Adıgelerin Tarihi ve Eski Çağlar

Veşade – en eski tarihsel baş anıttır
Dünya arkeoloji tarihinin en ünlü höyüklerinden biri olan Veşade (Ошъад/ Oşad) bundan 125 yıl önce kazılmıştı.Fotoğraf açıklaması yok.
Altın Boğa Heykelciği (Dünyada başka örneği yok)
15 yıl önce, Veşade’nin kazılışının 110. yılı nedeniyle Maykop kent televizyonu bir çekim yapmıştı. Podgorni ve Kurganni caddelerinin birleştiği bu yere beni de götürmüşlerdi.
Götürüldüğüm bu yerde 1897 yılında kazısı yapılan Maykop Höyüğü adına dikilmiş bir anıt bulunuyor.
Film operatörü üç ayaklı çekim sehpasını dikmeye çalışırken, üç ev uzaktaki bir bahçeden yaşlı bir kadın çıktı, elini sallayarak ve yüksek sesle bize seslendi. “Bu höyüğün Çerkeslerle bir ilgisi yok, höyüğü yığanlar Slaviyanlardır!” – diyerek caddeyi çınlatmaya başladı.
Televizyon ekibinden Svetlana Abakumova ile birlikte durumu anlayamadığımızdan yaşlı kadının yanına gittik ve ne demek istediğini sorduk.
Kadının anlattıklarını bilmiyorduk, ama onun ne olduğunu öğrenmekte gecikmedik: Höyüğün üzerindeki kalıntı toprakların hepsi atılmamış, geride kalan toprak iki ara ile kaldırılmıştı. İlkin 1916 yılındaki kazıya büyük babası katılmıştı. İkinci kez, 1926 yılında son kalıntıları temizleyenlerin içinde babası da vardı. O sıralar bir yeraltı giriş yeri (çukur) bulunmuştu. Birisi bu galeriyi girer, toprak da çökerse denerek, önlem olarak çukuru toprakla doldurmuşlardı.Bir hayvan illüstrasyonu olabilir

Altın plakalar üzerinde heykeller

 

O an bazı Slaviyan (Rus) kap kacaklarının burada bulunma nedenini anlamıştım. Veşade ilk
kazıldığında Prof. Veselovski, toprağın hepsini aldırmamış, başka yere taşıtmamış, orta yerde bir çukur açtırmıştı. O dönem höyükler buna benzer kazı yollarıyla açılıyor ve inceleniyordu. Merkezi yer kazılıyor ve en değerli eşyalar çıkarılıyor ve höyüğün geri kalanı olduğu gibi bırakılıyordu. Çok sayıda gündelikçi işçi kazmalarla çalışıyordu. Yemek yedikleri kaplar kırıldığında, onları kazılmış olan bu çukurun içine atıyorlardı. Yaşlı kadın ve yakınları da onları o çukurdan çıkarmışlardı.
19. yüzyıl sonlarında ve izleyen yıllarda Rus aileler pişirilmiş toprak güğüm ve tabaklar kullanıyor, bunlarla yemek yiyorlardı. Adıge ailelerinde de Kazaklardan satın alınma benzeri kap kacaklar bulunuyordu. İçleri çimen yeşili, cam gibi parıldayan ve boyanan birkaç tabağımızın bulunduğunu, büyük annemin iri ve geniş ağızlı, kulpsuz güğümler kullandığını anımsıyorum. Güğümleri yıkayıp temizlediğinde kurumaları için bahçe çiti üzerindeki kazıkların üzerine geçiriyordu.Fotoğraf açıklaması yok.

Kadın göğüs heykeli 

Veşade’nin kazılması
19. yüzyılda Merkezi Rusya’dan göç ettirilen köylüler Kuban arazisindeki “yeni toprağa” yerleştirilmişti. Bu insanlar eski yurdumuzdaki höyüklerde değerli eşyaların saklı olduğunu öğrendiklerinde, yağmacılar ve hırsızlar bir araya gelip kazılar yapmaya, çıkardıkları eşyaları satmaya başladılar. Haber Rusya İmparatorluk Arkeoloji Komisyonu’na ulaştığında, Prof. Nikolay Vselovski başkanlığında bir arkeoloji heyeti yöremize gönderildi. 1896 yılında Beleroçensk (Şıthale) kenti çevresinde 56 höyük kazıldı.
Bulunan eşyalar benzersiz ve müthiş yapıtlardı, bu nedenle arkeoloji kültüründe Beleroçensk (Şıthale) arkeolojisi özel bir yer edindi.
Adıge tarihimizin XIII – XV. yüzyıllarını kapsıyor.Bir 6 kişi, ayakta duran insanlar, ağaç ve açık hava görseli olabilir
Kazı çalışmalarından bir görüntü
Veselovski o sıralar Nart Höyüğü Veşade üzerine bazı haberler duymuş olmalı. Ertesi yıl, 1897’de profesör, ünlü ressam Konstantin Rerih ile birlikte Maykp’a geldi. Çalışmalara başlamadan önce Abzahlar ile Mehoşların tapınma (thaĺeuṕe) ve toplanma yeri olan Thaćeğ bitişiğindeki Veşade’nin resmi Rerih tarafından çizildi ve beraberinde St.Petersburg’a götürüldü. Bu büyük tablo, resim 1991 yılına değin Leningrad Üniversitesi’nde teşhir ediliyordu. Devrim sırasında kayboldu.
Buluntular
Maykop’un doğu yakasında bulunan Veşade’nin orta yeri altı buçuk metre genişliğinde ve üç metre derinliğinde kazıldığında, ayakları kıvrılmış, sağ yanlarından çakıl taşları üzerine yatırılmış iskeletler ortaya çıktı. Bu yerde sadece birkaç gümüş eşya ile bakır mızraklar bulundu.
Höyüğün daha derinine inildiğinde, etrafı kireç taşlarıyla çevrili olan yeni eşyalar belirlenmişti. Bu büyük taşlarla çevrili dairenin, taş dairenin (cromlech) içinde kalın tahtalarla ayrılmış üç ayrı mezar bulunduğu görüldü. Mezarların derinliği 1 metre 42 santim idi. Mezar tabanı çakıl taşları ile kaplanmıştı, dört köşesinde askılıklar (pkevĵıye) gömülüydü. Gömülen tek tek ölülerin ayakları kıvrılmış, başları güneye çevriliydi. Bunlar da sağ yanlarından çakıl taşları üzerine yatırılmışlardı. Üstlerine bolca dökülen boyalarla (şıfe) kemikler kırmızıya dönüşmüştü.Bir açık hava görseli olabilir

Bir mezar yeri 

Yüzü güneye dönük olarak mezarda yatan kişinin üzerinde çok sayıda eşya vardı: Üzerine altın güller işlenmiş bir taç, gümüş, altın ve değerli taşlardan yapılma irili ufaklı inci ve boncuklar. Bunların sayıları 5.000’den çoktu. İnce altın tabakaların kesilmesiyle yapılan aslanlar, boğalar, beden eklemleri kabartılmış eşyalar bulundu, bunlardan onlarca eşya elde edilmişti. Heykeller adım atıyor gibiydiler, burunlarında küçük delikler vardı. Bu eşyaları bir şeylerin üzerine diktikleri anlaşılıyor. İlk altın işleme örneklerini andırıyorlardı. Uzunca bir zaman sonra altın iplik ve deri iplikler elde ettiler ve onları kullanmaya başladılar.
Ölü kemikleri boyunca 1 metre 17 cm uzunluğunda 8 adet gümüş sırık (сырбы) uzanıyordu. Bunlara ikişer adet altın ve gümüş boğa heykelciği bağlanmıştı.
Mezar tabanında değişik kap kacaklar vardı: Altın, gümüş ve pişmiş topraktan eşyalar vardı. Aralarında bronz ve taş aletler de bulunuyordu.
Eski zamanlarda insanın ölümlü olduğuna inanılmıyor, yaşamın ölüm sonrası başka bir biçimde sürdüğüne inanılıyordu. Halen şöyle dendiğini görüyoruz: “Dünyasını değiştirdi!”. Ölü yemekleri o tabaklara, içecekler de güğümlere, kaseler konuyordu.
Bir sıralar Levpaće Nurbıy ile ben Kazanıkoyaće köyünün (şimdi baraj suları altında) bulunduğu yerde bir Meot (мыутIэ) savaşçısının kemiklerini bulmuştuk. Kemiklerin etrafında 26 adet değişik kap kacak cinsi eşya ile iki büyük amfora dizilmişti.
Eskiden Adıgeler ölülerden çok korkarlardı. Kendilerine zarar vermemeleri için yanlarına çok sayıda eşya koyuyorlardı. Sağlığında kullandığı eşyaları hadrıhe’de de (öbür dünyada) kullanacağına inanıyorlardı.
Maykop Kültürünü araştırma çalışmaları şimdilerde kesintisiz sürüyor, sadece Maykop Höyüğü değil, onunla yaşıt ya da daha geç dönemlere ait höyük kazılarında da çok sayıda arkeolojik malzeme elde ediyoruz.
Maykop Kütürü, Kuzey Kafkasya tarihi ile arkeolojisinin en gelişmiş örneklerinden sayılıyor. Belirttiğimiz gibi, bu yıl Veşade’ye ilk kazma vuruluşunun 125. yılı. Veşade, Avrupa’da bulunan zengin höyüklerin en yaşlısı, bulunan eserler yönünden de en benzersiz olanı.
Bu arada şu noktayı da belirtmek gerekir, yöremizdeki höyüklerden çıkarılan buluntular Adıgelere ait sayılmıyor, Adıgelerin o değerde eşyalar üretecek düzeyde gelişmiş insanlar olmadıkları, o eşyaların başka yerlerden gelmiş topluluklara ait oldukları, Maykop Kültürünün de Adıgelere ait olamayacağı söyleniyordu. Maykop Kültürüne ait eski yerleşim yerlerini ve ilginç anıtları her yıl buluyor ve incelemelerimizi sürdürüyoruz.
Taman Yarımadasından başlayıp Dağıstan’a uzanan Kuzey Kafkasya’da yayılmış olan Maykop Kültürünün çıkış yerinin Adıgey olduğunu aydınlatmış durumdayız.
Her yıl eski yerleşim yerlerini ve höyükleri keşfediyor ve kazılar yapıyoruz. Son 40 yıl boyunca daha çok Krasnodar Barajı kıyılarında çalıştık. Rusya, Fransa ve İsviçre’den gelen arkeologlarla birlikte incelemeler yaptık. Maykop kültürünün geçmişinin 5500 yıl öncesine dayandığını belirledik, daha eskiden söylenen yaşı, 1000 yıldan daha çok eskiye (1000 yıl ileriye) götürmeyi Fransız arkeologlarla birlikte başardık

 

.Bir açık hava ve anıt görseli olabilir

Ankara’da temsili Hitit Heykeli

Dünyada en tanınmış, en önemli kültürlerden biri de Maykop Kültürüdür, kökten Adıge ulusu ile bağlantılıdır. Ama bu gerçeğe yaraşır bir anıt için gereken özeni göstermiyoruz. Ancak, Adıgey’den söz edilirken, yöremize yönelik bir şeyler yazılırken ilk akla gelen ad, Veşade Höyüğünün adı oluyor.
Kazılan yeri ziyaret ettiğimizde, Veşade’nin ve öyküsünün Adıgey’de yeterli düzeyde ilgi çekmediğini görüyoruz. Dünya arkeolojisinde ünlenmiş olan Veşade Höyüğü için dikilmiş olan anıt, o ada yaraşır düzeyde değil. Mezar taşı gibi anıtın önünde dizilmiş ve işlenmiş kısa ve kaba yontuların çoğu höyükten çıkarılan eşyalara hiç benzemiyor. Arka tarafta yer alan yaşlı Polovtsian kadın figürünün Adıge tarihinin erken bronz dönemi ile ne gibi bir ilgisi olabilir, anlamış değiliz. Veşade kazısında elde edilen bir iki eşya görüntüsü anıtın ön tarafına işlenmiş, ama diğer figürler, Maykop Büyük Höyüğü açıldığında öteye beriye atılmış olan güncel eşyalardan ibaret, bunu düşünen de çıkmamış.
Veşade’nin kazı alanına giden bir asfalt yol bile yok. Kazı yerinin karşılaştığı iki caddede, yaz mevsiminde toz toprak içinde kalan çukurlar ve mıcır dökülmüş yerlerle kaplı. Başka ülkelerden gelen ziyaretçileri, konukları götürme konusunda utanılacak bir görüntü. Her yıl o yere birkaç grubu götürmem gerekiyor. Konuklar umduklarını bulamıyor, düş kırıklığına uğruyor, soru üzerine soru soruyorlar…
Veşade ile Türkiye’de kazılan Hatti-Hitit İmparatorluk Höyüğü yaşıttır ve ortak bir tarihsel temele dayanıyorlar. Türklerin Hitit Kültürü ile hiçbir bağlantıları yoktur, ama çıkarılan buluntular için özel müzeler açmış, oraları birer turizm merkezi haline getirmiş bulunuyorlar. Bir kazı sırasında buldukları ve bir asa ucunda taşınan geyik heykelciğinin bir benzerini, normal geyik boyutunda büyüterek başkentlerine bir anıt olarak diktiler (Bk. Hitit Güneşi- Ankara).
Cumhuriyetimiz sivil toplum örgütü “Adıge Xase” yürütme kurulu toplantısında Veşade’nin 125. kazı yılı konusu ele alındı ve görüşüldü. Adıge Xase Başkanı Łımışeko Ramazan, Veşade’de bulunmuş olan yapıtların benzerlerinin büyütülerek Maykop merkezine dikilmelerini istediklerini söyledi.
Resmi kuruluşlar ile Adıge Xase yönetimi, Veşade’ye ilişkin yapılması düşünülen işleri birlikte ele alacaklar.
Tev Aslan
Adıge Ulusal Müzesi bilim çalışanı, arkeolog ve Rusya Yazarlar Birliği üyesi.
Adıge mak, 21 Şubat 2022
Yorum Yap