Bazı güncel söyleşilerden aktarmalar

Erol Şahin
·
Yanlış!! doğu Çerkesya Kaberdey ve Besleney bölgesinden oluşuyordu Ruslar önce oraya saldırdı muhtemelen suni oluşturulan veba salgını ,Rusların üzerlerine saldığı kalabalık Kalmuk süvari ordularının yaptığı yıkım ve Rus saldırıları sonucu korkunç kayıplarla düşdü.
Yanıtla
Paylaş
Düzenlendi
Hapi Cevdet Yıldız
·
Sayın Erol Şahin, Şöyle diyorsunuz: ” doğu Çerkesya Kaberdey ve Besleney bölgesinden oluşuyordu”, Ruslar önce oraya saldırdı. Yanlış. Söylence (efsane) ve söylentilerle (rivayet) tarihi karıştırıyorsunuz. Rusların müttefikleri Kabartaylara saldırmaları için bir neden olabilir mi? İttifak bozulmaz mı? Rus, Kafkasya’yı kontrol ve elde tutmada Kabartay devşirmeleri ile ünlü Kabardey Piyade Alayı’ndan yararlanıyordu.
Ruslar köylü ayaklanmalarını bastırmada Kabartay köy beylerine yardım ediyorlardı. Ünlü Mamsırıko Dameley öyküsü bunu anlatır.
Besleneylere gelince, Besleney ataları çok daha önceleri Kabardiya’dan tarihi Adıgey’e (Çerkesya’ya) göç etmiş kimselerdi.

Besleneyler, tarihi ve siyasal anlamda Kabartay ya da “Doğu Adıge” grupundan değil, Batı Adıge grupundandırlar. Dil ikinci planda kalır ve Besleneyler bir Kabartay lehçesinde konuşurlar.

Kabartaylar (tabii egemen sınıf olan köy beyleri/pşı/ vork sınıfı) 1557’den beri Ruslarla ittifak içinde iken, Besleneyler (batıdaki) siyasî Adıge ittifakının içinde yer almış ya da onlarla birlikte hareket etmişlerdi. Tarihi doğru okumak gerekir. Tarihi dil ve lehçe temelli okumak eksik kalır, yanıltır.
Kabartayların bir kısmı 1830 sonrasında Ruslar tarafından Kabardiya’dan göç ettirilip şimdiki Karaçay-Çerkes bölgesine (Büyük ve Küçük Zelençuk Irmakları vadilerine) büyük köyler kurularak yerleştirilmiştir.
Bu da incelenmeye değer.
***

·
Hani.bır.laf
Var.böl.parçala
Ÿönet
Asım İnce
·

Hapi Cevdet Yıldız
·
Sayın Asım İnce, Rus’un bizi bölmesine gerek var mıydı? Çerkesler zaten küme küme bölünmüş ve parçalanmış durumda idiler. Olumsuz ve her şeye menfi bir gözlükle bakmak doğru bir tutum olabilir mi? Sanki bir bütün vardı da Ruslar bizi parçalamışlar görüşü yansıtılmak ve yanlış yönlendirmeler yapılmak isteniyor. Doğru değil.

Bu denklemde Adıge kabileleri (Kabartaylar hariç) zaman zaman bir araya gelip ortak kararlar alıyor ve eylemler koyuyorlardı. Örneğin 1840 ilkbaharında kıyıdaki ve diğer yerlerdeki kuşatma hatlarına (kalelere) karşı ortak harekat başlatmış, 1841’de de önemli (geleceği ilgilendiren) konularda ortak hareket etme kararı almışlardı.
Ortak hareket, Çeçenya ve Dağıstan’da ayaklanma niteliğinde direnen Şeyh Şamil’e destek veren ve oraya bağlanan Abzahların 1848 yılında Şapsığlardan ayrılmaları nedeniyle sona ermişti.
Abzahlar kıyıdaki büyük topluluklar olan Şapsığ, Natuhay vb ile Kuban Irmağı solunda yaşayan feodal Bjeduğları ve Laba Irmağı solunda yaşayan feodal kabileleri (K’emguyları, vb) ayıran büyük bir topluluktu, Abzahlarda ruhban sınıfı güçlüydü.
Bazı yazarlar kabileci bir düşünce ile gerçekleri görmüyor, “kabilelerini övme (benim kabilem daha çok direnmiş) anlamında” anlatımlar sunuyorlar. Örneğin, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşında Kabartayların (beylerin) Rusları destekledikleri gerçeği General İsmail Berkok’un (Kabartay) kitabında bile yer almıyor, ilgisiz ya da eksik bilgiler sunuluyor.
Birilerini memnun etme amaçlı yazılar tarih sayılmaz. Övgü yazıları ile tarih ayrı şeylerdir.

Doğruluktan şaşmamak gerekir. Başka türlü tarih olmaz, övgü yazıları yazılmış olur.

Bölünme paranoyası

Bölünme konusunda yakın tarihten bir iki örnek vereyim: 21 Ocak 1921’de Terek Oblastında, Kabardiya’dan Dağıstan’a kadarki bölgeleri/halkları (Kabardey, Karaçay, Balkar, Oset, İnguş ve Çeçen yörelerini) bir araya getiren, Moskova’ya bağlı bir “Dağlı Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” kuruldu. Daha doğuda Dağıstan Özerk Cumhuriyeti de kuruldu.

Dağıstan birliğini korudu, Dağlı Özerk Cumhuriyeti ise bölünerek dağıldı. Her topluluk kendi özerk oblastını kurdu.

Kuban oblastında durum

Bu süreçte daha batıda Kuban Oblastındaki (il) Kabartay ve Abazinler ile daha batıda ve Karadeniz kıyısında bugünkü Adıge ve Şapsığlar, hepsi ortak bir yönetim altında idiler, Kuban Oblastında ve ortak bir yönetim altında yaşıyorlardı. Kuban oblastı yönetimine bağlı ve il yetkisine benzer yetkileri olan ayrı bir “Dağlı Bölümü” de vardı, bu yönetimin başında büyük bir Adıge düşünürü olan Sihu Seferbıy bulunuyordu.
Düzceli Dr. Yusus Suad Neğuç da Bölüm’ün seçilmiş yönetim kurulu yedek üyesiydi.
Kuban Oblastında bugünkü Çerkessk yöresi Kabartay ve Abazinleri, 1921’de resmi bir kongre toplayarak Kuban oblastından ve oraya bağlı Dağlı Bölümü’nden ayrılma kararı aldıdılar. Neden öyle yapmışlar, bilemiyorum.
Kuban’daki Adıge, Kabartay ve Abazin (yerli) toplam nüfusu yaklaşık 100 bindi. Dr. Neğuç Yusuf Suad, bu 100 bin Dağlıyı (Adıge, Kabartay ve Abazin’i) içine alacak ve merkezi Tuapse limanı olacak özerk bir cumhuriyet kurulmasını savunuyordu.

Kabartayların tutumu

Çerkessk yöresi Kabartay ve Abazinleri, Nalçik Kabartaylarının özerk bir okrug (ilçe) olarak içinde yer aldıkları Dağlı Özerk Cumhuriyeti’ni kendilerine daha yakın bulmuş olabilirler.
O sıralar halklar, sistem gereği bu tür taleplerde bulunabiliyor ve geleceklerini belirleyecek kararlar alabiliyorlardı. Rusya’da etnik yörelerin (oblastların) oluşturulmaları dönemi yaşanıyordu.
Üst yönetim (Moskova) etnik talepleri dikkate alıyordu. Ancak mevcut nüfus yapısı, oranı ve sayı da dikkate alınıyordu.
Aynı sıralarda bir başka ayrılma talebi Nalçik yöresi Kabartaylarından da geldi. Bu iki ayrılıkçı Kabartay yöresi arasında, birleşme amaçlı görüşmeler yapılmış mıydı, bilemiyorum.
Betal Kalmuk önderliğinde bir resmi kongre toplayan Nalçik Kabartayları Dağlı Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nden ayrılma ve okrug (ilçe) üstü bir idari birim olarak bağımsız bir oblastı (il) kurmak istediler.
1 Eylül 1921’de, Kabardey kongresinin talebi doğrultusunda Moskova’ya bağlı “Kabartay Özerk Oblastı” kuruldu.
Ardından diğer okruglar da (Balkar, Karaçay, Oset, İnguş ve Çeçen okrugları) kendi oblastlarını kurmak üzere Dağlı Özerk Cumhuriyeti’inden ayrılmaya başladılar. Sonunda cumhuriyet dağıldı ve ortadan kalktı.
Dağıstan’ın aksine Dağlı Cumhuriyeti halkları birbirlerinden ayrılmak istediler.
Bu gelişme karşısında Çerkessk merkezli Kabartay ve Abazinler ortada kaldılar.

Özerk oblastların kurulmaları

Ocak 1922’de Çerkessk kenti yöresi Kabartay (16 bin) ve Abazinleri (14 bin), Dağlı Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nden ayrılan Karaçaylarla ve onların yeniden genişletilen olan okrugu ile birleştirilerek “Karaçay-Çerkes Özerk Oblastı”; Nalçik merkezli Kabartaylar da Balkarlarla birleştirilerek “Kabardey -Balkar Özerk Oblastı” kuruldu.

Kabartay, Abazin ve Nogaylar 1926’da Karaçay- Çerkes Özerk Oblastından ayrıkarak “Çerkes Ulusal Rayonu”nu kurdular, rayon 1928’de oblast yapıldı.

Şapsığların dışlanmaları

Daha batıda Orta Kuban ve Orta Laba solundaki, iki ayrı yerde – Krasnodar ve Maykop ilçelerinde yaşayan – yaklaşık 50 bin Çerkes (Adıge) topluluğu, ortak bir yönetim altında birleştirilerek, geçici merkezi bir Rus yerleşimi, Krasnodar kenti olan “Çerkes (Adıge) Özek Oblastı” kuruldu (27 Temmuz 1922), yeni oblastın sınırları içinde köy üstü bir Adıge (Çerkes) yerleşimi ya da kenti yoktu. Kent Adıgey’e 1936’da verildi- Maykop.
Aslında Adıgelerin köy üstü bir yerleşmeleri zaten yoktu, önceleri kentlere yerleşmeleri de yasaktı. Adıgeler köylü bir toplum olarak kalmışlardı.
Tuapse-Soçi yöresindeki Çerkesler (Şapsığlar, 10 bin) diğerlerinden dışlanmış ve 1922’de Adıge Özerk Oblastı dışında kalmışlardı. O tarihten beri Şapsığlar üzerinde bir toplum mühendisliğinin uygulanmakta olduğu görülüyor, halen de dağıtılmalarına ve çökertilmelerine çalışılıyor.
2021 sayımında Şapsığ sayısı 1.914’e düşürüldü, oysa sadece Aguy-Şapsığ köyünde bile bu sayının üzerinde bir nüfus bulunuyor.

Şapsığ küçük yerli halkı

Yeltsin döneminde Şapsığlara “küçük yerli halk” statüsü verildi. Rusya’da tanınmış 47 küçük yerli halk bulunuyor, bu 47 halk içinde Abazin ve Şapsığlar da yer alıyorlar, ama Dağıstan’ın küçük yerli halkları (Agul, Rutul, Tsahur, vb) yer almıyorlar.
Şapsığların dışlanmış olmaları nedeniyle, Hukuk Doktoru Yusuf Suad Neğuç önderliğinde Tuapse’de resmi bir kongre toplayan Şapsığlar Eylül 1922’de Tuapse merkezli “Şapsığ Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” ilanında bulundular.
Ancak Ruslar Şapsığlara baskılar uygulamaya başladılar.
Bundan sonra Şapsığların ve Yusuf Suad Bey’in (Neğuç) başına gelenleri görmek için Mefenef.Com’daki “Şapsığlar ve Bir Kitap – I- II” başlıklı iki ayrı yazıya bakabilirsiniz.

Kaçırılan fırsat

Eğer 19. yüzyıldaki, Karadeniz kıyısı Çerkesleri (kıyı bölgesinde oturan Çerkeslerin göçü zorunluydu, çünkü ortada 10 Mayıs 1862 tarihli ve bu yerdeki kabilelerin bölgelerinden çıkarılmaları içerikli bir Rus devlet kararı vardı) dışındaki göçler, savaş gereği değil, din, Türkleşme ve zenginleşme gibi amaçları içeren göçler idiler.
1859 yılında, Kafkasya’da Karadeniz kıyısı dışında savaşlar sona ermişti.
Bazı yazarlar gerçekleri değiştirmek istiyorlar. Ancak, “Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.”
Elbette Kuban ve diğer iki oblastta (Terek ve Dağıstan’da da) kuşkusuz Rus mobbingleri (baskıları, rahatsız etme, bezdirileri, vb), yağmacı niyetler, toprağa parasız konma ve yönlendirmeler de vardı. Boyun eğmiş olan Kuban yöresi Adıgelerine daha yoğun olarak politik baskılar yapılıyordu.
Türkler asıl Adıgeleri kendi ülkelerne almak istiyorlardı.
O dönem arazi önemliydi, köylü nüfus için toprak ana geçim kaynağıydı.
Karmaşık bir durum, bir göç ettirme politikası söz konusuydu. Baskı sonucu yaptırılan bu tür göçler de suç kapsamına girer.
Ayrıca Kubanlı Adıgelere dağlardaki köylerini boşaltma, düze inme ve büyük köyler kurma ya da Türkiye’ye göç etme seçenekleri dayatılıyordu. Bu tür uygulamalar da etnik temizlik ve soykırım suçu kapsamına girer.
Sonuç olarak Osmanlı’ya yönelik yoğun göçler ve bunun bir sonucu olarak da Kuban Oblastında büyük bir nüfus çöküşü olayı yaşandı, bu konuda çok şey yazdık; eğer bu nüfus çöküşü yaşanmasaydı, Kuban oblastı yerinde 1922’de, küçük bir Adıge özerk oblastı yerine, büyük bir olasılıkla daha büyük bir Çerkes (Adıge) Cumhuriyeti ya da oblastı kurulabilecekti.

Ne yapılmalı

Bu bakımdan bilerek ve tarafsız bir bakışla yazmak, objektif olmak, körü körüne ve yanıltıcı yazılar yazmaktan kaçınmak gerekir. Dış dünya ve dış çevreler bilimsel ya da doğru olmayan yazıları dikkate almaz, okumazlar bile. Bizim Don Kişotluk yapacak halimiz yok.
Uydurmalardan ve sorumsuz iddialardan kaçınmamız gerekiyor. Gerçekçi olmayan yazılar yarar yerine zarar getirir.
Koca, 30-40 milyonluk Ukrayna’yı ve 500 milyonluk AB’yi sallamayan ve nükleer bir güç olan 150 milyonluk Rusya, bir avuç Adıge’ye ya da 6 milyon Dağlı’ya (Kuzey Kafkasyalıya) pabuç mu bırakır…
Koca Ukrayna, Yeltsin’in, ABD ve İngiltere’nin verdiği “Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü koruma güvencesine” (politik sözlere) kanarak elindeki nükleer silah stokunu ve mühimmatı Rusya’ya teslim etti. Sonucunu görüyorsunuz. Ukrayna ve Rusya, her ikisi de şimdi cayır cayır yanıyor.
Bugün dost görünen yarın düşman olabilir. Unutmamalı, ülkelerin sürekli dostları değil, çıkarları vardır. Küçük ülkelerin direnme güçleri sınırlı olur.
Ukrayna şimdi başkalarına güvenmenin ve bel bağlamanın ceremesini (cezasını) ödüyor. Daima kendini sağlama alman gerekiyor. Şu konjonktürde Adıgelerin Rusya dışında, Rusya’ya rağmen bir gelecekleri olabilir mi?..
Diasporanın durumu ortada…
Bunu da bilmeliyiz. Coğrafya ve tarih bize bunu dayatıyor… “Bizi böldüler, vah vah” biçiminde, geçmişe ilişkin yakınmalar yerine mevcut reel (gerçek) duruma bakmamız, ileri hedefli, doğru ve yerinde adımlar atmamız daha akılcı olur.
Aslında Adıgelerin, sayı azlığına karşın önemli bir güç oldukları da kuşkusuzdur. Sadece Şapsığ ve Adıgey değil, diaspora (birkaç milyon Adıge); Karaçay-Çerkesya’dan Hazar Denizi’ne kadar uzanan bir alanda yaşayan 6 milyon Dağlı (yerli), Adıgelere ve Adıge kültürüne yabancı olan kimseler değiller.

Not:
Güncellemeler için Mefenef.Com’a bakabilirsiniz.

Yorum Yap