Rusya’da yöreler ve diller sorunu – 1-2

Bu son 3-4 yıl içinde Rus ve Adıge gençleri arasında bir yakınlaşma doğmuş bulunuyor. Spor ve sanat gençleri yakınlaştırıyor. Daha önce Rus kendini üstün ve diğer Rusya yurttaşlarını ise ikinci sınıf insan olarak görüyordu.
Yönetim de el altından bu ırkçı görüşü destekliyordu. Rus varlıklı ve modern kişi, Kafkasyalı, vb ise yoksul, geri ve çaresiz (düşkün) kimselerdi. Ama her nasılsa Lenin o insanlara özerklikler verme hatasını işlemişti.
Bu sakat politik görüş etkisindeki Rus öğrenci için Rusça değerli, diğer diller değersiz, öğrenilmeye, üzerinde durmaya değmeyecek basit ve ilkel dillerdi. Kuşkusuz bu bir sömürgeci zihniyeti ve politikası idi.
Sovyetler, bir yönüyle bu politikanın tipik bir örneğine dönüşmüştü ve yıkılıp gitti.
Şimdi olumlu işaretler alıyoruz. Rusya Federasyonu’nda Rusça dışı diller cumhuriyetler okullarında resmi dil statüsünde haftada 1 – 1,5 ders saati okutulabiliyor. Dikkat edin, Rusça dışı diller okutuluyor değil okutulabiliyor. Ayrıca, ek olarak anadili ve edebiyat dersleri de var, haftada 1 – 1,5 saat. Böylece anadilinde derslerin toplam süresi, haftada 3 saate kadar yükselebiliyor. Yetersizdir elbette.
Rusya Federasyonu’nun genel resmi dili Rusça. Ek olarak cumhuriyetler kendi dillerini de, kendi yöreleri ile sınırlı olarak resmi dil yapabiliyorlar. Yapmayabilirler de, Karelya Cumhuriyeti gibi. Bu diller Rusça ile birlikte kendi yörelerinde resmi dil iseler de, Rusça gibi her yerde değil, sınırlı alanlarda kullanılırlar.
2018 yılında yayımlanan bir federal yasa ile Rus olmayan öğrencilere kendi anadillerini öğrenmeme hakkı tanındı. Gerekçesi, yüksek okul sınavlarının Rusça yapılıyor olması ve öğrencilerin fırsat eşitliğinden yoksun bırakılmaması – Образование_на_языках_народов_России.
Oysa küreselleşme ortamında küçük diller kösteklenmeye değil, desteklenmeye muhtaç. Aksi takdirde biterler.
Yüksek okullarda azınlıktan öğrencilere kota tanınır, sorun biter.
Rusya’da, her biri 50 binden az nüfuslu ve tanınmış 47 kadar küçük yerli ulus (azınlık) var. Şapsığlar da bunlardan biri. Ancak Şapsığların bu resmi, “küçük yerli ulus” statüsünün kaldırılmasını isteyenler de var.
Küçük ulusların bazılarının dilleri, konuşuldukları yörelerde resmi dil olarak tanınabiliyor (Abazince ve bazı Dağıstan dilleri, okrug, ulusal rayon dilleri, vs gibi).
Az nüfuslu dillerde yayın ve eğitim de var. Abazince gazete Çerkessk kentinde haftada iki gün, resmi olmayan “Şapsugiya” (Şapsığ diyarı) gazetesi de Soçi’de ayda iki kez yayımlanıyor. Sibirya’daki Altay Kray’ının Alman ulusal rayonu ile Omsk Oblastı’na bağlı Alman ulusal rayonu’nda (Der Deutsche Nationalrajon Asowo) Almanca resmi dildir ve 2000 tirajlı haftalık “Ihre Zeitung” (Gazeteniz) gazetesi Almanca olarak yayımlanıyor.
Bu anlamda Rusya, biçimsel anlamda fena sayılmayan örneklerden biri. Ancak bunun altının doldurulması ve ona bir içerik kazandırılması da gerekiyor.
Rus nüfus sayımları da tam güvenilir değil; Şapsığ örneğinde de görüldüğü gibi. Şapsığ etnik nüfusunun bir bölümü, nüfus sayımlarında, yöre (Şapsığ yöresi) dışına taşınıyor, başka yöreler hanelerine ekleniyor, örneğin Soçi’den yüzlerce km uzaktaki yerlerin nüfuslarına eklenebiliyor.
Sonuç olarak Şapsığların 10 bin üzeri olan nüfusu bu gibi yollarla 1,914 gibi küçük bir köy nüfusuna indirilebiliyor ve Sibirya halklarına dendiği gibi “az sayıdasınız” denilerek toprakları ve eski hakları geri verilmiyor.
Politik ve hukuki iyileşmeler
Adıgey’de resmi ya da anadili statülerinde Adıgece ders veren 900 üzeri öğretmen var. 100 bini Adıge, toplamda 500 bin nüfus için bu sayı, çok değerlidir. Geleceğe yönelik bir umut yaratıyor. Türkiye’deki durumun çok çok üzerinde; 12 Mart 1971’in General Memduh Tağmaç faşizmine göre paha biçilemez değerde.
Başkent Maykop’ta devlet korumasında olan ve Adıgeceyi savunan bir “Proje Ofis” de var. Bazı ortaokullarda, örneğin Cumhuriyet Gimnazyası’nda (ortaokul) Adıgece öğretim destekleniyor ve bazı pilot ortaokul öğrencilerinin de Adıgece konuşmaya başladığı söyleniyor.
Ama köy okulları ile diğer sıradan okullarda durum pek iyi değil. Köy okullarında öğrenci azalması var, köyler boşalıyor. Köy okulları yerine, taşımalı eğitim önem kazanmış; sonuç olarak, Adıge öğrenci Rusça eğitim veren başka bir okula götürülmüş oluyor. Adıgey’de okulların bir bölümünde henüz cumhuriyet dilinde (Adıgece) öğretime geçilmiş değil, öğretmen açığı ve parasızlık olmalı.
Oysa cumhuriyet dili Adıgece ilk ve ortaokullarda zorunlu ders statüsünde okutulabiliyor. Kapanmamış köy okulları ise şimdilik eski statüyü koruyor ve Adıgece daha ağırlıklı olarak öğretiliyor.
İstenirse, elbette başarılı ve kaliteli bir eğitim de verilebilir. O halde sorun bir devlet, kadro ve para sorunu.
Bunu anlamak gerekiyor.
“Adıge Mak” (Adıge Sesi) gazetesi için iyi Adıgece bilen bir kadro yetiştiriliyormuş. Güzel. Yarı resmi bu gazete için buna gereksinim duyuluyor. Ya diğerleri, diğer alanlar?..
“Bir çiçekle bahar olmaz”, ama bir çiçekle bahar başlar demişler.
Çocuk yuvalarında, kreşlerde Adıgeceye önem verilmeye başlanmış. Bu da güzel bir başlangıç.
Eskiden Rusça az biliniyor ve bu gibi nedenlerle Rusça öğrenime ağırlık veriliyordu. Adıgelerin ve küçük toplulukların dış dünya ile köprü kurmak için bir aracı dile, Rusçaya gereksinimi vardı. Televizyon, internet yayını ve birçok köyde elektrik bile yoktu.
Bazı Adıge anneler, “Bu oğulcuğum (mı sivnuk ṡıqur) bir harika, okumuş olarak (Rusça konuşuyor olarak) doğmuş” (Mı sivnuk ṡıqur ğešeğonı, yecağev [vırısıbze yıšev] kehuğ) diye övünüyorlardı.
Bir dilbilimi profesörümüz bile “Rusça bize lazım” diyordu ciddi ciddi 2010’larda…
Şimdi durum değişti, şimdi anadili bilinmiyor ya da bilenlerin çoğu anadilini konuşmuyor, Türkiye’de de olduğu gibi; Kafkasya’da herkes artık Rusça biliyor ve çoğu Adıge, çocuğu ile Rusça konuşuyor, anadiline ise önem vermiyor ve anadili ölüme terk ediliyor.
Rusça ve Türkçe konuşmak ‘kibarlık’ sayılıyor… Kırgızistan’da da öyleymiş…
Adıgeceyi 2021’de 114 bin Adıge’nin içinden resmi anlamda 86 bin kişi (% 75) biliyordu. 28 bin kayıp. Maalesef Kabartaycayı ve diğer dilleri bilenler de azaldı ve azalmaya devam ediyor. Kabartay-Çerkes dilini konuşanlar 450 bine; Abazinceyi konuşanlar 30 bine; Karaçay-Balkar dilini konuşanlar da 274 bine düşmüş – Языки_России. Sibirya dillerinin çoğu zaten can çekişiyor. Teneşire yatırılmış çok sayıda küçük dil var.
Sistem değişmiş değil, devam ediyor, sadece kısmi bir iyileşme var, ama cüz’i ölçekte.
Şu sıralar, sadece Adıgey’de değil, her yerde ortalığı Rusça televizyon ve internet ağları sarmış durumda. Her şey ve her yer Rusça. Adıgece nadir duyulan seslerden. “Hadrıxeden” (Ölüler diyarından) ara ara ‘gelen ve duyulan’ bir ‘ses’ gibi. Tabii durum Türkiye’de, Ankara ve Düzce’de, vb gibi yerlerde olduğu kadar da kötü değil.
Bakanlık rakamlarına göre, Türkiye’de “2024-2025 eğitim-öğretim yılında 219 okulda 30 bin 862 öğrenci Kurmanci, 38 okulda 4 bin 554 öğrenci Zazaki, 3 okulda 39 öğrenci Lazca, 10 okulda 401 öğrenci ise Adıgece dersini seçmiştir” (Özdemir İnce, “Anadilde öğretim maval”, Cumhuriyet Gazetesi, 28.04.2026). Tablo böyle.
Her şeye karşın Biga ve bazı Samsun ilçeleri gibi kıyıda köşede kalmış Adıgece konuşulan tek tük değerli yörelerimiz de bulunabilir. Diğerlerinin çoğu dökülmüş ve Ĺepokoj olup çıkmış (Türkleşmiş).
Eskiden Adıgey’de ve her yerde azınlık dili dersi öğretmeni korka korka haftada bir saate indirilmiş olan anadilinde ders veriyordu. Ağzından Adıgeceyi ya da Adıgeleri övücü bir sözcük düşmesin diye titriyor, Rusçu amirlerin hışmından fena halde ürküyordu. O denli bir baskı vardı.
Kısacık Gorbaçov döneminde (1985 – 1991) ilkokulda, 1 – 4 sınıflarda anadili eğitimine dönüş yapıldı, ortaokul ve lisede de anadilinde ders saatleri artırılmıştı. Ancak saman alevi gibi parlayıp söndü.
Hemen kısıtlamaya gidildi ve bugünkü berbat durum ortaya çıktı.
Bir anı: Ekim 1962’de İstanbul’da burslu öğrenci olarak Üniversite eğitimine başladım. İstiklal Caddesinde, okul dönüşü, temiz, güzel giyimli ve Rumca konuşan ilk ve ortaokul kız öğrencilerini görüyordum, İstanbul’a renk ve güzellik katıyorlardı. Kıbrıs sorununu bahane eden yağmacılar ve en son olarak da Türkçü Başbakan İsmet İnönü bu son gelincik tarlasını hoyratça biçip geçti ve çiğnedi. Aile başına 30’ar dolar vererek hepsini Yunanistan’a postaladı. Todor Jivkov faşisti bile postaladığı Bulgar Macirlerine (Türklere) 100’er dolar veriyordu…
Şu son dönemde Rus öğrenciler arasında Adıgeceyi öğrenmek isteyenler ve spor yarışmalarında Adıge bayrağı ile objektiflere poz verenler görülmeye başladı. Korku duvarları aşılıyor mu, ne? Rus öğrenci, ırkçı baskılardan korkuyor ve kendisini başka ulus öğrencilerinden ayrı tutuyordu. Şimdi sevindirici bir gelişme var. Devam etmeli.
Irkçı barajlar yıkılıyor diyebilir miyiz? Henüz erken. Ama geleceğe umutla bakabiliriz.
Katkıları nedeniyle Kumpıl Murat’ı ve diğer cumhuriyet yetkililerini kutlamak gerekiyor.
Spor ve sanat, geçmişin ırkçı ve dinci tortularını temizliyor, pislikleri temelinden alıp götürüyor olmalı.
Not:



- Yanıtla
- Gizle
- Düzenlendi