Ünlü Gazeteci ve Yazar Haşuṡe Muhammed 80 Yaşında

Yazar ve yayıncı, ressam Haşuṡe Muhammed (Kabartayca: Hafıṡe Muhamed)
Ulusal basının temelini atanlardan, ünlü toplum insanı, yazar ve yayıncı Haşuṡe Muhammed (Kabartayca: Hafıṡe Muhamed) 30 Mart günü 80 yaşına girdi. Ancak 31 Mart günü çocukluğundan beri onun doğum günü olarak kutlanıyor. Kendisi ile özel bir görüşme yapmak için randevu aldık..
Değerli yazarla görüşmek üzere Meşłeko Sait ile birlikte Nalçik’e gittim. Doğrusunu söylememiz gerekirse, ünlü gazeteci ile nasıl karşılaşacağımız ve neler soracağımız konusunda kaygılıydık.
Belirlenen saatte Nalçik’teki Basın Merkezi’ne gittik. Adıgey ve Kabardey-Balkarya’nın değerli gazetecisi Neçepıce Zamire bizi karşıladı ve bizi Muhammed’in ofisine götürdü.
– Uzun bir yoldan, Adıgey’den geldiniz, yaman kişilersiniz, buyurun! – diyerek Haşuṡe bizi ayakta karşıladı.
Nahıjı (büyüğü) saygıyla selamladık. Kendi de bizi sıcak karşıladı.
– Muhammed 80 yaşına girmen nedeniyle seninle bir görüşme yapmamıza izin verdiğin için teşekkür ederiz. Ulusal basının ve ulusal gazeteciliğin temelini atanlardan birisin, Adıgey, Kabardey-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya cumhuriyetleri gazetelerinin ortak yayın yapmaları girişimine öncülük ettin, önemli katkılarda bulundun. Dijital yayın dünyasına baktığımızda sizin için şöyle şeyler yazıldığını görüyoruz: “Sovyetler ve Rusya dönemleri Kabartay gazeteci, yazar, yayıncı ve toplum emekçisi…” Ne diye “Adıge gazeteci” diye yazmamışlar?
– Doğru, öyle yazılmış. Meşbaşe İshak bana demişti: “Sen Kabartay değilsin, Kabardey’den gelmiş bir Adıgesin”. “Öyleyse, sen de Şhaşefıj köyünden gelmiş bir Adıgesin” diye takılmıştım. Böyle şeyler söylediğimizde yaşadığımız yerleri (yöreleri) belirtmiş oluyoruz, yoksa hepimiz Adıgeyiz. Göğsümüzde Adıge yüreği çarpıyor. Adıge değişik topluluklara ayrılır, değişik lehçelerde konuşur, ama hepimiz ortak bir Adıge Geleneğine ve Töresine bağlıyız, Adıgeliğin kökü çok derinlerde.
AC Başkanı Kumpıl Murat, Haşuṡe Muhammed’e bir kutlama mesajı yollamıştı:
“Saygıdeğer Musa oğlu Muhammed! 80 yaşına ayak bastığın için seni kutluyorum! Gerçek ve doğruluk yolunda sevgili ülken, ulusun adına özveriyle çalışıyorsun ve belirlediğin yolda yürüyorsun. Çalışmalarınla zirvelere tırmanmış olan ve insanca özelliklerin ile örnek alınan birisin. Sözlerin oturaklı, çalışma tekniğin başarılıdır. Her alanda başarılı adımlar atmayı sürdürüyorsun. Kuzey Kafkasya ve tüm ülke çapında bu başarılarının izleri görülüyor. Ulusun tarihini, kültürel ve moral değerlerini koruyor ve savunuyorsun” Çözemeyeceğin bir sorun yok, alanında seninle rekabet edecek biri de yok; doğru konuşan biri olarak tanınıyorsun. Böyle biri olarak 24 yıl boyunca “Adıge psaĺe” (Adıge Sözü) gazetesinin genel yayın yönetmenliğini sürdürmeyi başardın.
– Üstesinden gelemeyeceğin bir sorun olmadığı gibi görüşlerin nedeniyle zarar gördüğün durumlar da olmadı mı? – diyerek Meşłeko Sait direkt bir soru sordu.
– Kimin karşısına çıkarsam çıkayım asla başımı eğmedim. Doğrusunu söylemem gerekirse, bana karşı çıkmaktan çekiniyorlardı. “Lafını etmezsen daha doğru olur” derlerdi benim için. DÇB Başkanının benim için söylemiş olduklarını da size aktarayım.
Muhammed, ilgili kitabı Neçepıce Zamire‘ye uzatıyor ve okutuyor:
“Haşuṡe Muhammed sıradan biri değil. Açık sözlülüğü herkesçe bilinir, insan emeğine değer verir, canı pahasına da olsa, inandığı değerleri savunur. Karşılaştığı olumsuzlukların eleştirilerini yapar. Yalana ve dolana kaçmaz. Kim ne derse desin, adı ve kendi zirvede olan biri”.
Haşuṡe Muhammed 30 Mart 1946’da Kabardey Sovyet Cumhuriyeti’nin Elbrus (Oşhamafe) rayonu Zeyiko köyünde doğdu. Kabartay-Balkar Devlet Üniversitesi’nden mezun oldu. Kabartay gazete ve dergilerinde sorumlu yazı işleri müdürü ve sekreter olarak çalıştı. Kabartay-Balkar Yayınevi müdürlüğünü de yaptı.![]()

Meşbaşe ishak ve Haşuṡe Muhammed
1990-1993 yılları arasında Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Parlamentosu’nda vekillik (deputat) yaptı. 2000 yılından bu yana Kabartay ulusunun “Adıge Xase” örgütü başkanı. 1997 – 2021 yılları arasında cumhuriyetin “Adıge psaĺe” gazetesinin genel yayın yönetmeni ve baş redaktörü idi.
2006 yılından bu yana DÇB (Dünya Çerkes Birliği) örgütü genel yönetim kurulu üyesi. Yıllarca DÇB Başkanı birinci yardımcılığı görevini yaptı. 2006 yılında Dünya Adıge Akademisi Başkan yardımcısı oldu. Akademik Adıge Ansiklopedisi Enstitüsü müdürü oldu. Enstitü, “Çerkesika” (Çerkes) denen ansiklopedi fasiküllerini yayımlıyor.
– Gazetede çalışmayı seviyorum. Canımı budaktan esirgemeden çalıştım. Gece saat 23.00-24.00’lere kadar ve en son kişi olarak ofisimden ayrılıyordum. Ünlü oyun yazarı Utıj Boris yanımda olurdu. Boris piyesler yazıyor, ben de gazete işleriyle uğraşıyordum.
– 24 yıl gazeteyi yönettin, bu süre içinde “Adıge psaĺe” gazetesinde ne gibi değişiklikler yaşandı? Ne gibi sorunlarla karşılaştın?
– Beni engelleyen olmazdı. Genel yayın müdürü olduğum sıralarda 25 ek yayın daha yaptık. Şogentsuk Ali’nin 100’üncü doğum yılı nedeniyle ilk ek yayını yayımladık. Ek yayın 32 sayfaydı.
Orada Rusça, Balkarca, en çok da Kabartayca yazılar yer almıştı. Bunun gibi ünlü kişilerimizin tanıtımı için 25 ek yayın daha yaptık. Birileri sorabilir, kendime ilişkin hiçbir şey yayınlamadım.
– 70 yaşına bastığında değil mi?
– Evet. Gazeteciler yazılar hazırladılar, yardımcım Haçemıhu Marine bunları onamıştı.
Bu tür gazete ek yayınlarını, sözgelişi Çışeko Alim, Nalo Ahmedhan, Nalo Zavur ve Meşbaşe İshak adlarına da yayımlamıştık. Meşbaşe İshak’ın 80 yaşına basmış olması nedeniyle yayımladığımız ek yayını olduğu gibi Adıgey’e götürüp kutlama sırasında dağıtmıştık.
Kabartay at cinsi, Mozdok Adıgeleri, Dünya edebiyatı klasiklerini içine alan ve tek klasik yazar olarak Türkiye’de yaşamış olan Hatko Vumar’a (Ömer Seyfettin‘e) ilişkin görkemli ekler yayımladık. Bitki ve taş adlarını derleyerek ve resimlerle süsleyerek ansiklopedik gazeteler yayınladık.
—
– Bu yayınlar için size ayrıca para ödeniyor muydu?
– Hayır, gazete yönetiminin kendi olanaklarıyla yayımlıyorduk bu şeyleri.
– Gazeteciliği sevdin ve meslek edindin, bu mesleğe nasıl adım attın?
– Köyümüz bir dağ köyü. Kolhoz arazileri köyün uzağındaydı ve köylülerimiz kolhozda çalışırlardı. 13 – 14 yaşlarındaydım, ilk yazdığım yazı mısır hasadı üzerineydi ve rayon gazetesinde yayımlanmıştı.
Okulu bitirdikten sonra devlet üniversitesi sınavına girmek için Moskova’ya gittim, İngilizceden 3 aldım ve kaybettim. Başvuru belgelerimi geri almak için gittiğimde, sınav komisyonu başkanı: “Belgelerini bize bırak. Senin gibi çalışan başka biri bu sınava gelmiş değil” dedi.
– Gazetelerde yayımlanmış 6 – 7 kadar yazıyı beraberimde götürmüştüm. Daha sonra Kabartay-Balkar Devlet Üniversitesi’ne kaydoldum. “Üniversite Yaşamı” adlı gazetenin idare merkezine uğradım. Rus subayı Aleksey Juravyev gazetenin redaktörü idi, onun redaktör yardımcısı olarak bir buçuk yıl çalıştım. Juravyev sağlık nedeniyle gazeteden ayrılırken yerine beni önerdi.
— Haşuṡe Muhammed – Rusya Yazarlar ve Gazeteciler Birliği üyesi, Dünya Adıge Bilimleri Akademisi’nde akademisyen. Rusya Federasyonu değerli emekçisi, Kabardey-Balkarya, Karaçay-Çerkesya ve Adıgey’in değerli gazetecisi. Adıge Memluklar üzerine çalışması Moskova, St.Petersburg, Kuzey Kafkasya, Orta Doğu, Türkiye ve başka ülkelerde yayımlanmış olan yayınlarda atıf yapılan bir kaynak.
Kendisine Abhazya’nın “Onur ve Övgü” (Намысымрэ Щытхъумрэ) madalyası verildi, Adıge Cumhuriyeti’nden “Adıgey’in Onuru” (Адыгеим и Щытхъузехь) adlı en büyük devlet ödülünü aldı, Sovyet Barış Fonu ve İmam Şamil adına konan fonların altın madalyaları kendisine verildi.
– Başkaca nerelerde çalıştın? – diyerek Meşłeko Sait bir soru yöneltti.
– “Adıgeler” (Adıgexer) adlı derginin kurucuları arasında yer aldım, derginin redaktörü Karmeko Hamid’in yardımcısıydım. Dört sayı yayımladık, parasızlık nedeniyle yayına son verdik. 1992’de “Çerkes Diasporası” (Черкесское зарубежье) adlı bir gazete yayınlamaya başladım. Gazete toplum tarafından ilgiyle karşılanmıştı. Dış ülkelerde yaşayan soydaşlarımızla yazışanlar arttı.
– Adıge diasporası ile ilk ilişki kuran kişi sen oldun.
– Şu noktayı da vurgulayayım, ilk Adıge yazarı Kaz-Cerıye Sultan’ın (Tümgeneral Sultan Kazı-Girey)
yaratıcılık yanını ilk keşfeden kişi ben oldum. Tarih-Filoloji Fakültesi öğrencileri bilim topluluğu başkanıydım. Hocam beni sık sık Tiflis, Krasnodar ve Moskova’ya yolluyordu. Arşivlerde çalışma olanağım vardı. Kaz-Cerıye’ye ilişkin ilginç belgelerle karşılaştım ve bu belgeleri 1966 yılında yayımladım.
yaratıcılık yanını ilk keşfeden kişi ben oldum. Tarih-Filoloji Fakültesi öğrencileri bilim topluluğu başkanıydım. Hocam beni sık sık Tiflis, Krasnodar ve Moskova’ya yolluyordu. Arşivlerde çalışma olanağım vardı. Kaz-Cerıye’ye ilişkin ilginç belgelerle karşılaştım ve bu belgeleri 1966 yılında yayımladım.
Ardından 1970 yılında yayımlanan kitaba Kaz-Cerıye yazısı da alındı. A. S. Puşkin’in yayımlamakta olduğu “Farsça Anektod” (Персидский анекдот) serisinin ilk ve ikinci sayılarında Kaz-Cerıye’nin yazıları yayımlanmıştı. Bunlar “Ajıtığuay [Ajitugay] Vadisi” (Долина Ажитугай) ve “İran Anektodu” adlarını taşıyorlardı. Bu yazılar Sultan Kırım-Cerıye’nin yaratıcılığını incelememe de yol açtı.
İlk dış ülkeye gidişim 1969 yılında oldu. Gençler için yayımlanan gazetenin başında Ç’ase Kemal (КIасэ Чэмал) bulunuyordu. Soydaşlarımızı ziyarete gideceğimiz duyulduğunda, soydaş Adıgeyli Adıgeler Meşbaşe İshak, Hadeğale Asker ve Şhapĺeko Hise’yi (İsa) de Kabardey-Balkarya’dan gidecek gezi heyetine almamızı istediler. O geziden beri Meşbaşe İshak ile kardeş gibi olduk.
– Bu ilk gezinizdi, dış ülkelerde yaşayan soydaşlarımızla karşılaştığında en çok şaşırdığın ve ilgini çeken şey ne oldu?

– İlk gittiğimiz ülkeler Suriye ve Lübnan oldu. Oralarda yaşayan soydaşlarla yazışıyordum ve geçmişleri konusunda bildiklerim vardı. Golan Tepelerinden kovulduklarını, Şam’a yerleştiklerini ve başka ülkelere göç edenler olduğunu biliyordum.
Yazıştığım birkaç kişi vardı ve bizleri karşıladılar. Suriye’deki kentleri gezdik ve oralardaki soydaşlarımızla tanıştık, kısa sürede kaynaştık. Her yerde konutlar evler yıkılmıştı, insanlar kıtlık/ darlık içindeydi. Ailelerin oturacak yerleri yoktu. Şam’da yaşayanlar akrabalarına ve dostlarına kümeler halinde sığınıyorlardı. 40 bin soydaşımız yerinden edilmişti, içlerinde bebekler ve yaşlılar da vardı.
Muhammed’in anlattıklarını dikkatle dinliyorduk. Ünlü gazetecinin dış ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın çektiği sıkıntılara tanık olduğunu anlamıştık.
– Vucuh (Vıcıhu) soyu ailesinden bir kadının Golan Tepelerinden ayrılmayı kabul etmediğini ve Golan’da kaldığını duymuştuk. Kadın Kuneytra’dan ayrılmayı kabul etmemişti. Arapların zapt ettiği o yerde sekiz yıl bir başına kaldı. Golan Tepeleri kurtarıldıktan sonra o yere gitme olanağım oldu.
Adıgey’de yaşayan Huaj Mıhamet Hayr bizimleydi ve gittiğimiz yer güvenli bir yer de değildi. Mıhamet Golan Tepelerindeki Adıge köylerinden birinde doğmuştu. Adıgelerin başından çok şey geçti ve çok çileler çektiler, anayurttan isteksizce ayrılmış olmaları dışında, birkaç kez daha yer değiştirmek zorunda kalmışlardı.
Rusya Emek Kahramanı, Adıge, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes cumhuriyetleri ve Abhazya ulusal yazarı Meşbaşe İshak’ın Haşuṡe Muhammed’e ilişkin yazdığı parçadan bir alıntı sunayım:
“Haşuṡe Muhammed yeryüzü insanlarının karşılaştıkları zorluklar nedeniyle üzüntü içinde. Sivil insanlar yanlısı yazılar yazıyor, kitaplar yayımlıyor. Bunlar gençlerin eğitimi açısında yararlı olacak yayınlar. Barış ve sevgi dolu anılarla Muhammed ulusları birbirine yaklaştırıyor ve dost yapıyor. Bilgi donanımı, yeteneği, doğruluğu ve dürüstlüğü ile, insanın kendi ulusu için yaptığı hizmetler, o kişinin nasıl bir kişi olduğunu kanıtlar. Ulus ve devlet için de bu böyle. Haşuṡe Muhammed büyük ülkesi için çalışan biri”.
Rusya Bilimler Akademisi ve Dünya Adıge Akademisi akademisyeni Şevgen Ashad:
“Dış ülkelerde yaşayan soydaşlarımızla ilk ilişki kuran ve yazışma yapan kişi, herkesçe bilindiği gibi, Musabıy oğlu Muhammed’dir. Soydaşlara yönelik Haşuṡe’nin yayınladığı yazılar herkes için bir rehber oldu.Haşuṡe, Adıge tarihine ve kültürüne ilişkin çok sayıda yazı yazdı ve kitaplar yayımladı. Bilimsel yayınlarda bu yazı ve yayınlardan sık sık alıntılar yapılıyor. Gençlerin gelenek ve göreneklere uygun yetiştirilmeleri, ülkeyi-devleti seven kişiler olmaları, tarihle tanıştırılmaları için bu yayınlar yararlı olacaktır”.
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti ulusal yazarı Mottoyeva Svetlan:
“Kendi değilse, kim? – bu soruyu Haşuṡe Muhammed’in birçok kez kendisine sorduğu olmuştur. Bugün de aynı ölçütlere uygun olarak, o, yaşamını sürdürüyordur. Görüşmelerimizden sonra birçok kez duygulandığım anlar olmuştur: “Ey Ulu Tanrım, mensubu olduğum Balkar ulusundan keşke bir Muhammed çıksaydı!”. Soydaşlarım bağışlasınlar beni,Haşuṡe yeryüzünü dolaşmaya çıktığında, o bizim gibi Sovyetlerden nemalanmış varlıklı biri de değildi.
Benzer İçerikler
Ama o – Haşuṡe Muhammed, Adıgelere Adıgeleri tanıtmak, dış ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın yaşam düzeylerini bize göstermek ve öykülerini anlatmak için onların yaşadığı kentleri ve köyleri dolaşıyordu… Bir işe başladığında, o işi hemen aynı gün bitirmeden duramazdı”.
—
– Dış ülkelerdeki soydaşlarla Kafkasya’dakilerin farklı ve ortak yanları nelerdir?
– Ulus bir. Gelenek ve Anayurt sevgisi bizi birbirimize bağlıyor, ama bunları farklı algılıyoruz. Bugün Türkiye’de 7,5 milyon Adıge yaşıyor. İçlerinde anadilini bilen sayısı 500 bin deniyor. Çoğunluk Türkçe konuşuyor. Biraz didiklediğinizde: “Atalarımız, ninelerimiz Adıge idiler, ama bizler onlara yetişemedik”, – gibisine yanıtlar veriyorlar.
Ama anayurt (Kafkasya) sevgileri canlı, sıcak, severek anayurda geliyorlar. Dış ülkelerden gelmiş 150 kadar soydaş öğrenci Nalçik’te okuyor. Anadilini bilmeden geliyor, Rusça öğrenmiş ve Adıgece öğrenememiş olarak geri dönüyorlar, bu duruma üzüldüğü Muhammed’in sözlerinden anlaşılıyordu.
– İsrail’deki iki Adıge köyü, Kfar-Kama ile Rihaniye anadilini öğrenme bakımından örnek önemde köyler. Ürdün’e gittiğimizde Kıral oğlu Hamza adını taşıyan Amman’daki okula bizi götürmüşlerdi. Kızın Dane ile orada tanışmıştık, o sıralar okulun Adıgece öğretmeni idi.
– İlk eşim Neğur Nansi – Dane’in annesi, Ürdünlü idi. Ama kökleri Adıgey’e dayanıyordu. Büyükbabası sizin taraflardandı. Büyüdüğünde, Dane Ürdün’e, annesinin yanına gitmek istediğini söyledi, ben de engel olmadım. Genç yaşta aramızdan ayrıldı, – Muhammed’in üzüntüsü gözlerinden anlaşılıyordu.
– Tanrı onu cennetine kabul etsin, – diyerek nahıja (büyüğe) başsağlığı dileğinde bulunduk, yeniden söyleşiye başladık. – Muhammed, sen çok sayıda kitap yayımladın, gazetecilik ve yayıncılık senin için aynı mı, farklı şey mi?
– Gazetecilik mesleğim, gazeteyi çok seviyorum. Bu da biliyor, – diyerek eliyle Zamire’yi işaret etti, – her sayıyı onunla hazırlıyordum. Sayfa düzenini beğenmediğimde, o işi kendim yapıyordum.
– Zamire şimdiye değin sana “thamate” (başkan, nahıj) dedi, – diyerek Sait söze karıştı, Muhammed’in bundan memnun olduğu anlaşılıyordu.
– Redaksiyon (düzelti) işinde çalışanlar beni genellikle öyle çağırıyorlardı, – Muhammed bizi güldürdü.
Sıcak ve içtenlikli söyleşi hepimizi sevindiriyordu. Nahıj’ın/ büyüğün gözüne bakıyor ve onu dikkatle dinliyorduk, kendisi de içini bize açmış ve güven içinde bizimle konuşuyordu.
Zamire bizim için kahve hazırladı. Şaşırdığım şey, 80 yaşında olmasına karşın Haşuse, 96 yaşındaki Meşbaşe gibi, yaşlarına aldırmadan kahve içiyorlardı, maşallah diyelim.
– Muhammed çok sayıda gazeteciyi eğittin, Zamire gibi gurur duyduğun çok kişi var mı aralarında? İsim verebilir misin?
– Zamire en başta, Thaşemıš İze, her ikisi aynı yıl Adıgey’in değerli gazetecileri oldular, İstepan Zaline gazetenin kültür bölümü redaktörü, “Oşhamafe” (Oşhamaho) dergisinin de sorumlu sekreterleri. Beğatır Luvize, Guğot Zareme, Tabış Murat ve diğerlerinin adlarını sayabilirim.
Benden sonra gazeteye alınanlar da var. 1997 yılına değin Rusça yazıyordum, ardından “cepheye katıldım”, – Muhammed gülümsüyor. – Adıge psale”de Kabartayca yazmaya başladım.
– “Adıgey” dendiğinde ilk elde ne ve kimler aklına geliyor? – diye Sait yeniden sordu.
– Her şeyden önce arkadaşlarım aklıma geliyor – Meşbaşe İshak, Murete Çepay, Kuyeko Asfar diyebilirim. Branţe Kazbek sizin iş arkadaşınız. Hunego Reşid de arkadaşımdı. Thabısım Vumar ile birlikte şarkı söylemeye bayılırdım.
—
– Adıgey’in yöreleri içinde en beğendiğin yer neresi?
– Hacıko yerleşimi (Kamennomostskiy), Adıgey dağları, Mıyekope rayonu, Koşhable ve Blaşepsıne köyleri... diye saymaya başlıyor Muhammed. – Adıge yerleşimlerinin tarihlerine ilişkin 48 gazete eki yayımladık.
Koşhable ve Blaşepsıne’ye ilişkin olanlar da içlerinde. Blaşepsıne köyü imamı (yefendi) sülalemden ve adaşımdı – Haşuṡe Muhammed. Her aileye birer gazete eki dağıtmıştım. Bu işi ben başlatmıştım, ama işi başkalarıyla birlikte yürüttük.
Adıgey’den Kuyeko Asfar ile Paţeko Aslan bize yardımcı oldular. Karaçay- Çerkesya’da da iki köye ilişkin gazete eki çıkardık.
– Başardığın en büyük ve en zor proje hangisi? – diye sordu Sait.
– Ben bir diplomatım, ikna yeteneğim vardır. Zamire ile birlikte Orta Doğu ülkelerini geziyorduk. Türkiye ve İsrail’e gitmiştik. Ardından İsrail’deki Adıge köylerine ilişkin ansiklopedik yazılar Zamire tarafından hazırlandı ve gazete eki olarak yayımladık.
İsrail Adıgelerinin bir benzerinin dünyada bulunmadığını hep söylerim, onlar ölçüsünde dil ve geleneğini koruyan ve onları alt edecek olan başka bir topluluk yoktur. Çocuklarına daha bebekken anadilini öğretiyorlar, cadde ve sokaklarının bile adları Adıgece: Abzah, Bjeduğ, Kabartay, Şapsığ gibi… Köylerinde kaldım, onların bir benzeri yeryüzünde yoktur. Bunun gibi, Adıge tarihinde yer almış ve yaşamakta olan ünlü soydaşlarımızı da tanıttım.
“Adıgeler Yeryüzünün En Eski Uluslarından Biridir” (Адыги – один из древнейших народов мира) adlı kitabı yayımladık. Memluklardan, Hattilerden (хьатхэм) başlayarak geçmiş yüzyıllara uzanan – 2000 kadar ünlü soydaşımızın adı kitapta yer aldı. Şu portre (resim) bana ait, – Haşuṡe duvarda asılı Ayşet resmini eliyle işaret etti, – Meşbaşe İshak’ın “Kontes Aissé” (Графиня Аиссе) için çizdiğim bu portre, romanının (1) kapak resmi yapıldı, roman Rusça ve Adıgece olarak yayımlandı. İkinci resim ilk Rus generalissimosu (mareşal üstü general) olan Mihail Çerkesskiy’e ait.
– Bu günlerde Orta Doğu’da yaşanan olayları nasıl değerlendiriyorsun?
– Uzunca bir süreden beri çatışmalar oluyor. İş büyük bir karşılaşmaya dönüştü. En üzücü olan şey çatışan ülkelerde Adıgelerin de yaşamakta olmaları. Buna üzülmemek elde değil, durumu sizler de görüyorsunuz. İsrail Adıgelerine ilişkin bir kitap yayınlamıştım. Şimdi de Kayseri’de, Türkiye’de yaşayan soydaşlarımıza ilişkin bir kitap daha yazmayı düşünüyorum.
– DÇB Başkanı birinci yardımcısı idiniz. Neler yaptınız?
– DÇB büyük bir konu. DÇB programı geniş, ama uygulanması zor bir program. Beklentilerimden çok farklı bir durumla karşılaştım.
– Sözgelimi, DÇB anadilini koruma sorununun başta gelen sorunlardan biri olduğunu söylüyor. Adıge dilinin korunması ve geliştirilmesi konusunda ne düşünüyorsun?
– Dilimizin durumu iyiye gitmiyor. Anadilini yaşatmak için Kabartay-Balkar Cumhuriyeti Anayasası’nın uygulamaya konması gerekiyor. Devlet kurumlarının ve işyerlerinin tabela yazıları Rusça. Kişiler anadilinde konuşmadığı ve yazmadığı, işler Rusça üzerinden yürütülmeye devam edildiği sürece hangi dili koruyabiliriz? Benim için düzenlenen kutlama gününde, toplantının yapıldığı okulun müdürü Rusça konuşmaya başladı, hemen atıldım, “Adıgece konuşsan” dedim. Müdür kendine geldi ve Adıgece konuşmaya başladı. Rayon başkanlarının, cumhuriyetler liderlerinin anadillerini bilmeleri zorunlu olmalı (2). Anadilini bilmeyenlere resmi görev (memuriyet) verilmesi doğru olmaz. Böylesine kurallar kabul edilip uygulamaya konduğunda, anadili koruma altına alınmış olur.
– Yıllardan beri Adıge Xase Başkanısınız. En çok hangi konuya önem veriyorsunuz?
– “Dilim, benim canım, benim dünyam” (Си бзэ, си псэ, си дуней) dediğimiz yarışmaları sürdürüyoruz. “Adıge Kızı” (Адыгэ пшъашъэм) yarışmasını da sürdürüyoruz. Kültür, tarih ve eğitim konulu projelerimiz var. Gençlere iyi bir tarih bilgisi kazandırılmalı. Minin ve Pojarskiy (3) anıtlarının yanında Kanşav – Dmitriy Çerkasskiy’in (4) anıtı da devlet merkezinde dikilmiş olmalıydı, bu benim kişisel düşüncem. Çerkasskiy Rus ordusu komutanı, mareşal üstü generalissomo idi. Polonyalıları Rusya’dan kovan kişi. Devletin kuruluşuna katkılarını sunan gurur verici kişilerimiz var. Bunları bizden sonraki kuşaklara öğretmeliyiz.
Adıgey okulları için yayımlanan “Adıge Geleneği” (Адыгэ хабз) adlı kitap gibi bir kitabın da Kabardey-Balkarya’da yayımlanması için Kabartay-Balkar Cumhuriyeti Adıge Xase örgütü olarak, DÇB Başkanı Sehureko Havti ve Kabartay-Balkar Cumhuriyeti üst düzey devlet kuruluşları yetkililerine başvuruda bulunduk. Adıgey gibi, Kabartay-Balkar Cumhuriyeti ortaokullarında da “Adıge geleneği” kitabının okutulması yönlü bir istek var.
– Muhammed, işi daima önde tutuyorsun, peki yaşamında ailenin yeri nedir?
– Dostlarım bana destek çıkıyorlar. Çok sayıda değiller, ama içtenlikli kişiler. Türkiye, Ürdün ve Suriye’de yaşayan birçok soydaşımıza yardımcı oluyorum. Evdeki ev sahibesi de beni çalıştırıyor (Muhammed gülüyor, Roze diye adını anmadan bize anlatıyor). Şu an üzerinde çalışmakta olduğum kitap 900 sayfa olacak ve 1500 resim içerecek, tirajı da1000 olacak. İş beni yormaz, severek çalışırım. İlk 500 tiraj 30 Mart tarihinde yayımlanacak. Adıge Ulusunun Tarihi ile ilgili çalışmalarım o kitapta yer alacak.
– Kendini mutlu biri olarak görüyor musun?
– Evet, şanslı biriyim. Güzel bir yaşa ulaştım. Ulusum için çalışıyorum. Ama yurt dışında yaşayan soydaşların resimlerini içeren büyük bir albüm yayımlama fırsatım olmadı. Albümü hazırladım. “Yüzyıllar Boyunca Kahkaha: Büyük İnsanların Yaşamında Güldürü” (Смех сквозь столетия. Юмор в жизни великих людей) adlı bu kitap için 33 yıl çalıştım. Adıge işlerinin peşinde koşarken kitabı tamamlamaya vaktim olmadı. Haşuṡe sülalesi adına da bir kitap yayımlamak istiyorum.
Belirtmek isterim, Haşuṡe Muhammed’in küçük kızı Laśe “KBC – Medya” kurumunda çalışıyor ve Nalçik’te yaşıyor. Muhammed’in kızından üç torunu var – İdar, İnal ve Sana. Onların idolü, örnek aldıkları kişi de, büyükbabaları.
– Soy sop ve sülale adlarına ilişkin yaptığın şakaları duyduk, – diyerek Muhammed’in yanıtını merakla bekledik.
– Evet, Ha (köpek) dediklerinde eski Adıgeler “insan”ı anlıyorlardı. “Haç’e” (ХьакIэ) dediğimizde de köpek değil, bir insanı, konuk olarak gelmiş olan bir kişiyi anlıyorduk – sözcüğün gerçek anlamı bu. Biz Ŝevemaf (Шъэомаф) ailesinden (sülalesinden) geliyoruz. Sülalemiz Oşhamafe eteklerinde/önlerinde bir yerde oturuyordu, oradan ayrılıp ‘İslameye’ beldesine taşındık. Hatokşekopşı’ya (Hatokşoko köy beyine) haber verildiğinde, bey, nahıjlarımıza dönüp bizi oraya yerleştirdi. Burası yol boyu uzayan en uzun köylerden biriydi, 16 km uzunluğundaydı, bugün bu büyük köyde 13 bin kişi yaşıyor. 12 mahalleye ayrılıyordu: Kazanokuay, Alecıko, Şevgenhabl, Hatahşeko (ХьэтIэхъушъэкъо) vb. Sülâleden (ЛIакъо) bir kadının eşi Kafkas Savaşı sırasında ölmüş ve kadın bir oğlan çocuğu ile dul kalmışı. Adı Haşuṡe (5) idi. Kadın yeniden evlendi, ama girdiği yeni aile çocuğa kendı sülale adını vermeyi reddetti, kadın da ölen eşinin adını söylemedi (6) ve Haşuṡe soyadı oğlan çocuğunun üzerinde kaldı. Olay 1793 yılında yaşandı. Babam Musabıy’a gelinceye değin arada altı kuşak gelip geçti. Zeyıko’da şimdi 10 aile olduk. Aile olarak biz beş kız kardeş ve bir erkek kardeş oluyoruz, o erkek kardeş benim ve en büyükleri oluyorum. Sülale öykümüz böyle, ama yazmaya elim varmıyor, önceliği Adıge işlerine ayırıyorum, – diyerek işi bağladı Haşuṡe Muhammed.
– Tanrı sana sağlıklı ve uzun bir yaşam bağışlasın, tüm arzu ve isteklerin gerçekleşsin! – diye nahıjı hayırladık.
Ardından Muhammed kendisine ilişkin yazılan bazı yazıları şaka kabilinden bize okudu, doğru sözleri ile, ne denli dinlesen de bıkmayacağın görkemli bir kişidir o. Neçepıce Zamire son olarak bir soru sordu: “Peki en yakın dostun kim, Meşbaşe İshak mı, Şevcen Ashad mı? – diyerek.
–
Haşuse gözleriyle gülümseyerek yanıt verdi: “Meşbaşe’yi babam gibi görüyorum!” – diyerek Muhammed, ulus olarak gölgesinde barındığımız değerli büyüğümüzü, nahıjı, Meşbaşe’yi işaret etti.
Kuşkusuz bu büyük bir mutluluk kaynağıdır.
Not:
(1) – Meşbaşe İshak’ın Adıge asıllı klasik Fransız yazarı “Kontes Aissé” (Графиня Аиссе) ya da Adıgece “Ayşet” adıyla yazdığı romanı Türkçeye çevirmiş bulunuyorum. Son düzeltmelerini tamamladıktan sonra, Romanı bu yaz K’eraşe Tembot‘un yayına hazır “Mutluluk Yolu” (Nasıpım yığogu) romanı ile birlikte yayımlamayı umuyorum , – hcy
(2) – İspanya’nın Bask Özerk Bölgesi‘nde, genel nüfusun 1/3 gibi bir azınlığının (yaklaşık 750 bin kişinin) konuştuğu Baskçayı bilmeyen biri, yasa gereği devlet memuru olamaz, avukatlık gibi serbest meslekler için de ruhsat alamaz, – hcy
(3) Minin ve Pojarskiy, Rusya’nın genişleme sürecine katkıları olan Rus komutanlar, – hcy
(4) – Kanşav – Dmitriy Çerkasskiy, Kabardey büyük bey (pşışxo) ailesinden büyük bir Rus generali. Pşı soyundan olanların resmi statüleri vardı. Rus ordusunda subay olmak, ata binmek, çizme giymek ve silah taşımak için bey (pşı, kinyaz) sınıfından olmak gerekiyordu. Bunun için vaftiz olmak, kilise defterine yazılmak, Hıristiyan diye yazılmak ve haç takmak şarttı, – hcy
(5) – “Haşuṡe”nin (ХьашIуцIэ) sözlük anlamı “Kara köpek”. İsim yadırganmamalı. Sanırım en çok Kabartaylarda kadınlara, kız v erkek çocuklarına hayvan adları takılıyordu. Kabartay köyünde lise öğrencisi kız çocuğunu babası Türkçe “Sıpa” (Eşek yavrusu) diye çağırdı, sıpa denmesinin, yadırganmadığını, o takma adın geleneğe uygun düştüğünü gördüm. Demek ki bu gelenek halen yaşıyor. Kendi köyümde Vubıh ve Abzah aileler başta erkek ve kız çocuklara benzeri hayvan adları (Hatuh, Hanuh, Haçuh, Habıţ, Haşaş, vs) takılıyordu; hayvan adı ya da eki taşıyan çok sayıda sülale adı da bulunuyor. Gelenek öyle, bunlar normal karşılanan isimler, örneğin, Düzce’nin sevilen ve tanınan iki eski muhabbetçi ve düğüncüsünden birinin takma adı “Hajko Cemal” (Köpek oğlu Cemal), diğerinin “Şhanıko Aziz” (Yarım kafa Aziz) idi; yerme ve kötüleme amaçlı, özellikle Abzahlar arasında “Hanıbem kizığ” (köpek karnından düşmüş, köpek dölü) gibi çirkinlik içeren deyimler de kullanılırdı, – hcy
(6) – Eski Adıge kadınları, gelenek gereği eşlerinin adlarını söylemez, eşini adıyla çağırmazdı, erkekler de eşlerini adlarıyla çağırmazlardı, “hey, evdeki; Kovkıların kızı – Kovk’aphu” gibi sözcüklerle eşlerine seslenirlerdi. Aksine bir davranış görgüsüzlük, kabalık, topluma karşı saygısızlık ve ayıp sayılırdı, – hcy
Tev Zamir, Meşłeko Sait.
Adıge Mak (Adıge Sesi), 30 Mart 2026
https://adygvoice.ru/single_v2.php?post_id=182761