21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü – 1

21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgününün sembolik tarihidir. Olaya ilişkin yazılar yazmak gelenek haline gelmiştir. Yazar Habraço Murat Özden, “Çerkes Soykırımı üzerine bir akademik çalışma başlatmak istediklerini” söyledi. Ben de kendisine başarı diledim, ancak işin o kadar kolay olmadığını belirttim. Önüne gelen bir şeyler yazıyor. Önce tarihi doğru bilmek, öğrenmek gerekir. Yabancı tarihçiler olayları daha geniş ve daha objektif ele alıp değerlendiriyorlar. Bizimkiler ise olayı parça parça ve sübjektif görüşlerle ele alıyor ya da olaylara ilk ya da ortaokul öğrencisi bilgileri düzeyinde basitçe, o da çarpık olarak değiniyorlar. Biz, yakın tarihi özetle şöyle değerlendirebiliriz: 1. Yanlışlıklar: “Kafkas-Rus Savaşları 1763’te başladı ve 1864’te sona erdi, Çerkeslerin çoğu, diğer Kuzey Kafkasya halklarının da bir kısmı topraklarından sürüldü ve Türkiye’ye gönderildi, bu arada da çok sayıda insan öldürüldü ve bir soykırım olayı yaşandı”, diyorlar. Tam olarak doğru bir ifade tarzı değil. Neyin ne olduğunu ve ayrıntıları bilmeyenler öyle düşünüyor olabilirler. Örneğin Adıgeler, onların da bir kesimi dışında kim ülke dışına sürülmüş, deporte edilmiş? Bu gibi kişiler işin özünü kaçırıyor ya da çarpıtıyorlar. Doğru ve düzgün bir davranış biçimi değil. Göç olayı ile sınır dışı etme olayı bir değil. Burada sapla saman karıştırılıyor, sorunun anlaşılması, bilerek ya da bilmeyerek zorlaştırılıyor. Öncelikle Çerkesler dışında toprak kaybına uğrayan ya da sürülen bir Kuzey Kafkasya halkı yok. 2. Savaş 1763’te mi başlamış? 1763’te II. Yekaterina’nın emriyle Ruslar Kabardey arazisinde Mozdok Askeri Kalesini kurdular. Bu yüzden bir savaş patlak vermiş değil. O sıralarda, 1739 Belgrad Antlaşması’ndan beri Kabardey arazileri görünürde (hukuken) Rus himayesinden çıkmış, Osmanlı ile Rusya arasında tarafsız bölgeler statüleri kazanmışlardı, ancak Kabardeyler fiilen Rus idaresi altında idiler. Rus- Kabartay dostluğu sürüyordu. Ruslar Osmanlı makamlarını takmıyorlardı. Nitekim Büyük Kabardey beyleri (pşışho) Kabartay beyler meclisi tarafından seçiliyor, Rus İmparatoru tarafından da onanıyordu. Büyük bey imparatorun buyruğu dışına çıkamıyordu (bk. “Son Kabardey Büyük Beyi Kuşıkupş’ın Doğum Günü ve Beçmırze Soyundan Ünlü Kabardey Büyük Beyleri”, Mefenef.com). 3. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması sonucu Kabardey yöreleri ve Osetya Rusya’ya ilhak edildi. Böylece doğudan, Kuban Nehri üzerinden Çerkesya Çerkesleri de Rusya ile komşu oldular. 4. 1783’te Kırım Rusya’ya ilhak edildi, Daryal Geçidi üzerinden Rusya-Gürcistan bağlantısı kuruldu, Gürcistan (Kartlı-Kaheti Krallığı) Rusya koruması altına girdi. Kırım’ın Rusya’ya ilhakı sonucu, Rusya ile Çerkesya Kuban Nehri üzerinden, kuzeyden de komşu oldular. Kuban’ın kuzeyi Kırım’a aitti. 5. Osmanlı ve bir kısım Çerkesler (Natuhaylar, vd) arasında yapılan görüşmeler sonucu Kıyıboyu Çerkesleri Osmanlı yanlısı bir politikayı benimsediler. Rus yayılmasına karşı, Osmanlılar Fransız mühendislerine, Çerkesya’nın Karadeniz kıyısında, 1782’de Anapa ve Sucuk-Kale (şimdi Novorossiysk) kalelerini kurdurdular. 6. 1829 Edirne Antlaşmasıyla Osmanlılar güneyde Batum yakınına değin uzanan Karadeniz kıyısı kalelerini – Anapa, Sucuk-Kale (şimdi Novorossiysk) ve Poti kaleleri ile Karadeniz kıyı denetimini Ruslara devrettiler. Çerkesya karadan ve denizden Rus kuşatması içine alındı. Ruslar Kabardey’den Hazar Denizi’ne uzanan topraklar üzerinde fiili bir denetim kurdular. 7. Çerkesya’nın doğusunda, Laba Irmağı doğusu ile daha doğudaki Kuban Nehri arasındaki arazilerde ya da Base Ovası denen yerde Ruslar etnik temizlik ve kolonizasyon faaliyetlerini yoğunlaştırdılar, bazı Kabartayları getirip Kuban-Laba arasındaki Büyük ve Küçük Zelençuk ırmakları vadilerine yerleştirdiler. Daha sonra bu yere dağlardan indirilen Abazinlerle iki Besleney köyü de yerleştirildi. Şimdiki Karaçay-Çerkesya Adıgeleri ve Abazinleri yöresi böyle oluştu. İç Rusya’dan Kazak ve Rus nüfus getirildi, Kabartaylardan ve Adıgelerden boşaltılan yerlere yerleştirildi. Bir dizi kale ve kent kuruldu. 8. Rus kolonizasyonuna ve baskılara karşı 1830’da Dağıstan’da Molla Gazi Muhammed (Kazıy Molla) önderliğinde dini görünümlü bir ayaklanma patlak verdi, bastırıldı. Bu arada 1830 yıllarında Karadeniz kıyısında Ruslarca yapımı başlatılan kıyı kordon hattı (askeri yol) inşaatı, Dağıstan’daki başkaldırı üzerine geçici olarak ertelendi. 9. 1834’de Mürid Hareketinin başına Baş İmam olarak Şamil geçti. Şamil 1839’da Dağıstan’daki Ahulgo Kalesinde Ruslarca kuşatıldı, ancak kaçıp Çeçenistan’a sığınmayı başardı (Daha geniş bilgi için bk. – J. Baddeley, “Rusların Kafkasya’yı İstilasi ve Şeyh Şamil”). Şamil’in Dağıstan ayaklanması da bastırıldı. 10. Mürid Hareketi’nin bastırılması, Şamil’in de kaçması üzerine Ruslar erteledikleri Karadeniz kıyı hattı inşaatını 1837-1839 yıllarında tamamladılar. Bunun için Rus Donanması çıkartmalar yaparak Çerkeslerle çarpıştı. Karadeniz kıyı şeridi Rusların işgaline uğradı ve Ruslar burada bir dizi kales ve karakol kurdular. Ayrıca kıyıdaki Gelencik (Hulıjiy/Xъулъыжъый ) deniz üssünden başlayan ve ülkenin içinden geçerek Yekaterinodar’a doğru uzanan bir iç hat inşa ettiler. Böylece Adıgeler ülke içinden de ikiye bölünmüş, Natuhaylar diğer Adıgelerden ayırılmış oldu, Adıgelerin tamamı çember ve abluka içine alındı. 11. İngiliz ajanların ve Osmanlı imamların aldatmaları, dış yardım geleceği vaadi (dezenformasyonu) ile Adıgeler 1840 ilkbaharında birleştiler, Rus kıyı hattına, diğer hat, kale ve karakollara saldırdılar, kalelerin bazılarını ele geçirdiler, hatları yer yer yıktılar. Ancak ağır bir kayıp verdiler, bekledikleri yardım gelmedi ve aldatıldıklarını anladılar. Bunun üzerine Adıgeler saldırılara son verip savunmaya çekildiler (1840-48). Bu son Çerkes direnişinden cesaretlenen Şamil, Çeçen direnişçilerin başında yeniden faaliyete geçti, Rus mevzilerine saldırmaya başladı. Çeçen direnişinin nedenleri J. Baddeley’in söz konusu kitabında anlatılıyor. Direnişin önemli bir nedeni Çeçenlerin mujikleştirilecekleri iddiaları idi. Rus köle köylüler olan mujiklerin silah taşıma, çizme giyme ve ata binme yetkileri yoktu. Çeçenler köle yapılmaktan çekiniyorlardı. 12. 1845 yılında General Vorontzov 18 bin kişilik bir kuvvetle ve doğudaki Dağıstan (Temir-Han-Şura) üzerinden batıya, Şamil’in üzerine yürüdü. Şamil karşılık vermeden geri çekilmeye başladı. Bunun üzerine Vorontzov kuvvetlerini ikiye ayırdı ve yarısı ile Şamil’i izleme kararı verdi, Çeçenistan’da Vedeno’ya ulaştı. Şamil karşılık vermiyor, çarpışmaktan kaçınıyor, durmadan geri çekiliyor, Vorontzov’u içerilere çekiyordu. Daha ileriye gidemeyeceğini anlayan Vorontzov, geldiği uzun ve zorlu bir yolu izleyerek geri dönmektense, kuzeyde, çok daha yakın bir yerde bulunan Grozni’deki karargahına gitmeye karar verdi. Bu kısa yol sık bir gürgen ormanının içinden geçiyordu. Artık her ağacın arkasında Şamil’in keskin bir nişancısı vardı. Şamil Vorontzov’u tuzağa düşürmüştü. Vorontzov Grozni’ye varmayı başardı, ama üç bin kayıp da verdi. Kuşkusuz bu bir Pirus Zaferi’ydi. Yine de Şamil’in popülaritesi Müslüman Dağlılar ve Adıgeler arasında yükseldi (Bu konuda Lesler Blanch’ın “Cennetin Kılıçları” kitabına bakılabilir).. 13. 1846’da Şamil bazı Kabartay şeflerin çağrısı üzerine Kabardey’e gitti, amacı Kabartayları yanına alıp Kabardey üzerinden kalabalık nüfuslu batıya, Çerkesya’ya geçip Adıgelerle birleşmekti, ancak Ruslarla arayı bozmak istemeyen Kabardey beylerinin isteksizliği ve Rus birliklerinin gelmekte olması üzerine geri çekilmek ve Çeçenistan’daki üssüne dönmek zorunda kaldı. Şamil bundan sonra önemli bir harekat da bulunamayacak, pasifleşecek ve savunmada kalacaktı. 14. Şamil 1848’de naiplerinden Muhammed Emin’i, refakatindeki mollalarla (yefendilerle) birlikte Çerkesya’ya gönderdi. Naip şeriat (İslam hukuku) ve din propagandası yapıyor, birlik sağlayarak Rusları Kafkasya’dan atabileceklerini söylüyordu. Dini kesimin ve şeriatın nispeten güçlü olduğu Abzah yöresi Şamil’e bağlandı. Böylece Çerkesya’da 1840 yılından beri süren fiili ateşkes ve Adıgelerin birlik ruhu bozuldu, Adıgeler, Abzahlar ve diğerleri olarak ikiye bölünmüş oldular. Muhammed Emin Rus mevzilerine saldırmaya başladı. Şapsığlar ve diğer Adıgeler ise şeriat idaresini ve Muhammed Emin’in liderliğini kabul etmediler ve şeriat mahkemelerini ateşe verip yaktılar, Muhammed Emin’i ve taraftarlarını “Sahtekar” ilan edip topraklarından kovdular. Sonunda Muhammed Emin de Ruslara yenilip Şamil ve diğer Adıgeler gibi savunmaya çekilmek, pasifleşmek zorunda kaldı (1851).

Yorum Yap