21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü – 3

21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü – 3

 Fotoğraf – 21 Mayıs 1864 günü Kafkas Savaşının sona ermesi nedeniyle Kbaada Çayırında (Atkuac) yapılan Zafer töreni ve Ortodoks Kilisesi ayini için gelen Rus Askerleri ile subay çadırlarından  bir görüntü. Arka planda Rus subay atları görülüyor.

Beloreçensk Hattı ve Abzahlar
Ruslar 1860’da Belaya Irmağı (Şhaguaşe) sağ yakası boyunca Beloreçensk Hattı adını verdikleri bir müstahkem hat (yol) inşa ettiler. İşin ilginç yanı bu sınır hattı Rusya’ya bağlanmış olan Abzah ülkesini dışarıda, Şapsığ tarafında bırakmıştı. Bu da Rus generallerin Abzahlara kuşkulu yaklaştıklarını, güvenmediklerini belli ediyor olmalıydı.
Aynı yıl,1860’da Vladikavkaz’da bir araya gelen ve Osmanlı yönetiminden (Sultan II. Abdülaziz’den) kabul onayı alan üst düzey 3 general Çerkes sürgününü revize etti. Buna göre, kabile adı ve etnik temizlik yapılacak olan alan tam belirtilmiş olmasa da, Karadeniz yöresi Çerkeslerinin Türkiye’ye gönderileceği kesin belli olmuştu. Çünkü Karadeniz kıyı yöresi dışındaki yerlerde yaşayan Çerkesler, söz gelişi bugünkü Adıgey, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar yörelerinde yaşayan Çerkesler (Bjeduğ, K’emguy ve Kabartaylar) Rus idaresi altında yaşıyorlardı ve yurttaş olma hakkını kazanmışlardı. Yurttaş olanlar ancak iç sürgüne tabibi tutulabilir ya da dış ülkelere göç etmelerine izin verilebilirdi. Boyun eğmiş ve halkları yurttaşlığa olan öreler dışında yaşayan Çerkeslerin etnik temizliğe tabi tutlacakları ve dış göçe zorlanacakları belli olmuştu. Abzah yöresi de boyun eğmişti ve dış göçe tabi tutulmaması gerekiyordu, ancak Beloreçensk sınır hattı Abzah sınırını bittiği yerde değil, başladığı yerde inşa edilmişt. Bu da Abzahların dış göçe tabi tutulacağını belli ediyordu. Rus emperyal politikası bunu gerektiriyordu. Adıgeler ve bu arada Abzahlar çetin cevizdi. 500 bin üzeri nüfuslu Abzahlar göç ettirilmediğinde, Şapsığlar, Natuhay ve Vıbıhların hepsi göç ettirilmiş olsa bile nüfus üstünlüğü yine Çerkeslerde kalacak ve Çerkesya tam fethedilmemiş olacaktı. Abzahlar da göç kervanına eklendiklerinde, geride Adıgelerin çok küçük bir bölümü, yönetilme alışkanlığı olan küçük kabileler (Bjeduğ, K’emguy, Kabartay vb) yerlerinde kalacak ve demografik üstünlüke, ebedi olarak Rus ve Kazak (Ukraynalı) tarafında olacaktı (Nitekim 1897’den bu yana Kuban’daki Çerkes nüfus % 2 dolayında seyrediyor). Bu arada iç göç de (Donbas’a göç), dış göçe (Türkiye’ye göçe) çevrilmiş, Rusya nakil, iskân, iaşe ve ibate (barındırma ve besleme) masraflarndan kurtulmuş olacaktı. Abzahların da göç kervanına eklenmesi ile, Rusya’nın stratejik geleceği güvence altına alınmış olacaktı.
Başkomutan Baryatinski, Kurmay Başkanı Milyutin ve Kuban Ordusu Komutanı Evdokimov, Karadeniz kıyı yöresi Çerkeslerinin Türkiye’ye göç ettirilmesi görüşünde birleşti. General Filipson Çerkesleri savundu, ancak azınlıkta kaldı.
1860’da, Çeçenistan’dan Kuban’a geçen General Evdokimov’un birlikleriyle Şapsığlar arasında şiddetli çarpışmalar başladı. Evdokimov, Bjeduğlardan kurulan yerel milis birliğinin (korucuların) Şapsığlarla yapılan savaşa katılmasını istedi, ama Bjeduğlar bunu kabul etmediler.
Öte yandan, savaş devam ederken, 1860 yılında, Rus idaresindeki Terek oblastından 10 bin Kabartay, Kuban oblastından da 4 bin Çerkes Rus hükümetinin izniyle serbest göçmen statüsüyle Türkiye’ye göç etti ve iskânlı göçmen statüsüyle de Türkiye’ye kabul edildi. Bu göçmenler, köy kurma hakkı tanınarak Uzunyayla başta olmak üzere uygun Anadolu yörelerine yerleştirildiler.
1861’de Evdokimov Abzahlara saldırdı ve 1859 yılında imzalanan Rusya’ya bağlılık anlaşmasını iptal etti. Abzahların en az bir bölümünün bundan rahatsızlık duymuş olduğu anlaşılabilir. Çünkü Çar, Abzah yöresine değin gelme ve Abzahlarla görüşme gereği duyacaktı.
Semen Esadze’nin “Çerkesya’nın Ruslar Tarafından İşgali” adlı kitabında yazıldığına göre, Abzahlar yörelerine gelen Vıbıh ve Ahçıps çapulculara katılıp Rus karakollarına saldırmış ve yağma yapmış, böylece verdikleri yemine sadık kalmamışlardı. Adıge tarihçi Çırğ Ashad’a göre ise, tam tersi bir durum vardır, barışı bozan ve Abzahlara saldıran Evdokimov’un kendidir.
Barışın bozulması Abahların da topraklarından sürülecekleri anlamına geliyordu. Ruslar Abzahları sürmeyi öncesinden planlamış olmalıydılar. Evdokimov’un saldırısı üzerine Abzahlar direnmeye karar verdiler, Şapsığ ve Vıbıhlarla ittifak kurdular, 25 Haziran 1861’de (eski takvim 13 Haziran) Soçi’de ilk Çerkes Parlamentosu açıldı. Adı “Büyük Özgürlük Meclisi” idi, kısaca “Soçi Meclisi” olarak da tanınıyordu. Soçi’de bir devlet külliyesi inşa edildi. Külliyede meclis binası dışında konuk ve hizmet evleri, adliye (mahkeme) binası ve bir de cami vardı. Ancak yeterli güvenlik önlemi alınmamış olmalıydı. Abhazya Suhumi’den gelen bir Rus deniz komando birliği kıyıya çıkartma yaptı ve binaların hepsini ateşe verip yaktı. Ondan sonra meclis başka yerlerde toplanmaya devam etti.
Meclis dış ülkelerden yardım ve destek aradı, Türkiye ve İngiltere’ye temsilciler gönderdi, ama her kapı Çerkeslerin yüzüne kapandı. Kimse “Çerkesler” diyerek Rusya’yla arayı bozmak istemiyordu. Şimdilerde Ukrayna’ya yağan yardımların katresi Çerkeslere ulaşmamıştı.
Çar II. Aleksandr’ın Kuban’a gelmesi ve görüşme
Bir 4 kişi görseli olabilir
Eylül 1861’de Çar II. Aleksandr Kuban’a geldi. Abzah yöresinde Mamrıkuk’ey ((Мамрыкъукӏэй; şimdi “Novosvobodnaya” köyü) /Mamrıko Vadisi denilen yerde bir Çerkes (Abzah) heyetiyle görüştü. Görüşmeye Meclis temsilcileri de gelmişlerdi. Ancak bir anlaşma sağlanamadı. Çar, “Ya Türkiye’ye göç edin ya da Kuban Irmağının solunda gösterdiğimiz yerlere yerleşin” dedi. Gösterilen yer 100 binden fazla bir nüfusu kaldıracak bir yer değildi. Yoz, su basan, yer yer bataklıklı ve sıtma yatağı olan ve yazları hayvan otlatılan bir yerdi. Buna karşılık, ülkesi için direnen Adıge nüfus 2 milyon, Natuhaylar ayrık tutulduğunda 1,5 milyon dolayındaydı. 1864’te sadece Şapsığ nüfusu 600 bin ile 700 bin arasında tahmin ediliyordu. Bk. https://mefenef.com/cerkesler-21-mayis-1864ten-gunumuze2….
Son savaş
10 Mayıs 1862’de yürürlüğe giren bir hükümet kararı ile Karadeniz yöresi ile hinterlandındaki Çerkes nüfusun (Şapsığ, Natuhay, Vıbıh, Ciget ve Abzahların) topraklarından çıkarılmaları görevi General Evdokimov komutasındaki Kuban Ordusuna verildi.
Rus savaş stratejisi, Çerkesleri kıyıya doğru sürme, ele geçirilen yerlerde derhal silahlı Kazak yerleşmeleri (stanitsa) kurma ve kolonizasyon, o köyleri koruma altına alma, yeni yollar inşa etme, yerleşimci köyler nüfusuna yetecek miktarda, birkaç yıllık erzak verilmesi ve hayvan yardımı yapma biçiminde yürütülüyordu. Hat durmadan kıyıya doğru ilerletiliyordu. Karadeniz 1856 Paris Antlaşması gereği silahsızlandırıldığı, bir Rus donanması da kalmadığı için, Ruslar denizden bir çıkartma yapamıyorlardı. Rusların sadece küçük gemileri, sahil güvenlik teşkilatı vardı, görevi de Çerkesya’ya kaçak insan ve silah girişini önlemekti.
Adıgeler son kurşunlarına değin kahramanca direndiler. Büyük bir kayıp verdiler – W. Richmond’a göre 625 bin kayıp. Rus çevik kuvvetleri, yerli kılavuzlar ve işbirlikçi yerli müfrezeler öncülüğünde, öncesinden belirlenen köyleri basıyor, halk ormanlara kaçıyor, yakalananlar ya esir ediliyor ya da öldürülüyordu. Çerkesler Rus subayların merhametine terk edilmişti.
Başka çare kalmayınca, ilkin, kuşatma altındaki Abzahlar 1863 sonbaharında ateşkes istediler ve savaştan çekildiler. Ateşkes antlaşmasına göre Abzahlara 13 Şubat 1864 (eski takvim 1 Şubat) günü akşamına kadar köylerinde kalma izni verildi, süre dolduğunda Abzahlar Türkiye’ye ya da gösterilen yerlere göç edeceklerdi. Ardından Şapsığlar da aynı şartları kabul ettiler, 18 Mart 1864 günü akşamına değin köylerinde kalma izni aldılar. Şapsığların Abzahların ardından bir ay kadar daha direndikleri anlaşılıyor.
Süre dolduğunda Şapsığ köyleri ateşe verilip yakıldı.
Mart ayında Tuapse’den güneye doğru harekete geçen Rus birlikleri karşısında Vıbıhlar da, Nisan 1864 başında (eski takvim 25 Mart) ateşkes istediler, Soçi (eski Navaginsk Kalesi) yeniden Rusların eline geçti. Soçi yöresine gelen yeni Başkomutan, Kafkasya Genel Valisi ve Veliaht Prens Mihail Nikolayeviç, Vıbıh, Şapsığ, Ciget ve diğer kabileler temsilcilerini ayrı ayrı kabul etti, hepsine göçe hazırlanmaları için 1 ay süre verdi. Mayıs ayı başında göç etmek istemeyen güneydeki Aibga köyü de bir günlük direnişten sonra ormana sığındı, ertesi gün elçiler gönderip boyun eğdi (eski takvim 12 Mayıs 1864). Aibgalılar kıyıya inip Türkiye’ye göç ettiler (Semen Esadze’in söz konusu kitabında geniş bilgi vardır).
Sonuç olarak Haziran ayı ortalarında Adıgey’in Karadeniz kıyılarında artık bir Adıge kişisi görülmez ve Adıge sesi işitilmez oldu. Binlerce yıllık bir ulus ve ülkesi tarih oldu…
Bu bir soykırım, bir ulusu tarihten silme, bir ulusu bütünüyle anayurt toprağından temizleme ve yurdu dışına zorla göç ettirme olayıdır. Sürgün deyimi hafif kalır. Sürgün ülke içi bir olaydır.
20 Mayıs 2011’de Gürcistan Parlamentosu Çarlık Rusya’sı tarafından Çerkeslere soykırım uygulandığına ilişkin bir karar aldı. ABD’de Çerkeslerin yaşadığı bazı belediye ve semt yönetimleri Çerkes soykırımını tanıdı. Bunun dışında hiçbir ülke, 60 kadar Müslüman ülke de dahil, 192 ülke Çerkes soykırımını tanımamakta, Rusya ile arayı bozmak istememektedir.
21 Mayıs 1864 günü (yeni takvim – 2 Haziran) Atkuac köyü yakınında ya da Kbaada Yaylasında (Krasnaya Polyana çayırında) toplanan Rus birlikleri Kafkas Savaşının “sona erdiğini” bir zafer töreni ve bir ayinle kutladılar. Bazı kabile milliyetçileri 21 Mayıs 1864’te Kbaada Çayırında bir intihar savaşı verildiği yalanını utanmadan yazmaya devam ediyorlar. Bu tür yalanlarla bir yerlere varılabilir mi? Yazının sonundaki 2. fotoğraf, Kbaada’da savaş değil, tören yapıldığını kesinlikle kanıtlıyor. Kbaada’dadaki 21 Mayıs törenine ilişkin geniş bilgi Semen Esadze’nin söz konusu kitabında yazılıdır.Bir açık hava ve ağaç görseli olabilir
Sonuç
1860-1864 yılları arasında, savaşa bağlı olarak 500 bin üzeri bir Çerkes nüfus kaybı yaşandığı Adıge tarihçiler tarafından tahmin ediliyordu (Abreg Almir, Hotko Samir, vd). Ancak, Amerikalı tarihçi Walter Richmond’un Tiflis’teki Rus askeri arşiv belgelerine dayalı olarak yaptığı araştırma, Evdokimov’un operasyonları ile bağlantılı olarak ölen Çerkes sayısının 625 bin olduğunu ortaya koymuştur. – bk. Çerkesler: 21 Mayıs 1864’Ten Günümüze… (2).
Ülkesinden çıkarılıp Osmanlı topraklarına istek dışı olarak gönderilen Adıge sayısı, ölen 625 bin sayısının en az iki katı olmalıdır. Bu sayıya 1860 ve 1880’lerde yapılan isteğe bağlı göçlerdeki (Kabartay, Bjeduğ ve K’emguy, vd) sayılar dahil değildir (Bu konuda mefenef.com‘da adı geçen yukarıdaki kaynağa bakılabilir).
1864 zorunlu göçü, sırasıyla Batum, Trabzon, Samsun, Akçaşehir (Akçakoca), Varna ve Köstence gibi Osmanlı limanlarına indirmeler biçiminde yapıldı, göçmenler oralardaki kamplardan Karadeniz kıyılarına ve yakın hinterlandına dağıtıldı. Salgın hastalıklar nedeniyle, göç sürecinde çok sayıda Çerkes öldü, güzel Çerkes kadınları zenginlerin haremlerini süsledi.
Salgın hastalıklar nedeniyle göçmen taşıyan teknelerin Boğazlardan geçişine hükümetçe izin verilmedi, bu nedenle 1864 yılında, Karadeniz kıyı bölgesi dışındaki Anadolu ve Arap topraklarına yerleşim olmadı.
Bu noktada, ayrıntıları bilmeme sonucu, yanlış değerlendirmeler de yapılıyor, 1864 yılı göçmenlerinin Anadolu, Suriye ve Filistin’e yerleştirildiği gibi doğru olmayan yazılar yazılabiliyor. Anadolu topraklarına, 1860’da Terek ve Kuban illerinden (oblast) serbest göçler yapıldı. Bunlar başta Uzunyayla olmak üzere Kuzey Anadolu’nun değişik illerine yerleştirildiler (Besleney, vd). Anadolu ve Arap topraklarına yoğun yerleşmeler 1878 sonunda Rumeli’den sürülme (iç göç) biçiminde yapıldı. Ayrıca 1880’lerde Kuban’dan yeni ve yoğun serbest göçler gerçekleşti. Bunlar Anadolu ve Arap topraklarına yerleştirildi. 1888-1889 göçüyle Kuban Oblastındaki (ilindeki) Adıge nüfus boşalmış ve çökmüş oldu, Adıge nüfus oranı Kuban ilinde ya da şimdiki Karasnodar Krayda  yüzde 2’ye düştü.
Bugün eski Çerkes topraklarında, biri Adıgey (yaklaşık 130 bin), diğeri Karaçay-Çerkes yöresinde (70 bin Kabartay) yoğunlaşmış olarak toplamı 200 bin dolayında bir Adıge nüfusu bulunmaktadır. 1888-1889 göçü yapılmamış olsaydı, bugünkü Kuban yöresi Adıge-Çerkes nüfusu 200 bin yerine, en az 1 milyon ya da 1,4 milyon olabilirdi, kayıp 800 bin ya da 1,2 milyondur (% 86). Bu da Çerkes nüfus çöküşünün korkunç boyutunu gösteriyor (bk. Çerkesler: 21 Mayıs 1864’Ten Günümüze… (2)).
Bugün Soçi ve Tuapse’de yaşayan 10 bin dolayındaki Adıge-Şapsığ nüfusa gelince, bunların tarihi farklıdır, Şpsığların 1945 yılı öncesinde Lenin’in direktifi ile kurulmuş bir ulusal rayonu vardı, kaldırıldı.
Kuban’dan ayrı,  daha doğuda, Terek ilinde ve savaş dışı bir yörede olan Kabardey-Balkarya’da şimdilerde 500 bin üzeri bir Adıge-Kabartay nüfusu bulunmaktadır.
Bugün diasporalar olarak Çerkesler, Türkiye, ardından Suriye, Ürdün, Mısır, Irak, İran, Libya, Lübnan, İsrail ve diğer Ortadoğu ülkeleri ve Madagaskar’da, AB ve Avrupa ülkelerinde, ABD, Kanada ve Avustralya’da, toplamda 40 kadar ülkede yaşamaktadırlar.
Günümüzün en büyük sorunu asimilasyon sorunudur. Çerkeslerin dillerini yaşatmak için 1970’li yıllardan beri gerekli donanımları, siyasal hakları, radikal önlem alma yetkileri, eski ülkelerine dönüş izni ve bir koruma kalkanı kurma güç ve olanakları yoktur. Cumhuriyetlerin yetkileri kısılmış, içleri boşaltılmıştır.
Çerkes soykırımının ve bir ülkeden başka bir ülkeye göç ettirme politikasının uygulandığı son egemen Adıge toprağında , Belaya Irmağı-Karadeniz arası geniş bir bölgede, yukarıda değindiğimiz gibi ve resmi olarak ancak 9-10 bin gibi küçücük bir Adıge-Şapsığ nüfusu bulunmaktadır. Rus milliyetçiler ve işbirlikçileri bu insanları nüfus sayımlarında Adıge ve Şapsığ diye ikiye bölerek yazdırıyor, etkisizleştiriyor, RF’nin ve Krasnodar Kray yönetiminin Şapsığları küçük bir yerli ulus olarak tanımasını ve anayasa gereği olarak Şapsığlar için, haklarını belirten ve güvence altına alan ayrı bir tüzük çıkarmasını engelliyorlar. Kıyıboyu Şapsığ nüfusu 1864’te dağlara çekilip direnen, 1870’lerde ya da 1880’lerde imzalanan özel anlaşmalarla, izinlerle dağlardan inip bir istisna olarak kıyıda köy kurma hakkı elde eden son Çerkes direnişçilerin torunlarıdır. Bilindiği gibi Kuban ilinde ve kıyıda Adıge köyü kurma yasaklanmıştı. Terek ilindeki (Kabartay, Karaçay, Çeçen, vs) ve Dağıstan’daki yerli köylere (avullara) dokunulmamıştı.
Bu insanların, Karadeniz kıyısı Şapsığlarının yukarıda değindiğimiz gibi 1924-1945 yılları arasında Tuapse ve Soçi yöresinde özerkliği olan bir rayonları vardı, kaldırıldı. Şimdi sadece basit bir ulusal azınlık statüleri var.
Rus değerlendirmeleri
Rus tarafının resmi değerlendirmelerine gelince: Rusya Bilimler Akademisi üyesi Prof. Dr. Valeri Tişkov’a ve RF Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov’a göre, özetle, “Çerkesler Rus idaresi altında yaşamak istemedikleri için her şeylerini geride bırakıp kendiliklerinden Osmanlı topraklarına göç ettiler”. Sanki 1860-1864 yılları arasında savaş olmamış ve 700 bin üzeri Çerkes’in ölümünün sorumlusu yokmuş.
2 milyon insanın üçte birinin öldüğü bir savaştan sonra, bu insanların, hiçbir şey olmamış gibi son bireylerine değin topraklarını, ata mezarlarını terk edip bir yabancı ülkeye, isteyerek ve toplu halde “göç etmesi”… bu durum olayların doğal akışına uygun değildir ve bunun dünya tarihinde başka bir örneği yoktur… Rus iddiası gayriciddidir…
Rus, bu iddialarını ancak kendi işbirlikçilerine kabul ettirebilir, örneğin Ukraynalılara kabul ettiremez…
Ukrayna’ya kabul ettiremiyor ama, bizim Kabardey-Balkar Cumhuriyeti yönetimine pekâlâ kabul ettirebiliyor, Moskova’nın direktifleri doğrultusunda, kraldan çok kralcı olan yönetim, her yıl Nalçik’te yapılan geleneksel 21 Mayıs Çerkes Soykırımı yürüyüşünü bu yıl yasakladı. – bk. http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=7810
Bu bakımdan Rus tarafı iddialarında artık yalnız değildir, taraftarları, piyonları vardır. Gurur duyabilirler. Rus, daha önce, Abhazya yönetiminin desteğini alıyordu, şimdi masa daha da “zenginleşmiş” olmalı. Peki, Adıgey, Karaçay-Çerkes ve Şapsığlar ne yaparlar?.. Yarın, 21 Mayıs Cumartesi günü göreceğiz.
Birinci resim – Çar II. Aleksandr’ın Eylül 1861’de Novosvobodnaya’da (Мамрыкъукӏэй/ Mamrıko Vadisi) Çerkes temsilcilerle görüşmesi.
İkinci resim – 21 Mayıs 1864’te, Kbaada Yaylasında tören için toplanan Rus askerleri ile subay çadırlarını gösteren bir fotoğraf. Geri planda Rus subaylarının atları görülüyor.
Yorum Yap