Rusya’da yöreler ve diller sorunu – 1-2

şunu diyen bir yazı 'ស្ក ВкОШ МАТЕМАТИКА ВСЕРОССИЙСКАЯ ОЛИМПИАДА гльников БАНК AUL C СБЕР упвальты ЦЕНТРАЛЬНЫй УНИВЕРСИТЕТ X5 Tech x 2026大.月 /04 /04/2026 2026 ОЧИТЕЛЬНЫ' görseli olabilir
Rusya bilgi yarışmasına katılan Adıgeyli öğrenciler
 .
Bu son 3-4 yıl içinde Rus ve Adıge gençleri arasında bir yakınlaşma doğmuş bulunuyor. Spor ve sanat gençleri yakınlaştırıyor. Daha önce Rus kendini üstün ve diğer Rusya yurttaşlarını ise ikinci sınıf insan olarak görüyordu.
Yönetim de el altından bu ırkçı görüşü destekliyordu. Rus varlıklı ve modern kişi, Kafkasyalı, vb ise yoksul, geri ve çaresiz (düşkün) kimselerdi. Ama her nasılsa Lenin o insanlara özerklikler verme hatasını işlemişti.
Bu sakat politik görüş etkisindeki Rus öğrenci için Rusça değerli, diğer diller değersiz, öğrenilmeye, üzerinde durmaya değmeyecek basit ve ilkel dillerdi. Kuşkusuz bu bir sömürgeci zihniyeti ve politikası idi.
Sovyetler, bir yönüyle bu politikanın tipik bir örneğine dönüşmüştü ve yıkılıp gitti.
Şimdi olumlu işaretler alıyoruz. Rusya Federasyonu’nda Rusça dışı diller cumhuriyetler okullarında resmi dil statüsünde haftada 1 – 1,5 ders saati okutulabiliyor. Dikkat edin, Rusça dışı diller okutuluyor değil okutulabiliyor. Ayrıca, ek olarak anadili ve edebiyat dersleri de var, haftada 1 – 1,5 saat. Böylece anadilinde derslerin toplam süresi, haftada 3 saate kadar yükselebiliyor. Yetersizdir elbette.
Rusya Federasyonu’nun genel resmi dili Rusça. Ek olarak cumhuriyetler kendi dillerini de, kendi yöreleri ile sınırlı olarak resmi dil yapabiliyorlar. Yapmayabilirler de, Karelya Cumhuriyeti gibi. Bu diller Rusça ile birlikte kendi yörelerinde resmi dil iseler de, Rusça gibi her yerde değil, sınırlı alanlarda kullanılırlar.
2018 yılında yayımlanan bir federal yasa ile Rus olmayan öğrencilere kendi anadillerini öğrenmeme hakkı tanındı. Gerekçesi, yüksek okul sınavlarının Rusça yapılıyor olması ve öğrencilerin fırsat eşitliğinden yoksun bırakılmaması – Образование_на_языках_народов_России.
Oysa küreselleşme ortamında küçük diller kösteklenmeye değil, desteklenmeye muhtaç. Aksi takdirde biterler.
Yüksek okullarda azınlıktan öğrencilere kota tanınır, sorun biter.
Rusya’da, her biri 50 binden az nüfuslu ve tanınmış 47 kadar küçük yerli ulus (azınlık) var. Şapsığlar da bunlardan biri. Ancak Şapsığların bu resmi, “küçük yerli ulus” statüsünün kaldırılmasını isteyenler de var.
Küçük ulusların bazılarının dilleri, konuşuldukları yörelerde resmi dil olarak tanınabiliyor (Abazince ve bazı Dağıstan dilleri, okrug, ulusal rayon dilleri, vs gibi).
Az nüfuslu dillerde yayın ve eğitim de var. Abazince gazete Çerkessk kentinde haftada iki gün, resmi olmayan “Şapsugiya” (Şapsığ diyarı) gazetesi de Soçi’de ayda iki kez yayımlanıyor. Sibirya’daki Altay Kray’ının Alman ulusal rayonu ile Omsk Oblastı’na bağlı Alman ulusal rayonu’nda (Der Deutsche Nationalrajon Asowo) Almanca resmi dildir ve 2000 tirajlı haftalık “Ihre Zeitung” (Gazeteniz) gazetesi Almanca olarak yayımlanıyor.
Bu anlamda Rusya, biçimsel anlamda fena sayılmayan örneklerden biri. Ancak bunun altının doldurulması ve ona bir içerik kazandırılması da gerekiyor.
Rus nüfus sayımları da tam güvenilir değil; Şapsığ örneğinde de görüldüğü gibi. Şapsığ etnik nüfusunun bir bölümü, nüfus sayımlarında, yöre (Şapsığ yöresi) dışına taşınıyor, başka yöreler hanelerine ekleniyor, örneğin Soçi’den yüzlerce km uzaktaki yerlerin nüfuslarına eklenebiliyor.
Sonuç olarak Şapsığların 10 bin üzeri olan nüfusu bu gibi yollarla 1,914 gibi küçük bir köy nüfusuna indirilebiliyor ve Sibirya halklarına dendiği gibi “az sayıdasınız” denilerek toprakları ve eski hakları geri verilmiyor.

Politik ve hukuki iyileşmeler

Adıgey’de resmi ya da anadili statülerinde Adıgece ders veren 900 üzeri öğretmen var. 100 bini Adıge, toplamda 500 bin nüfus için bu sayı, çok değerlidir. Geleceğe yönelik bir umut yaratıyor. Türkiye’deki durumun çok çok üzerinde; 12 Mart 1971’in General Memduh Tağmaç faşizmine göre paha biçilemez değerde.
Başkent Maykop’ta devlet korumasında olan ve Adıgeceyi savunan bir “Proje Ofis” de var. Bazı ortaokullarda, örneğin Cumhuriyet Gimnazyası’nda (ortaokul) Adıgece öğretim destekleniyor ve bazı pilot ortaokul öğrencilerinin de Adıgece konuşmaya başladığı söyleniyor.
Ama köy okulları ile diğer sıradan okullarda durum pek iyi değil. Köy okullarında öğrenci azalması var, köyler boşalıyor. Köy okulları yerine, taşımalı eğitim önem kazanmış; sonuç olarak, Adıge öğrenci Rusça eğitim veren başka bir okula götürülmüş oluyor. Adıgey’de okulların bir bölümünde henüz cumhuriyet dilinde (Adıgece) öğretime geçilmiş değil, öğretmen açığı ve parasızlık olmalı.
Oysa cumhuriyet dili Adıgece ilk ve ortaokullarda zorunlu ders statüsünde okutulabiliyor. Kapanmamış köy okulları ise şimdilik eski statüyü koruyor ve Adıgece daha ağırlıklı olarak öğretiliyor.
İstenirse, elbette başarılı ve kaliteli bir eğitim de verilebilir. O halde sorun bir devlet, kadro ve para sorunu.
Bunu anlamak gerekiyor.
“Adıge Mak” (Adıge Sesi) gazetesi için iyi Adıgece bilen bir kadro yetiştiriliyormuş. Güzel. Yarı resmi bu gazete için buna gereksinim duyuluyor. Ya diğerleri, diğer alanlar?..
“Bir çiçekle bahar olmaz”, ama bir çiçekle bahar başlar demişler.
Çocuk yuvalarında, kreşlerde Adıgeceye önem verilmeye başlanmış. Bu da güzel bir başlangıç.
Eskiden Rusça az biliniyor ve bu gibi nedenlerle Rusça öğrenime ağırlık veriliyordu. Adıgelerin ve küçük toplulukların dış dünya ile köprü kurmak için bir aracı dile, Rusçaya gereksinimi vardı. Televizyon, internet yayını ve birçok köyde elektrik bile yoktu.

Bazı Adıge anneler, “Bu oğulcuğum (mı sivnuk ṡıqur) bir harika, okumuş olarak (Rusça konuşuyor olarak) doğmuş” (Mı sivnuk ṡıqur ğešeğonı, yecağev [vırısıbze yıšev] kehuğ) diye övünüyorlardı.
Bir dilbilimi profesörümüz bile “Rusça bize lazım” diyordu ciddi ciddi 2010’larda…
Şimdi durum değişti, şimdi anadili bilinmiyor ya da bilenlerin çoğu anadilini konuşmuyor, Türkiye’de de olduğu gibi; Kafkasya’da herkes artık Rusça biliyor ve çoğu Adıge, çocuğu ile Rusça konuşuyor, anadiline ise önem vermiyor ve anadili ölüme terk ediliyor.
Rusça ve Türkçe konuşmak ‘kibarlık’ sayılıyor… Kırgızistan’da da öyleymiş…
Adıgeceyi 2021’de 114 bin Adıge’nin içinden resmi anlamda 86 bin kişi (% 75) biliyordu. 28 bin kayıp. Maalesef Kabartaycayı ve diğer dilleri bilenler de azaldı ve azalmaya devam ediyor. Kabartay-Çerkes dilini konuşanlar 450 bine; Abazinceyi konuşanlar 30 bine; Karaçay-Balkar dilini konuşanlar da 274 bine düşmüş – Языки_России. Sibirya dillerinin çoğu zaten can çekişiyor. Teneşire yatırılmış çok sayıda küçük dil var.
Sistem değişmiş değil, devam ediyor, sadece kısmi bir iyileşme var, ama cüz’i ölçekte.
Şu sıralar, sadece Adıgey’de değil, her yerde ortalığı Rusça televizyon ve internet ağları sarmış durumda. Her şey ve her yer Rusça. Adıgece nadir duyulan seslerden. “Hadrıxeden” (Ölüler diyarından) ara ara ‘gelen ve duyulan’ bir ‘ses’ gibi. Tabii durum Türkiye’de, Ankara ve Düzce’de, vb gibi yerlerde olduğu kadar da kötü değil.
Bakanlık rakamlarına göre, Türkiye’de “2024-2025 eğitim-öğretim yılında 219 okulda 30 bin 862 öğrenci Kurmanci, 38 okulda 4 bin 554 öğrenci Zazaki, 3 okulda 39 öğrenci Lazca, 10 okulda 401 öğrenci ise Adıgece dersini seçmiştir” (Özdemir İnce, “Anadilde öğretim maval”, Cumhuriyet Gazetesi, 28.04.2026). Tablo böyle.

Her şeye karşın Biga ve bazı Samsun ilçeleri gibi kıyıda köşede kalmış Adıgece konuşulan tek tük değerli yörelerimiz de bulunabilir. Diğerlerinin çoğu dökülmüş ve Ĺepokoj olup çıkmış (Türkleşmiş).

Eskiden Adıgey’de ve her yerde azınlık dili dersi öğretmeni korka korka haftada bir saate indirilmiş olan anadilinde ders veriyordu. Ağzından Adıgeceyi ya da Adıgeleri övücü bir sözcük düşmesin diye titriyor, Rusçu amirlerin hışmından fena halde ürküyordu. O denli bir baskı vardı.
Kısacık Gorbaçov döneminde (1985 – 1991) ilkokulda, 1 – 4 sınıflarda anadili eğitimine dönüş yapıldı, ortaokul ve lisede de anadilinde ders saatleri artırılmıştı. Ancak saman alevi gibi parlayıp söndü.
Hemen kısıtlamaya gidildi ve bugünkü berbat durum ortaya çıktı.

Bir anı: Ekim 1962’de İstanbul’da burslu öğrenci olarak Üniversite eğitimine başladım. İstiklal Caddesinde, okul dönüşü, temiz, güzel giyimli ve Rumca konuşan ilk ve ortaokul kız öğrencilerini görüyordum, İstanbul’a renk ve güzellik katıyorlardı. Kıbrıs sorununu bahane eden yağmacılar ve en son olarak da Türkçü Başbakan İsmet İnönü bu son gelincik tarlasını hoyratça biçip geçti ve çiğnedi. Aile başına 30’ar dolar vererek hepsini Yunanistan’a postaladı. Todor Jivkov faşisti bile postaladığı Bulgar Macirlerine (Türklere) 100’er dolar veriyordu…

Şu son dönemde Rus öğrenciler arasında Adıgeceyi öğrenmek isteyenler ve spor yarışmalarında Adıge bayrağı ile objektiflere poz verenler görülmeye başladı. Korku duvarları aşılıyor mu, ne? Rus öğrenci, ırkçı baskılardan korkuyor ve kendisini başka ulus öğrencilerinden ayrı tutuyordu. Şimdi sevindirici bir gelişme var. Devam etmeli.
Irkçı barajlar yıkılıyor diyebilir miyiz? Henüz erken. Ama geleceğe umutla bakabiliriz.
Katkıları nedeniyle Kumpıl Murat’ı ve diğer cumhuriyet yetkililerini kutlamak gerekiyor.
Spor ve sanat, geçmişin ırkçı ve dinci tortularını temizliyor, pislikleri temelinden alıp götürüyor olmalı.

Not: 

II
Diller ve kullanım
Federal yasa ve mevzuata göre Rusça Rusya Federasyonu tamamında geçerli olan resmi dildir. Rusça yanında cumhuriyetler de kendi dillerini Rusça ile birlikte resmi dil olarak kullanabiliyorlar. Ayrıca illerde konuşulan diller de bazı resmi dil olanaklarından yararlanırlar.
Federal yasalar Rusça yayımlanır. Gerekli görülürse diğer dillere de çevrilebilir.
Cumhuriyetlerin yasa, tüzük ve kararnameleri Rusça yayımlanır, cumhuriyetler bunları kendi dillerinde de yayımlayabiliyorlar. Ancak Rusça yayın zorunlu, diğer diller de yayın zorunlu değildir.
Kabartay gazeteci Sayın Haşuṡe Muhammed tabela ve yol işaretlerinin Rusça olduğunu söylüyor, ancak bu zorunlu değil, yönetim ve belediyeler isterlerse Kabartayca ve Balkarcayı da Rusça yazının yanına ekleyebilirler. Karaçay-Çerkes’te 5 resmi dil var, sanırım fazladan bir yük (külfet) sayılıp bundan kaçınılıyor olabilir – bk. “Ünlü Gazeteci ve Yazar Haşuṡe Muhammed 80 Yaşında…”.
Sayın Haşuṡe, “Anadilini bilmeyenlere resmi görev (memuriyet) verilmesi doğru olmaz” diyor. Ancak buna yerel cumhuriyetler karar veremezler. Bunun için RF Anayasasının ve yasal mevzuatın değiştirilmesi gerekir.
RF yasal mevzuatı birçok yerde ve birçok kez RF’deki dillerin eşit olduğunu belirtiyorsa da, gerçek anlamda eşitlik yoktur.
Cumhuriyetler yönetimlerinin yapabileceği şey, işe alımlarda Rusça yanında diğer dilleri bilenleri tercih etmek olabilir. Cumhuriyetler, özerk okrug ve ulusal rayonlar, belediyeler, köy birlikleri, vb bunu yapabilirler. Yeterli sayıda anadilini bilen eleman vardır.
Adıgey, daha önce Adıgeceyi bilip bilmeme ölçütü aramadan kreşleri Rusça konuşan elemanlarla dolduruyordu. Adıgece bilmeyen kişi nasıl Adıgece öğretecek? Uygulama anadilinin değerini, kullanım alanını daraltıyor ve asimilasyona hizmet ediyordu. Şimdi işe alımlarda Adıgece bilmek tercih nedeni. Böylece Adıgece yeniden değer kazanmış ve yeniden kullanılma olanağına kavuşmuş, alan kazanmış oluyor.
Dış dünyadaki gelişmeler ve olası etkileri
Ukrayna Savaşı’nı başlatan Rusya, Ukrayna’dan bu denli sert bir karşılık beklemiyordu. Ukraynalılar yurtsever ve savaşçı insanlar, kolay lokma olacağa benzemiyorlar. Rusya çok sayıda gencini yitirdi. Ukrayna ise, cepheye asker yerine daha çok robot (drone ve füze) sevk etmeyi yeğledi. ABD-İsrail liderliği gibi Rus liderliği de yanılmış olmalı. Süper ordular ve fetihler dönemi kapanmış gibi…
Ukrayna ve İran direnişleri her iki süper gücü yormuş ve sarsmış olmalı. ABD, İsrail ve Trump, nefret odağı oldu.
İran’ın gerisinde Çin ve Hindistan, Ukrayna’nın arkasında da AB ve Batı var.
Dünya’daki dengeler değişiyor. Bunun bir sonucu olarak RF’de akılcı bir değişim beklenebilir. O takdirde RF ulusları daha geniş bir nefes alır. Putin 2026 yılını bilerek “Rusya Ulusları Yılı” olarak ilan etmiş olmalı.
ABD-İsrail ortaklığı gerileme süreci içinde. Büyük devletler ağırlık koyup bir İsrail-Filistin uzlaşısı sağlamadıkları sürece, sadece Filistinlilerin değil, Dünya barışı ile İsrail’in güvenliği de tehlike altında olacaktır. İsrail ve Netenyahu ABD’ye pahalı gelmeye başladı.
Türkiye’ye gelince, müzmin ‘çözüm süreci’ ile karşı karşıya. Zor bir süreç yaşıyor, Atatürk ve Türkçü kadrosu Kürtlerin eritilebileceğini umuyordu. Şark Islahat Kanunu, tenkil ve sürgünler, Turgut Özal’ın tehcir ve Tansu Çiller’in operasyonları ve faili meçhul cinayetler, bütün bunlar sindirme yöntemleriydi. Başarısızlığa uğradılar. Ayrıca demokratikleşmeyi ve Avrupa Birliği (refah toplumu) ile buluşmayı da engellediler.
Şimdilerde işin umut verici yanı, ana muhalefetin de iktidarla birlikte ‘çözümden yana olması’ ve generallerin susuyor olmaları.
Demek ki daha demokratik bir altyapı oluşmuş.
Gelişmeler daha demokrat bir geleceğe ışık tutucu nitelikte.
RF’de cumhuriyetler neler yapabilirler?
Yasal mevzuata değindik. RF Anayasası ve mevzuat Rus dili için zorunluluk, diğer diller için isteğe bağlılık kriterleri öngörüyor. Tek farklı kriter, cumhuriyet dilinin tüm öğrenciler için zorunlu eğitim dili olması. Ancak bu zorunluluk, cumhuriyet yönetimlerinin takdirine bırakılmış… Cumhuriyet dili haftada 1 – 1,5 ders saati okutuluyor.
Anadili ve edebiyat dersleri (eğitimi) isteğe bağlı. Ama cumhuriyet yönetimleri bunu, anadilini koruyacak biçimde esnetebilirler.
Örneğin, Adıge Cumhuriyeti anadili eğitimini anadili lehine kullanıyor, anadilinde okumak istemeyen öğrenci okul idaresine yazılı dilekçe vermek zorunda, o takdirde anadili dersinden muaf tutuluyor. Dilekçe vermemişse Adıgece derslere girmek zorunda.
Yanılmıyorsam diğer birçok cumhuriyette Adıgey’dekinin tersi bir uygulama var, okul idaresine (dolayısıyla cumhuriyete) takdir yetkisi bırakılmamış, yazılı dilekçe ile istekte bulunmayan öğrenci anadili dersi alamıyor. Cumhuriyet dili dışında öğrenci Rusça okumak zorunda. Cumhuriyet dili Adıgey’de Adıgece, Kabartay-Balkar’da Kabartay-Çerkesçe ve Karaçay-Balkarca.
Basının ve kültür kurumlarının durumu
Basın tiraj sorunu yaşıyor. Anadilinde yayınları daha çok eski kuşak izliyor. Basın ve yayın devlet desteği ile ayakta kalmaya çalışıyor. Edebi kitap yayını azalmış durumda. Sovyetler döneminde devlet yazara para ödüyor, yazarlığı ve küçük edebiyatları destekliyordu. Şimdi bunlar yok.
Tiyatro, şarkı ve dans toplulukları teşvik görüyor. Ama nereye kadar? Dil bilen eleman sıkıntısı yaşanıyor. Dans toplulukları elemanlarının birçoğunun anadilini bilmediği söyleniyor. Bu da iyi bir imaj değil. Eksiklik iyi bir düzenleme ve eğitimle giderilebilir. Bunun için yetenekli liderler, öğretmenler ve kadrolar gerekir.
Bundan sonra ne yapılabilir?
Cumhuriyetler kendi iç dinamikleri ile birçok sorunu çözebilirler. Ancak merkezin katkısı da çok önemli ve şart.
Örneğin, kısmen Adıgey dışında, diğer cumhuriyetlerin kendi öz kaynakları ile kalkınmaları çok zor. Halk yoksul. Bütçelerinde para yok. Adıgey, az da olsa turizmden para kazanmaya başladı. Diğer cumhuriyetlerde (Kuzey Osetya dışında) yoksulluk ve sermaye yetersizliği var, yatırım yapılamıyor. Bu da işsizliğe ve kuzeydeki çiftliklere doğru mevsimlik göçlere yol açıyor. Yoksulluk ortamında dinciler ve tarikatlar kol geziyor. Buraları Türkiye’nin yoksul Doğu’sunu andırıyor.
Moskova’dan ya da yatırımcılardan sermaye, para gelirse, başta turizm ve gıda sanayisi olmak üzere bir gelişme olur. Gericilik batağı kurumaya başlar. Buraları Rusya’nın en güzel, İsviçre benzeri yöreleri. Halk da konuksever.
Bütün bunların gerçekleşmesi için barış, Rusya’da olumlu bir değişim ve gelişme gerekir.
Son.
Not:
1- Krasnodar Kray’da Rusya Ateşli Silahlar Atıcılık yarışmasında ilk etabı başarıyla tamamlayan Adıgey Kız Atış Takımı,
2 – Krasnodar Kray’ın Slaviyansk-on-Kuban kentinde Kalmık takımını 3:1 yenen ve dereceye giren 14 yaş altı çocuk Adıge tenis takımı, ayrıca kız tenis takımı da var,
3 – Paris’te yapılacak Tay Boksu (Tayland “Muhay Thai”) yarışmasına katılma hakkı kazanan sporcumuz.
Rusya’da yöreler ve diller sorunu - 1-2

148 ortak arkadaş

 955 

Herkese Açık ile paylaşılıyor
Rusya’da yöreler ve diller sorunu – 2
Diller ve kullanım
Federal yasa ve mevzuata göre Rusça Rusya Federasyonu tamamında geçerli olan resmi dildir. Rusça yanında cumhuriyetler de kendi dillerini Rusça ile birlikte resmi dil olarak kullanabiliyorlar. Ayrıca illerde konuşulan diller de bazı resmi dil olanaklarından yararlanırlar.
Federal yasalar Rusça yayımlanır. Gerekli görülürse diğer dillere de çevrilebilir.
Cumhuriyetlerin yasa, tüzük ve kararnameleri Rusça yayımlanır, cumhuriyetler bunları kendi dillerinde de yayımlayabiliyorlar. Ancak Rusça yayın zorunlu, diğer diller de yayın zorunlu değildir.
Kabartay gazeteci Sayın Haşuṡe Muhammed tabela ve yol işaretlerinin Rusça olduğunu söylüyor, ancak bu zorunlu değil, yönetim ve belediyeler isterlerse Kabartayca ve Balkarcayı da Rusça yazının yanına ekleyebilirler. Karaçay-Çerkes’te 5 resmi dil var, sanırım fazladan bir yük (külfet) sayılıp bundan kaçınılıyor olabilir – bk. “Ünlü Gazeteci ve Yazar Haşuṡe Muhammed 80 Yaşında…”.
Sayın Haşuṡe, “Anadilini bilmeyenlere resmi görev (memuriyet) verilmesi doğru olmaz” diyor. Ancak buna yerel cumhuriyetler karar veremezler. Bunun için RF Anayasasının ve yasal mevzuatın değiştirilmesi gerekir.
RF yasal mevzuatı birçok yerde ve birçok kez RF’deki dillerin eşit olduğunu belirtiyorsa da, gerçek anlamda eşitlik yoktur.
Cumhuriyetler yönetimlerinin yapabileceği şey, işe alımlarda Rusça yanında diğer dilleri bilenleri tercih etmek olabilir. Cumhuriyetler, özerk okrug ve ulusal rayonlar, belediyeler, köy birlikleri, vb bunu yapabilirler. Yeterli sayıda anadilini bilen eleman vardır.
Adıgey, daha önce Adıgeceyi bilip bilmeme ölçütü aramadan kreşleri Rusça konuşan elemanlarla dolduruyordu. Adıgece bilmeyen kişi nasıl Adıgece öğretecek? Uygulama anadilinin değerini, kullanım alanını daraltıyor ve asimilasyona hizmet ediyordu. Şimdi işe alımlarda Adıgece bilmek tercih nedeni. Böylece Adıgece yeniden değer kazanmış ve yeniden kullanılma olanağına kavuşmuş, alan kazanmış oluyor.
Dış dünyadaki gelişmeler ve olası etkileri
Ukrayna Savaşı’nı başlatan Rusya, Ukrayna’dan bu denli sert bir karşılık beklemiyordu. Ukraynalılar yurtsever ve savaşçı insanlar, kolay lokma olacağa benzemiyorlar. Rusya çok sayıda gencini yitirdi. Ukrayna ise, cepheye asker yerine daha çok robot (drone ve füze) sevk etmeyi yeğledi. ABD-İsrail liderliği gibi Rus liderliği de yanılmış olmalı. Süper ordular ve fetihler dönemi kapanmış gibi…
Ukrayna ve İran direnişleri her iki süper gücü yormuş ve sarsmış olmalı. ABD, İsrail ve Trump, nefret odağı oldu.
İran’ın gerisinde Çin ve Hindistan, Ukrayna’nın arkasında da AB ve Batı var.
Dünya’daki dengeler değişiyor. Bunun bir sonucu olarak RF’de akılcı bir değişim beklenebilir. O takdirde RF ulusları daha geniş bir nefes alır. Putin 2026 yılını bilerek “Rusya Ulusları Yılı” olarak ilan etmiş olmalı.
ABD-İsrail ortaklığı gerileme süreci içinde. Büyük devletler ağırlık koyup bir İsrail-Filistin uzlaşısı sağlamadıkları sürece, sadece Filistinlilerin değil, Dünya barışı ile İsrail’in güvenliği de tehlike altında olacaktır. İsrail ve Netenyahu ABD’ye pahalı gelmeye başladı.
Türkiye’ye gelince, müzmin ‘çözüm süreci’ ile karşı karşıya. Zor bir süreç yaşıyor, Atatürk ve Türkçü kadrosu Kürtlerin eritilebileceğini umuyordu. Şark Islahat Kanunu, tenkil ve sürgünler, Turgut Özal’ın tehcir ve Tansu Çiller’in operasyonları ve faili meçhul cinayetler, bütün bunlar sindirme yöntemleriydi. Başarısızlığa uğradılar. Ayrıca demokratikleşmeyi ve Avrupa Birliği (refah toplumu) ile buluşmayı da engellediler.
Şimdilerde işin umut verici yanı, ana muhalefetin de iktidarla birlikte ‘çözümden yana olması’ ve generallerin susuyor olmaları.
Demek ki daha demokratik bir altyapı oluşmuş.
Gelişmeler daha demokrat bir geleceğe ışık tutucu nitelikte.
RF’de cumhuriyetler neler yapabilirler?
Yasal mevzuata değindik. RF Anayasası ve mevzuat Rus dili için zorunluluk, diğer diller için isteğe bağlılık kriterleri öngörüyor. Tek farklı kriter, cumhuriyet dilinin tüm öğrenciler için zorunlu eğitim dili olması. Ancak bu zorunluluk, cumhuriyet yönetimlerinin takdirine bırakılmış… Cumhuriyet dili haftada 1 – 1,5 ders saati okutuluyor.
Anadili ve edebiyat dersleri (eğitimi) isteğe bağlı. Ama cumhuriyet yönetimleri bunu, anadilini koruyacak biçimde esnetebilirler.
Örneğin, Adıge Cumhuriyeti anadili eğitimini anadili lehine kullanıyor, anadilinde okumak istemeyen öğrenci okul idaresine yazılı dilekçe vermek zorunda, o takdirde anadili dersinden muaf tutuluyor. Dilekçe vermemişse Adıgece derslere girmek zorunda.
Yanılmıyorsam diğer birçok cumhuriyette Adıgey’dekinin tersi bir uygulama var, okul idaresine (dolayısıyla cumhuriyete) takdir yetkisi bırakılmamış, yazılı dilekçe ile istekte bulunmayan öğrenci anadili dersi alamıyor. Cumhuriyet dili dışında öğrenci Rusça okumak zorunda. Cumhuriyet dili Adıgey’de Adıgece, Kabartay-Balkar’da Kabartay-Çerkesçe ve Karaçay-Balkarca.
Basının ve kültür kurumlarının durumu
Basın tiraj sorunu yaşıyor. Anadilinde yayınları daha çok eski kuşak izliyor. Basın ve yayın devlet desteği ile ayakta kalmaya çalışıyor. Edebi kitap yayını azalmış durumda. Sovyetler döneminde devlet yazara para ödüyor, yazarlığı ve küçük edebiyatları destekliyordu. Şimdi bunlar yok.
Tiyatro, şarkı ve dans toplulukları teşvik görüyor. Ama nereye kadar? Dil bilen eleman sıkıntısı yaşanıyor. Dans toplulukları elemanlarının birçoğunun anadilini bilmediği söyleniyor. Bu da iyi bir imaj değil. Eksiklik iyi bir düzenleme ve eğitimle giderilebilir. Bunun için yetenekli liderler, öğretmenler ve kadrolar gerekir.
Bundan sonra ne yapılabilir?
Cumhuriyetler kendi iç dinamikleri ile birçok sorunu çözebilirler. Ancak merkezin katkısı da çok önemli ve şart.
Örneğin, kısmen Adıgey dışında, diğer cumhuriyetlerin kendi öz kaynakları ile kalkınmaları çok zor. Halk yoksul. Bütçelerinde para yok. Adıgey, az da olsa turizmden para kazanmaya başladı. Diğer cumhuriyetlerde (Kuzey Osetya dışında) yoksulluk ve sermaye yetersizliği var, yatırım yapılamıyor. Bu da işsizliğe ve kuzeydeki çiftliklere doğru mevsimlik göçlere yol açıyor. Yoksulluk ortamında dinciler ve tarikatlar kol geziyor. Buraları Türkiye’nin yoksul Doğu’sunu andırıyor.
Moskova’dan ya da yatırımcılardan sermaye, para gelirse, başta turizm ve gıda sanayisi olmak üzere bir gelişme olur. Gericilik batağı kurumaya başlar. Buraları Rusya’nın en güzel, İsviçre benzeri yöreleri. Halk da konuksever.
Bütün bunların gerçekleşmesi için barış, Rusya’da olumlu bir değişim ve gelişme gerekir.
Son.
Not:
1- Krasnodar Kray’da Rusya Ateşli Silahlar Atıcılık yarışmasında ilk etabı başarıyla tamamlayan Adıgey Kız Atış Takımı,
2 – Krasnodar Kray’ın Slaviyansk-on-Kuban kentinde Kalmık takımını 3:1 yenen ve dereceye giren 14 yaş altı çocuk Adıge tenis takımı, ayrıca kız tenis takımı da var,
3 – Paris’te yapılacak Tay Boksu (Tayland “Muhay Thai”) yarışmasına katılma hakkı kazanan sporcumuz.

Süreyya Ülker

Dünyadaki bütün çok uluslu imparatorluklar yıkılırken Rusya yapısındaki bütün etnik grupların uluslaşmasına hamilik etme vaadiyle Sovyetler Birliği adıyla imparatorluğunu sürdürmüştür. Uluslaşmamış etnik gruplara aday ulus denmiş, uluslaştırılacakları vaad edilmiştir. En büyük grup olan Türklere şirin gözükülmüştür. Kırım’da Tatarların oranı %23 olduğu halde kurulan özerk cumhuriyet ilk ağızda Tatarların yönetimine verilmiştir. Orenburg’da Ruslar çoğunlukta olduğu halde Türkistan ile İdil-Ural’ın bağlantısını sağlayan bu kritik bölge Kazakistan’ın (o zamanki adıyla Kırgız Cumhuriyeti) başkenti yapılmıştır. Başkurdistan ile Tataristan’a verilen özerkliğin siyasi, Çuvaşistan’a verilenin idari olduğu vurgulanarak ilk iki Müslüman cumhuriyete zamanla birinci sınıf cumhuriyet statüsü verileceği umudu verilmiştir. Daha sonra bütün bu iyi niyetli gibi gözüken olanaklar çeşitli bahanelerle kısılarak ulusçu önderler kanlı bir biçimde ortadan kaldırılmıştır. Özerk cumhuriyetleri birinci sınıf cumhuriyete dönüştürme işlemi dondurulmuş, bir yandan Rusya Federasyonu içerisindeki cumhuriyet ve bölgeler, öte yandan Rusya’ya komşu birinci sınıf cumhuriyetler Ruslaştırılmaya çalışılmıştır. Bütün özerk birimlerde ulusal nüfus gerilemiş, Rus nüfus artmış, ulusal nüfus mensupları Ruslaşma sürecine girmişlerdir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bu süreç bağımsızlığına kavuşan eski sovyet cumhuriyetlerinde tersine işlemeye başlamıştır. Bu da Rus nüfusun doğurganlığının azalmasına bağlı olarak Rusya’nın Rus nüfusunu eski Sovyet coğrafyasındaki Rusları Rusya’ya toplayarak güçlendirme politikasına bağlanmaktadır. Rus nüfus Çeçenistan, Dağıstan, Tuva, Saha gibi birkaç federe cumhuriyette de gerileme sürecine girmiştir. Öte yandan çok dilli Dağıstan Rusça konuşan Müslümanlardan oluşan bir cumhuriyete dönüşmüş, Tatarların çoğu da dilini yitirmiştir. Daha birkaç yıl önce Komi-Permiyak, Taymir, Evenkiya, Koryak, Üst Orda Buryat özerk bölgeleri lağvedilmiştir. Bırakın Rusya içerisindeki halkları uluşlaştırıp devlet kurmalarını sağlamayı, Rusya bugün Sovyetler Birliği’ni diriltmek için fırsat kollamaktadır. Bütün bunlar iyi niyetli Lenin’in yerine kötü niyetli Stalin’in geçmesine indirgenebilir mi bilemiyorum. Başka ülkeler Rusya’nın verdiği hakları bile vermiyor denebilir. Ancak o devletler sömürgelerine bağımsızlık vermişlerdir. Rus tutsağı ulusların şanssızlığı Rusya’nın deniz aşırı değil, komşuluk yoluyla yayılmasıdır. Bu arada içinde ABD de olmak üzere bütün ülkelerin içlerindeki azınlıkları eritip dil birliği sağlamaya çalıştıkları bir gerçektir. Trump’un da üyesi olduğu ABD’deki 85 milyon Alman dilini yitirmiştir. Dil çeşitliliğinin bir zenginlik olduğu görüşü maalesef kâğıt üzerindedir.
  • Yanıtla
  • Gizle
  • Düzenlendi
Gönderi Sahibi

Hapi Cevdet Yıldız

Sayın Süreyya Ülker, elbette geçmişi ve bugünü bilmeliyiz. Bunları bilirsek geleceğe ilişkin projeksiyonlar çizebiliriz. Lenin ağabeyini asan ve ulusları inleten Çarlık rejimine, sermaye sömürüsüne son vermek istiyordu. Rus’tu ama Rusçu (nasyonalist) değildi. Nasyonalizmin sermayeci sınıfın ideolojisi, dünya görüşü olduğunu biliyordu.
Çözüm kolay değildi, geniş bir coğrafyada 100 üzeri ulus bir arada yaşıyordu.
Lenin uluslar sorununu çözme projesini İsviçre’den örneklenerek geliştirmişti. Biliyor olmalısınız İsviçre’de köy, geniş yetkileri olan bir özerk birim, köy yönetimi yasalara uygun olarak, kendi köy okulunda hangi dil ve derslerin okutulacağı konusunda karar verebilir. Kantonların geniş özerklikleri vardır. Federal merkez kantonların (federe devletlerin) iç işlerine karışamaz, yetkiler belirlenmiştir. İsviçre’de eski Şapsığlarda olduğu gibi karizmatik liderler, Trump ve Erdoğan gibi kişilere gerek yoktur, Şapsığlarda “Kürsüde dili, savaşta da kılıcı ile önde olan” lider sayılırdı. Koşullara göre oluşan geçici liderlikler vardı. İsviçre tarafsızlığı ve barışı seçti, ama gelişmeleri titizlikle izliyor ve gerekli önlemleri alıyor.
Sovyetler Birliği’nde iç sınırlar çizilirken sürtüşme ve çekişmeler elbette yaşanmıştır. Bunlar olmuş ve yaşanmış olan şeylerdir. Bunlara takılıp kalmamak gerekir.
Lenin dil ve ulusal sorun konusunda özetle şöyle demiştir: Bir yerdeki azınlık topluluğuna, o azınlığın lehine ve çoğunluk halkın aleyhine haklar verilmeli, o yerde azınlıkta olan halkın dili devlet işlerinde titizlikle kullanılmalıdır.
Böylece azınlık halk aleyhine olan baskılar kısmen de olsa dengelenmiş olur diyordu. Nitekim nüfusun beşte biri olan Adıgelere Adıgey’de verilen eşit temsil hakkı (paritet) halen sürüyor. Ama elbette sorunlar vardır.
Biliyorsunuz Rusya’da Batı destekli büyük bir iç savaş yaşandı, savaşı Sovyetler kazandılar. Bu da Türkiye’de Atatürk’e ve destekçilerine zafer yolunu açtı.
İkinci Dünya Savaşı süresinde milyonları bulan Sovyet askeri ve insanı Nazi Almanya’sı saflarına katıldı. Ama Nazi safından Sovyetlere katılanlar olmuş mudur? Türk Kurtuluş Savaşı’nda Yunan işgal bölgelerinde görev almış Türk işbirlikçilerin sayısı bile 10 bini geçmemişti. Kuşkusuz buna yerli Rumlar dahil değildi. Yunanlılar ve yerli Rumlar milliyetçiliğin (nasyonalizmin) ve yayılmacı politikaların kurbanları olmuşlardı. Savaş sonu 1,5 milyon üzeri Rum Yunanistan’a sürüldü ve Türkiye kültür yönünden çoraklaştı.
Demek ki Nazi propagandası Sovyetleri bastırmıştı. Hitler’in Goebbels’i deha düzeyinde bir propagandistti. Nazi, kurulu düzeni ve sermayeyi, Sovyetler ise yeniyi, alışılmamışı, ülkeyi ve emeği savunuyorlardı. Farkı bilmemiz gerekiyor. Sovyetler 20 milyon üzeri insan kaybı yaşadılar. Çerkesler de bu badireden ağır kayıplarla çıktılar, Şapsığ toprağı ve özerk Şapsığ ilçesi elden gitti. Bu gibi kayıplar nasıl telafi edilecek?
Gorbaçov döneminde cumhuriyet sayısı artırılmak, ülkeyi demokratikleştirmek projeleri uygulamaya konmak istenmişti. RF’de şimdi Gorbaçov dönemi projelerinin daraltılmış bir biçimi uygulanıyor. Yani Brejnev dönemine kıyasla iyi, Gorbaçov’a kıyasla daha baskıcı bir uygulama söz konusu. Ama akıllı önderler yönetiminde iyiye doğru yol alınabilir.
Ancak statüko Rus onayı olmadan değiştirilebilir ve geliştirilebilir mi? Küçük halklar (22 cumhuriyet, 4 özerk okrug, 6 okrug, birkaç ulusal rayon ve 47 tanınmış küçük yerli halk) ise sürece olumlu katkılarda bulunabilirler. Ancak bu koşullarda belirleyici olamazlar. RF nüfusunun beşte dördünden fazlası Rus. İddialaşmamak, makul olmak gerekir.
Ulusların ve dillerin savaşı maalesef sürüyor, İsviçre’den örnek alınmaz. Osmanlı Birinci Dünya Savaşı’na yitirdiklerini geri almak ve yeniden genişlemek için katıldı. Sonucunu görüyoruz.
Dünya bir değişim süreci içinde. Değişim gerçekleşecek. Ama daha adil olacak mı? Çin ne diyecek? Küçük dillerin ve ulusların yakası bırakılacak mı? Her büyük ulusun genişleme hülyası var, hiç de masum değiller. Görüyorsunuz Trump Grönland ve Kanada’yı, Putin de Donbass’ı (Ukrayna’yı) istiyor.
Dengelemezsen isteklerin sonu gelir mi?
Böyle bir dünyada bizler salim kafayla, bilim ve bilgi ışığında ve barışçı yöntemlerle sorunlara çözümler aramalıyız. Saygılar
Yorum Yap