabulüne dayanarak yaptığım bir projeksiyonda da benzer bir rakam ortaya çıkmıştı (Nart dergisi 1997 olmalı).
1978 yılındaki ilk Vatan ziyaretimize hazırlık olarak dernekleremizin katkılarıyla yaptığımız bir nüfus tespit çalışmasında Türkiye’de 1.800.000 civarında bir sayıya ulaşmıştık.
Bugün muhtemelen Çerkes olduğunu bir biçimde gösterebilecek düzeydeki Çerkes nüfusumuzun 2 milyondan çok olmadığı kanısındayım. Bunun da belki ancak yarısı anadilini az da olsa biliyor olabilir.
Geri kalan Çerkes nüfusun ne olduğunun hesabı TC’nden sorulmalıdır.
Ne oldu onca Çerkes nüfusuna? Katliam mı, sürgün mü, asimilasyon mu?… Ne yaptınız?
Elbette asıl önemli olan Anavatan Çerkesya’da Çerkes nüfusunu arttırabilmek için etkili önlemler (Dönüş, nüfus teşviki vb.) almaktır.
Ya çokça Dönelim ya da orada doğurganlığı teşvik etmek için vakıf ve fonlar tesis edelim. Daha doğrusu her ikisini de yapalım.
***
Türkiye nüfusu ile 1990’larin başında gayriresmi bilgi olarak G.K.’ın yaptırdığı araştırma sonuçları o zamanlar telaffuz ediliyordu. Sayı 2,2 milyon idi. Sayıyı minimum olarak düşünürsek 37, 38 yıl önceki bu rakamın bugün 4,5 milyona çıktığını tahmin edebiliriz. Fakat sürgün öncesi, sırası ve sonrasında Türkiye’ye gelen Çerkeslerin tüm zamanlarda 1,2 milyon olduğunu ve Osmanlı Arşivlerinde çalışıp özel incelemiş biriyle tanışmamızda da sadece 1864-65 yıllarında 918 bin Çerkesin göç idaresince kayıt altına alındığını belirtmişti. Bu durumda Türkiye’de Çerkes sayısının tahmini 5, 6 milyon ve ayrıca karışık evliliklerle oluşan nüfusunun da tahmini 8-10 milyon kadar olduğunu tahmin edebiliriz. İlk geldiklerinde %10’a baliğ nüfus günümüzde %6-7 civarına inmiş olduğunu düşünebiliriz.
Balkan sürgünü bizi bitiren sürgün oldu. Oranın kaybı Osmanlıyı da bitirdi, zaten asıl amacı Balkanlardı Çerkesleri yerleştirmek için. Yoksa o bölgede bir devletimiz bile olurdu. Sonraki yıllarda Sırp soykırımı bile yaşanmayabilirdi.
Bence Türkiye’de yediyğzelli bin olabilir. Beş milyon abartılı geliyor bana. Ben kayseri uzunyaylalıyım. En yoğun Çerkez bu bölgede. Yetmiş köy vardır. Çok nğgusumuz olmadıda marifet değil. Önemli olan Çerkezlerin bulunduğu ülkelerde hsklarının olması. Sayı çokta önemli değil.
***
Çok sayıda olunca daha fazla hakmı tanıyacaklar.
***
Türkiye’de yaklaşık olarak 40.000 köy var bu köylerin 650 tanesi Adıge 150 tanesi abaza ve Abhaz , toplamda 50 tane de Çeçen Karaçay oset köyü var Eğer Türkiye’deki köy nüfusuna Çerkes köylerine bölersek 1.400.000 nüfus düşmektedir şimdi lütfen şu aklınıza karıştırmasın Biz geldiğimizde şu kadar milyonluk falan büyük bir ihtimalle O da abartı ama şunu Unutmayın ki biz geldiğimizde nüfusumuzun özellik erkek nüfusu büyük ölçüde erimişti ve Türkiye’de Yalnız kalan Çerkez kadınları adeta kapışıldı Mesela bir kaynakta Trabzon’da zengin bir adamın 30 tane Çerkez kadınının arkasına alıp götürdüğü yazıyordu Lütfen buna göre düşününüz sonra tabii askere alındık Osmanlı’nın en zor zamanlarında hep beraber savaştık ve nüfusumuz zaten gitgide eridi O yüzden 1 milyon 400 nüfus en iyi ihtimaldir
Malesef aşırı abartı bir nüfus. Türkiye’de maximum 250-300 bin kişiyiz. Rusya’da kalan nüfusun diasporasan daha fazla olduğu kesin geri kalan rakamlar hep hayal ürünü.
***
O sayı azalmıştır çünkü çocuk yapmıyor bizim kızlarımız hatta evlenmiyorlar herkes aldı başını gitti en az 20 milyon diğer ırklar
***

KAFKAS KARTALLARI

Facebook gruplarında Çerkes adı geçen sayfaların üyeleri milyonun üzerinde. 4/ 5’i mükerrer desek 200 bin bir platformda.
***
50bin çerkes geldi demek suretiyle siz komiklik yaptınız
***
Çerkesler yaklaşık 50 bin nüfus ile geldi. Bugün Kafkas kökenli halkların toplamı maksimum 3 milyon. Doğulular gibi nüfusumuz yüksek diyerek gülünç duruma düşmeyin.
Yukarıda yazdığım bir milyon 400 gibi rakam gene de abartı gibi durduğunu kabul ediyorum yani şöyle söyleyeyim Benim kendi köyümde artık havlu attık Yani artık karışık evlilik yapmayan kimse kalmadı derneklerden çıkmayan Hatta hocalık yapan gençlerimiz bile birbirleriyle evlenmediler yani yapacak bir şey yok artık bu saatten sonra Dilerim ki kafkasya’da kalanlara bir şey olmasın
Yorum Yap